• 16.09.2014 00:00
  • (6702)

 Hakkını yemeyelim, son yıllarda ülke inanılmaz bir değişim yaşamakta ve hedefini büyük ülke olacak şekilde belirlemiştir. Uluslar arası arenada saygınlık kazanmış ve bu saygınlığını her geçen gün arttırmaktadır. Vatandaşının -olmadık sebeplerle perişan eden malum fikirlerden dolayı- ızdırabını dindirmiştir. Ve daha nice güzelliklere imza atan bir ülke olmaya başladık.

Dünya lideri Erdoğan ülkeye büyük hizmetlerde bulunduğu gibi her açıdan saygınlık kazandırdı. Bu hakkaniyete asla gölge düşürmemek gerek.

Ancak, bürokratik oligarşinin keyfi uygulamaları bitmiş değil. Bunun pek çok sebebi var. Ama bir mağduriyetin yol açtığı karamsarlık öyle bir boyuta varmış ki, duyduğumda beynimde şimşek dansının oluşmasına sebebiyet veren diyalogdan bir cümlecik aktarmak istiyorum.

“İnanın artık nişanı bozmaya karar verdim!!!”bu ifadeden sonra söyleyeceğim her söz boştur. Aslında bu sözden sonra noktayı koyup yetkililerin dikkatlerine sunmam gerekiyordu.

“Nişanı bozma”ifadesinin yetkililere ne anlattığını çok iyi biliyorum;

Genç yaşta dünyada en çok istediğiniz kişiyle hayatınızı birleştirecek sürece (nişan) geçeceksiniz, sonra devletin uyuşuk bürokrasisinin sizi umursamamasından dolayı dünyada en sevdiğiniz, en çok beraber olmak istediğiniz kişiyle “kusura bakma, sana yaşatmayı çok arzuladığım yarınları işsizlikten dolayı sunamıyorum, biz birlikte olamayız” demek mecburiyetinde bırakılacaksınız.

İİBF mezunlarından ve 4001 mağdurlarından söz ediyorum.

Okudular mı?

Evet

Başarılı oldular mı?

Evet

İşlerinin kalifiye elemanları oldular m?

Evet

Peki,

Ne/yi bekliyoruz?

Maliye bakanlığının kadro vermesini,

Bir de KPSS sınavları sonuçlarında adalet ve hakkaniyetini…

Allah aşkına bunu sağlamak neden güç olsun?

400.000 (dörtyüzbin) gencin bir ülke için bulunmaz bir nimet olduğunu nasıl göremeyiz?

Çocuklar adalet istiyorlar;

Kendilerine alan açılması halinde ülke kalkınmasına nasıl katkı sunacaklarını anlatmak bana düşerse diyeceğim odur ki bunlar ülkeyi uçuracak kadar heyecanlı ve doludurlar.

Aynı sınava girdikleri halde ve 80’in üzerinde puan almalarına rağmen aynı sınavda daha düşük puanlıların onların girmesi gereken kadrolara yerleştirilmeleri yüreklerini yaralamıştır. Bu gençler beceriksiz planlamacı bürokratlar yüzünden karşı karşıya geliyorlar.

4001 ayrı bir dert;

On binleri çok çok aşan kalifiye gençlik ordusu maalesef hak ettikleri kadroyu yine benzer sebeplerden dolayı alalamanın sıkıntısını yaşıyorlar.

Kimsenin bu gençlerin hayallerini yerle bir etmeye hakkı yoktur.

80–90 puanla atanamamanın mantığını izah edebilecek bir yetkili var mı bilmiyorum, ama bu akıl almaz bir mağduriyeti yaşatmak olsa olsa beceriksizliktir.

Matematik, fizik, kimya, biyoloji mezunlarının derdi apayrı bir dert;

Artık memurluklara da başvuramıyorlar ve haklı olarak soruyorlar;

“Birkaç yılda ne değişti?” sahi değişen ne?..

Konunun detaylarını vermeyeceğim. Zira ilgili bürokrasi bu mağduriyeti çok iyi biliyordur.

Diğer mezunları mağdur etmeden ve kimseyi kimseye rakip etmeden bir çözüm bulmak yetkililerin boynunun borcudur. Bütün sorunu yeterli bütçe ayırarak aşmak mümkünken kaliteli ve kalifiye gençlerimizi mağdur etmenin anlamsızlığı çığ gibi büyüyor. Bunu “kurum müdürlerinin keyfi uygulamasının yol açtığı” bilgisi doğruysa o müdürlerin başka hangi işleri çıkmaza soktuklarını merak ediyorum.

Biraz empati yapabilselerdi bürokratlarımız, inanıyorum ki bu gençlerimiz için rahatlıkla bir çözüm bulabilirlerdi. Ama anlaşılan çözüm değil çözümsüzlükle daha ilgililer.

Bakın İİBF’li kardeşlerimizin istekleri ne kadar masum;

10 bin kadro…

Eğer bu imkân sağlanamazsa inanın yetkili bürokratlar büyük bir vebal altında kalırlar.

Diğer 4001 mağduru gençler atanmak için Doğu ve Güney Doğu Bölgesini istedikleri halde girememişler. Aldıkları puan 80 civarında, bunun izahı mümkün mü?

İşte bir gencimizin feryadı;

“Ahmet Abi, biz de bu ülkenin evlatlarıyız, bizim de ailelerimiz var ve hepsi bizden ekmek bekliyor. Artık atanmak istiyoruz. İİBF için atanmak bu kadar zor olmamalı. IIBF’ye gösterdiğiniz ve göstereceğiniz ilgi karşısında size teşekkür borçluyuz…”

Bir diğeri ise;

“Gümrük Müsteşarlığının tutumundan şikâyetçiyiz çifte standartla bizleri mağdur etmişlerdir”diyor. Okudum verdiği linkleri, tek kelimeyle yetkililer;

Gençlerden bir mağdurlar ordusu hazırlamak için uğraşmışlar.

Evet sayın yetkililer, onurlu bir gelecek sizin tanıyacağınız imkânlarla mümkün olabilmektedir. Kaldı ki kimse baba hayrı istemiyor, hakları olanı talep ediyorlar ve bizler de onları destekliyoruz.

Hükümet elini çabuk tutup;

1.         İİBF mezunlarının çığ gibi büyüyen mağdurlarına (4001 mağdurları gibi) başka mağdur kesimleri karşı karşıya getirmeden bu sonbaharda en az onbin kadro tahsis etmelidir.

2.         Bundan sonraki süreçte de var olan işsizlerine öğretmen atamaları gibi belli periyotlarla kadro tahsis etmelidir.

3.         4001 mağduru işsizler ordusunun (İİBF’li kardeşleriyle “kadro kavgası” gibi olumsuzlukları yaşamadan) sıkıntıları tahsis edilecek kadrolarla derhal giderilmeye başlanmalıdır.

4.         Bunun yolu en kısa sürede onlara tanınacak kadroları açıklamakta geçer.

Bu gençlerimizin mağduriyetinin takipçisi olacağımı buradan duyuruyorum. 

@ahmetay_