• 27.07.2014 00:00
  • (2960)

 Daha önce de yazmıştım,

Kibir zirvede rekorlar kırıyor,

Şımarıklık, kişi başına bin Watt düşüyor,

Öz güven, Zaloğlu Rüstem’de bile bu kadarı yok. Öyle ki Zekeriya Öz Sayın başbakana“sonun Saddam ve Kaddafi gibi olacak” diyecek ve HSYK’nın bir üyesi buna “ifade özgürlüğü” diyecek. Ben de burada o paralel elemana “seni de boynunda tasma ile gezdirmek fena olmaz” desem ne kadar ifade özgürlüğü kapsamına girer bilmiyorum.

Bunlar öyle bir fanus içinde yaşamışlar ki kendileri dışında kalanları sinek gibi görmüşler/di.

Yaptıklarından sual olunamayacağına, asla sorgulanamayacaklarına inandırılmışlar/dı.

Öyle ki hiçbir haltlarına kimse ses çıkaramaz/dı.

Konuşmalarında kibrin zirvesinin de ötelerine geçerek "ülkeyi yöneten herkes bizim bineğimizdir, ya dediğimizi yapar ya da binek değiştirmesini biliriz" diyerek gayretullaha dokunduruyorlardı.

Ne de olsa “kâinatın yüzü suyu hürmetine durduğu” kâinat imamları! vardı.

Hem de bu kâinat imamı Amerika'ya giderek"başta ABD olmak üzere bütün Batı âlemini hidayete erdirip Müslümanlaştıracak” zırvasına inandırılmışlardı.

Hatta son zamanlarda özellikle Doğu’da insanları “Hocaefendi Türkiyeye şeriat getirecekti, ama laik Tayyip Erdoğan bunu engellemek için cemaate düşman oldu, operasyon yapıyor”a inandırmaya çalışıyorlar da artık kimse paralelcilerin din-iman sözlerine kulak asmıyor. Herkes meselenin Güney’deki ülkenin âli menfaatleri olduğunun farkında.

Şimdi, bu fanus içinde yetiştirilen siz olsanız bu paralelcilerden farklı olabilir miydiniz?

Biz bunlar gibi yetiştirilseydik bizim de özgüvenimiz pik yapmaz mıydı?

Bu pik yapan özgüvenimiz bizi iblisî bir kibre sürüklemez miydi?

Abdullah Aymaz için söylemiştim:

Fenafilkibrhalindedir diye,

Şimdi anlıyorum ki bu kapalı devre yetiştirilen her paralelcinin geldiği nokta:

FENAFİ’L KİBRnoktasıdır.

Adamlar oturup Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül’ü, Başbakan Sayın Tayyip Erdoğan’ı, Genel Kurmay Başkanını, Mit Müsteşarını ve 150 civarında çok çok gizli, önemli, sakıncalı, tehlikeli, idamlık ve ölümcül kriptolu telefonu dinlemişler.

Adamlar bu ölümcül casusluk işinden dolayı (bugün başlarına geldiği gibi) olası tehlikeden zerre kadar çekinmemişler.

Adamlar dinlemeleri IMEI numarası üzerinden gerçekleştirirken, ayrıca bu dinlemeleri kayda alıp başka ülkelere de (kuvvetle muhtemeldir ki bu ülke İsrail’dir) vermişler.

Bu adamlar bir genelkurmay başkanını da içeri aldıktan sonra “Allaaaah! Kim tutar bizi? Biz var ya biz, biz âlemin kralı olduk” moduna girdiler ve bir türlü çıkamadılar.

Bu adamlar,

Yok, ne adamlığı?

Adam olan bu ihaneti yapar mı?

Adam olan ülkesine bu zulmü reva görür mü?

İsrail devletine bile en küçük bir zarar gelmesin diye bu kadar çırpınanların kendi ülkelerine zarar vereninden adam mı çıkar?

Bu herifler bütün bu alçaklığı sergilerken devletlerine zarar vereceklerini önemsememişiler. Bizim bilmediğimiz, aklımızın almadığı! Cemaatlerinin âlî menfaatleri için yapmadıkları ve yapamayacakları ihanet yokmuş. Bir kere olsun “ben ne yapıyorum? Ya gün gelir bunlardan dolayı başım derde girerse” deme gereği duymamışlar.

Dedim ya;

FENA Fİ’L KİBRhali böyle bir şey. İblisvari dememin sebebi bu.

İblis de kibre düştüğünde başına gelecekleri düşünecek moddan çıkmıştı.

Paralel yöneticilerin böyle bir derdi olmamasına rağmen 'fanus elemanlar' büyük bir kibirle:

Îmanca da herkesten daha güçlüyüz

ABDYİ BİLE HİZAYA VE İMANA GETİRECEĞİZ” hayallerindeydiler ve bu hayalleri onları böyle şebekleştirdi.

Bakınız,

22 Temmuz Paralel Operasyonun 17-25 Aralık uyduruk yolsuzluk operasyonuyla uzaktan yakından bir alakası yok. Elbette o da soruşturulmalı, ama bu operasyon TEVHİD SELAM TERÖR ÖRGÜTÜ yaftasıyla 3 yıl boyunca Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile MİT Müsteşarı Hakan Fidan dâhil 2280 kişinin dinlenilmesiyle ilgili.

Bu operasyon başbakan Tayyip Erdoğan'ın telefonla Somali Cumhurbaşkanı ve Filistin Devlet Başkanı ile görüşmelerinin, MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın telefonlarının dinlenilmesi suretiyle casusluk ve organize suçlarla ilgili bir operasyondur. Bu operasyonda iki soruya cevap aranıyor:

Bu dinleme emrini kim/ler verdi?

Bu dinlemeleri neden yaptınız?

Ver hukuki cevabı, serbest kal, yoksa, yok öyle yağma.

Her şey bir tarafa,

Doğru olanı, yanlış olanı bir kenara koyuyorum. Başbakanı SELAM TEVHİD ÖRGÜTÜ LİDERİ olarak dinlemelerini de bir kenara bıraktım.

Bana ÜLKENİN KRİPTOLU TELEFONLARINI NEDEN DİNLEDİKLERİNİ AÇIKLASINLAR SÖZ BİR ALLAH BİR EBEDİYEN ARTIK PARALEL DEMEYECEĞİM.

Hatta paralelin “P”sini hatırlatır diye “portakal” dahi yemeyeceğim söz. Bana bu ülkenin en sır, en gizli, en ölümcül telefonlarını NEDEN dinlediklerini açıklasınlar öbür boyu susayım.

Hatta “Hocaefendi Türkiyeye şeriat getirecekti…” tezviratlarına da inanayım. Yeter ki bana kriptolu telefonları NEDEN dinlediklerini açıklasınlar.

22 Temmuz 2014 günü başlayan operasyon dalga dalga yayılacak. Emniyetin derinliklerine, yargıya, bürokrasiye de sıçrayacak. En küçük memuruna varana dek kim bu ülkenin geleceğine, başbakanına, siyasetine kumpas kurup hukuku çiğnemiş, haddini aşmışsa hesabını verecek. Yargı ve emniyet çok sabırlı, kılı kırk yararak çalışıyor. Yani acele yok.

Elbette suçsuz olanlar aklanacak ve tabi ki ihanet şebekeleri de gerekli cezaya çarptırılacak. Ta ki bir daha bu ülkede vesayetler, legal görünümlü illegaliteler oluşmasın.

Ve aldatıcılar artık Allah cc ile aldatmaya cesaret bulamasın.

@ahmetay_