• 28.01.2015 00:00
  • (2620)

 Başbakan Ahmet Davutoğlu geçen Pazar günü Diyarbakır’daydı, Diyarbakır’dan, bu“mürşid şehirden irşad almaya” gelmişti başbakan Davutoğlu.

Ak Parti İl Başkanlığı Kongresinin yapıldığı ve binlerce partilinin doldurduğu salonda aşina olduğumuz o muhteşem selamlamadan sonra Kürtçe, “hebuna we, hebuna meye/varlığınız varlığımızdır” diyerek sözlerine devam eden başbakan Davutoğlu, birilerinin “Ak Parti Kürtleri kandırıyor” tezviratını suratlarına çarpan bir konuşma yaptı.

Karizmatik liderliğiyle gönülleri fetheden dönemin başbakanı Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dan sonra başbakan Ahmet Davutoğlu’nun Diyarbakır’da nasıl karşılanacağını merak ediyordum. Gerçi aylardır konuştuğum bölge halkının çok kısa sürede başbakana ısındıklarını, ona çok güvendiklerini gözlemlemiştim. Diyarbakırlılardan kendi dilleriyle çok kez Sayın başbakan için“caméreki xase/adamın hasıdır” dediklerini duymuştum. Zaza olan bir amcanın “veri yi peyi yi yoyu/önü arkası birdir” demesi de kendisine duyulan güveni ifade eden samimi cümleydi.

Sayın başbakan Diyarbakır’da çok önemli mesajlar verdi,

Başbakan Davutoğlu “barış” ve ‘Çözüm Süreci’nden de öte daha büyük idealler sahibi olduğunu gösterdi:“Yeni bir Ortadoğu hedefliyoruz. Türk’ün, Kürt’ün, Arap’ın kardeş olduğu, birleşik bir Ortadoğu hedefliyoruz.” Bu cümle, mensubu bulunduğu medeniyetin omuzlarına bıraktığı sorumlulukla, geldiği medeniyetin kendisine hedef kıldığı ati ile onur duyan bir başbakanın çerçevelenmesi gereken sözleriydi.

Yalnız bu mu?

Sayın başbakanın kutlu hedefi; “herkese cesaretle söylüyoruz ki Kürt yiğitlerle, Zaza yiğitlerle burada omuz omuzayız… Selahaddin-i Eyyübi'nin torunları, Osman Gazi'nin torunları hep birlikte, yeni bir dünyayla birlikte Kudüs'ün özgürlüğü için, Şam'ın özgürlüğü için birlikte dünyada adalet için çalışacaklar” ifadelerinde mevcuttu.

Biz de yıllardır söylüyoruz; olmuş ve doğal olarak bundan sonra da olacak hatalarıyla beraber Ak Parti, ufkuyla, mefkûresiyle bu coğrafyayı aşan ideallerin partisidir. Bu ideali “adalet”tir. Bir yönüyle bu partinin ideali “değerler siyasetini yaymaktır” ve bu parti non-konformist anlayışla hedeflerini bütün insanlık ailesi için adalet, hakkaniyet olarak belirlemiştir. Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın “dünya 5’ten büyüktür”haykırışı Türkiye’yi minimalist siyasi anlayıştan velud/üretken-verimliliği esas alan bir tarz-ı siyasete taşıdıklarını göstermektedir. Bu açıdan bakıldığında Türkiye, çok zaman kaybeden bir ülke, onlarca yıldır güttüğü edilgen ve kimliksiz siyasetten Ak Parti ile kendi ASiL kimliğine büründü. Dünyayı Ankara, Boğazlar ve rakıdan ibaret bilenlerin anlamadıkları için kavrama sorunu yaşadıkları YENİ TÜRKİYEKADİM MEDENİYET anlayışı budur.

Başbakan Davutoğlu muhalefet tarafından anlaşılamamasını sebebi bu yükseklik farkı. Ak Parti yüksek siyasetle asırlara hazırlık yapmakta, muhalefet “PKK ağzı, samimi değil” gibi düşük siyasetle günü kurtarma derdinde. Milliyetçi ve ulusalcı kesimin “bölünme” tezviratları, HDP’nin samimiyetsizlik sakızı Kürtlerden döndü. Diyarbakır ve Batman başbakan Davutoğlu’na hem de salonun en görünür yerine astıkları afişlerle; “denge bıratiye Serokvezir Davutoğlu” yani“kardeşliğin sesi Başbakan Davutoğlu”diye Ak Parti ve Sayın Davutoğlu’na olan güvenlerini göstermişti.

Düşünebiliyor msunuz?

Yasak dil Kürtçe’den ülkenin en yetkililerinin ağzından “Allah’ın ayeti ve kardeş dil Kürtçe”ye kolay gelmedik. İnkârcı politikalar yüzünden bu ülke Türküyle, Kürdüyle, Lazı, Çerkeziyle unutulmaz acılar yaşadı.

Konuşulduğu için işkencelere sebep kılınan dil Kürtçeden ülkenin başbakanının “en kısa zamanda Kürtçe öğreneceğim” noktasına nasıl geldiğimizi 20 yaşında 30 günlük acemi eğitimi sonrası gerilla eğitimi almış militanların önüne sürüldüğü için evladını kaybedenler anneler bilir.

Kuyruklusu dışında Kürt tanımayanlar, 14 yaşındaki Kürt çocuklarının dağa gidişlerinde kusurlarını görmedikleri gibi, kendi elleriyle öldürdüğü o çocukların annelerine “o çocuktu, ama ne yapalım, çatışmalarda kim çocuk, kim büyük bilinmez” diyemeyecek kadar sorumsuz ve merhametsiz idiler.

Başbakan Sayın Davutoğlu da Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan gibi yüreğini bütün ülke insanının yüreğine değdiriyor. Babaları anlayan bu iki şahsiyet, ehl-i iman ve merhamet olan muhterem eşlerinden de anneleri anlama imkânına kavuşuyorlar. Eşlerinden diyorum, çünkü annelerle empati yapma hiçbir babanın kârı değil, annelerle ancak anneler empati kurabilirler.

Başbakan Davutoğlu’nun Diyarbakır konuşmasında eksik kalan konu, ülkeye ve Çözüm Sürecine kast eden paralel yapıya hiç değinmemesi. Bu, Sayın başbakanın paralel yapıyla ilgili düşüncesini elbette yansıtmıyor. Bu, başbakanın paralel yapıyla mücadelesinde bir değişiklik olduğu anlamına asla gelmiyor. Lakin paralel yapının en güçlü ve tehlikeli olduğu bir ilde bu örgüte (muhtemelen Çözüm Sürecinin “3 ayağı”na ayırdığı zamandan olmalı) hiç değinmemesi ne yalan söyleyeyim bendenizi üzdü. Çünkü bir yerde Çözüm Sürecinden söz ediyorsanız, gündeminizde olmasa bile paralel yapıya mutlaka değinmek zorundasınız. Çözüm Süreci zarar görsün diye emniyetteki paralelcilerin Diyarbakır’dan sonra Van, Hakkâri, Cizre, Şanlıurfa’da neler yaptıklarını defalarca yazdık.

Beni başbakan Ahmet Davutoğlu’nun konuşmasında en çok mutlu eden diğer bir cümle “Sayın Cumhurbaşkanımız şu anda Somali’de, Somali’ye selam olsun” cümlesiydi. Bunun ne anlama geldiğini dost-düşman anladı.

Ve bugün DAİŞ’ten temizlenen Kobani için “selam olsun Kobani’ye” sözleri başbakanın “yeni bir Ortadoğu hedefliyoruz. Türk’ün, Kürt’ün, Arap’ın kardeş olduğu, birleşik bir Ortadoğu hedefliyoruz”cümleleriyle birlikte okununca bizim yüksek siyaset derken neyi kastettiğimizi kavrasınlar.

O gün binlerce Diyarbakırlı laf ola beri gele babında SEROK AHMET demedi.

@ahmetay_