• 27.09.2014 00:00
  • (2911)

 “Öncelikle şu soruya bir cevap vermemiz gerekir:

Devletin organlarına ve bu arada yoğunlukla yargıya sızmış, HSYK'yı ele geçirmiş, emir ve talimatları ablalarından, abilerinden, imamlarından alan, paralel yapıya mensup organize bir grup var mı yok mu? BENCE (önceleri hükümet dâhil birçok insanın fark etmemesine rağmen) 17 Aralık'tan sonra kesin olarak bir örgütlü cuntanın yargıya sızdığı açığa çıkmıştır. Nereden biliyoruz?

Bu süreçte basınıyla, medyasıyla, radyosuyla, kararlarıyla yoğun ve kesintisiz bir şekilde birbirlerine sahip çıkmalarından biliyoruz…”

Yukarıdaki satırlar bir savcıdan, 17-25 Aralık paralel polis-yargı darbe sürecinde arslanlar gibi çıkıp paralel yargıyı deşifre eden savcı Mehmet Demir’den.

12 Ekim 2014’te HSYK seçimleri yapılacak. Bu seçimler yargıdaki vesayetçiler için hayati önem taşıdığı gibi ülke ve Milet için de son derece önemlidir. Çünkü çoğunluğu alamamaları halinde son yıllarda yapmış oldukları hukuk katliamları ve yasalara aykırı bütün dosyalar raftan indirilerek incelenecek.

Ergenekon sürecinde paralel yargının hiçbir ilke tanımadan, düzmece haberlerle masum pek çok kişinin hayatını kararttığını biliyoruz. Biz de onlara inandığımız için bu kirli operasyona “şerhlerimizi düşsek de” destek verdik. Keza İzmir casusluk davasında da aslı astarı olmayan iddialarla pek çok askerin emdiği sütü burunlarından getirdiler.

Her şey bir tarafa, bu yargı ile SELAM TEVHİD TERÖR ÖRGÜTÜ uydurmalarıyla o dönem başbakan olan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere aydınları, yazarları, sanatçıları, işadamlarını “terör örgütü mensubu” olarak takibe almış, yargılayacakları günü sabırsızlıkla bekliyorlardı.

İşte, bu HSYK seçimleri, yargı içine sızmış vesayetçilerin geçmişte montaj tapelerle hukuk dışı takip, dinleme ve kararları bir bir ortaya dökecek. HSYK seçimi bu yüzden yargı mensuplarının onur seçimidir. Bir yapının içine battığı bu hukuksuzluk diğer yargı mensuplarını da töhmet altında bırakmış ve bu yüzden vatandaşın yargıya güveni kalmamıştır.

Yargı mensuplarının HSYK üzerinden meslektaşlarını nasıl harcadıkları, “önlerinin nasıl kesildiği, hiçbir şey olmalarına nasıl izin verilmediği”ne dair bilgi ve belgelerbasına da yansıdı. Kendi meslektaşlarının hayatını söndürenlerden kimse hesap soramadı. Şimdi yargı mensupları HSYK seçimlerinde buna sessiz kalmaya devam mı edecekler?

Vatandaş yargıya güvenmediği için yakın geçmişteki pek çok olay karanlıkta kalmıştır. Özellikle KCK ve Ergenekon süreçlerinde uyduruk belgeler üreterek “yargıdan aldıkları güçle” korku imparatorluğuna yol açan polislerin bu süreçte pek çok aileyi mağdur ettiği bir gerçek. Kimilerini de masum oldukları halde kendi üretimleri olan delillerle! KCK veya Ergenekon bağlantılı göstererek rüşvet almışlardır. Ama vatandaş“rüşvetin belgesizliğinden dolayı” ve üstelik yargıya güvenmediğini ifade ederek hak aramada gerekli adımları atamadı. Emniyet istihbarat müdürlerinden bazılarının kimi illerde bu uyduruk delillerle çok çirkin ve acımasız davrandıklarını çok kez duyduk. Neden yargıya başvurmuyorsunuz sorusuna hep aynı cevaplar verildi:

Yargıya güvenmiyoruz, elimizde “makbuz” bile olsa bu yargıyla olacak iş değil. Zaten bu çarkı kuranların da yargıdan yana bir gamları olmadığı için böyle pervasız davranabiliyordu.

Sadece bu mu?

Millet pek çok hukuksuzluğa sessiz kalıyordu hukuka olan güvensizlikten dolayı.

Mesela ben yıllar önce (1998) JİTEM’de gördüğüm işkenceyi sorgulayamadım. Ne zaman teşebbüste bulunmak istediysem bana “başın yanar, vazgeç, yargı bildiğin gibi değil, sana kırk suç için delil üretip ömür boyu içerde çürütürler” diyen yargı mensupları oldu.

İşte HSYK seçimleri bu açıdan da çok önemli. Hukukun karşısında değil, imamına esas duruşa geçenlerle, hukuku esas alan yargı mensupları bu seçimlerde yarışıyor. Bu yarıştan sonra Türkiye kendi yol haritasını da netleştirmiş olacak,

Yargı mensubu hâkim ve savcılar ya HSYK’yı PARALEL YARGI elemanlarına teslim edip hukuksuzluklarına ortak olacak ya da ülke ve milletin hak ve hukukunu bütün cemaat, mezhep ve meşrebin önünde tutacak olanYARGIDA BİRLİK PLATFORMUna destek vererek tam bağımsız yargı ve tam bağımsız Türkiye diyecek.

Ya YENİ TÜRKİYE yolunda emin adımlarla yürümeye devam edilecek ya da yine bir seçim/referandum. Türkiye bu yargıya mahkûm ve mecbur bırakılırsa kaybedeceğimiz hak-hukuk-adalet olacağı gibi Türkiye’nin tarihi yürüyüşünü de geciktireceğiz ki buna hiçbir vatandaşın, hiçbir yargı mensubunun hakkı yoktur.

@ahmetay_

 

ÖNEMLİ NOT:

İŞİD röportajı yazımızdan dolayı sıkıntıya düşen aracı dostumuzun “selamete ulaşması” ve Türkiye’nin sürece müdahil olma ihtimalinden dolayı röportaja bilahare devam edeceğiz.