• 6.09.2014 00:00
  • (3390)

 Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç Paralel yapı ile ilgili “bana da bir liste geldi, yırttım attım” dedi ya, ona kalırsa artık paralel yapı meselesini kapatmamız gerekecek.

Gerçek bir hukuk adamı -velev ki “hukuk fakültesi okumamış biri” olsa da- eline geçen belgenin içeriğine hassasiyet gösterir.

Mesela belgede bir cemaat için “dini ibadetlerini toplu ifa ediyor” dense bile cevaben, “bunu yasalarımızda, anayasamızda yasaklayan bir hüküm bulunmamaktadır” diyerek konu kapatılır, ama yine de belge çöpe atıl(a)maz. Çünkü çöpe atlan belgeyle ilgili günün birinde inanılmaz başka bilgi ve belgeler de çıkar. Elbette kimse o belgelerle hukuk dışı bir uygulama yapılmasını istemiyor, lakin AYM Başkanı yakını olduğu bir oluşum hakkındaki bilgileri “gereksiz”liğe mahkûm edemez.

Bakalım, Sayın Kılıç’ın iftiharla ”yırttım attım” dediği belge neymiş?

Anayasa Mahkemesi Eski Raportörü Yrd. Doç. Dr. Emir Kaya,  "Haşim Bey’e Anayasa Mahkemesi’ndeki Cemaat yapılanmasıyla ilgili ilk liste, Sayıştay’daki bir arkadaşı tarafından 2012 yılında verildi. Bu listelerin geçmişi var. Bir kaç liste var benim anladığım. Ben bunu kamusallaştırmasam bu listeler gitmeye de devam edecek. Böyle ciddi bir sorun var Anayasa Mahkemesi’nde. Fakat bu sorun dillendirilmediği için AYM’deki Cemaat uzantıları iyice güçlendi. Ve aslında listelerin gerçekten hükümsüz olması sonucunu verdi. Bu o zaman önemsenmedi. Fakat böyle bir sorun Anayasa Mahkemesi’nde uzun zamandır var. Ben 2012 Nisan ayında göreve başladım, ama 2012 Temmuz’da ben de Anayasa Mahkemesi’nde farklı bir yapılanmanın olduğunu, bunların hukuki hareket etmediklerini ve iş barışını da bozduklarını, hakim ve savcıları farklı yönlerde motive ettiklerini, korkuttuklarını bir rapor halinde ben de başkanımız Haşim Kılıç’a verdim" diyor.

Raportörün bu kadar ciddi bir belgeyi AYM Başkanına takdim etmesini “çöp”lük görmelerinin daha makul sebebini kamuoyunun beklemesi hakkıdır. Çünkü Sayın Kılıç’a isim listesi getiren imzasız, yetkisiz birileri değil kendi raportörü. Ama AYM’deki paralelcileri deşifre ettiği için raportörü işten çıkarıyor Sayın Haşim Kılıç

Bakınız, Saygın bir Başsavcı, Sayın Kılıç’ın “içinde bazı isimler olan belgeyi çöpe attım” dediği adamlarla ilgili neler söylüyor?

“… Paralel Yapı'nın çok güçlü bir haber ağı var. Her adliyede, mahkemede elemanları var ve en ücra adliyedeki bir konuşma bile HSYK'ya gidiyor. Bununla da kalmıyor o kişiye telefon açılıp yaptığı konuşmanın hesabı soruluyor. Korku imparatorluğunu böyle oluşturuyorlar. Ellerindeki en büyük Demokles kılıcı ise teftişler… Genelde üstü çizilecek hâkim ve savcılar hakkında önce isimsiz imzasız şikâyetler gelir. Doğru veya yalan, gelen bu ihbarların ardından hemen müfettişler soruşturmaya geçerler. Bu soruşturmalar neticesinde de cezalar veriliyor. Bir disiplin cezası almış hâkim savcının meslekte geleceği kalmamış demektir…  Kimse bu konuda yapılanların etkisinin gücünden ötürü Paralel Yapı'ya sesini çıkaramadı.”

Peki, AYM’de durumlar nasıl?

Anayasa Mahkemesi Eski Raportörü Yrd. Doç. Dr. Kaya şöyle devam ediyor:

"Ben listelerle uğraşmıyorum. Açıkça Anayasa Mahkemesi, cemaatin kontrolünde diyorum. 17 üye varsa, bunlardan 3'ü cemaat mensubu, 4'ü cemaat güdümünde, 3-4 tanesi de güce göre pozisyon alıyor. Raportörler çok kritik, mahkemeyi raportörler çeviriyor. Toplam 70 raportörün 40'ı net olarak cemaatten" diyor. Bu yabana atılacak bir iddia değil, bilakis Yüksek Mahkemenin “Millet Adına” vereceği karar gereği üzerinde hassasiyetle üzerinde durması gereken bir iddiaydı.

Peki,

Raportörün bu açıklamasına rağmen AYM Başkanı Sayın Kılıç ne diyor ona bakalım:

“Belge ve bilgi olmadan insanlar itham edilerek çok ciddi yanlışlar yapılıyor. Hem kendi kurumum hem diğer kurumlar için söylüyorum imzasız, bir yığın dilekçe geliyor, ‘şu şucu, bu bucu’ diye. Fişlemeler yapılıyor… bana da bir liste geldi çöpe attım…”

İşte,

Bir yandan raportörün açıklaması, diğer yandan AYM Başkanının açıklaması. Kamuoyu bu açıklamalardan şunu anlamıştır:

“AYM Başkanı bu ciddiyette bir olayı örtbas etmiştir.”

Der tabi, Çünkü;

Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan için 'örgüt lideri' ve 'dönemin Başbakanı'  ibarelerinin fezlekede yer aldığına dair Cumhuriyet Başsavcısının açıklaması varken vatana ihanet odakları ile ilgili belgeler çöpe atılmayı hak etmiyor.

Bakın Sayın başbakan bu yapı ile ilgili: “Bizim cemaat ile meselemiz yok. Oradaki samimi insanlarla bir savaş değil bu. Bir daha kimse şu veya bu gerekçeyle insanların mahrem alanına gelemeyecek. İnsanlar birkaç yıl öncesine kadar turlar düzenliyordu Pensilvanya'ya gitmek için. Çok mu sevdiklerinden? Kendilerini teminat altına almak için gidiyorlardı.

Tevhid Selam diye bir örgüt üretildi. Farklı kesimden insanlar bir araya getirildi. Burada hedef olan ne iktidardır ne Erdoğan'dır. Burada hedef olan Türkiye'nin 12 yıldır içinde biriktirdiği enerji ve güçtür.”

Sayın Haşim Kılıç ise övüne övüne, “yırttım çöpe attım” diyor. Öyle bir kasılarak, kabararak, öyle kibirle söylüyor ki zan edersiniz ki ülkeyi kurtarmış.

Diyarbakırlıların bu tür durumlarla ilgili nefis bir sözü var;

Öyle kabarma yırtılacaksan…

@ahmetay_