• 4.03.2015 00:00
  • (2613)

 Bölgenin 3. Milenyuma uygun  dizayn edilmesi için Türkiye'nin belirsiz bir kaosla boğuşmasıgerekiyordu. Bunun için otuz yıl akan kanın durmasına yönelik çabalarıboşa çıkarmak kaçınılmazdı.

PKK tarafından gerçekleştirilen 1984 Eruh Baskını3. Bin yılın hazırlıklarından kabul edilirse abartısayılmamalı. ÇünküSSCB yıkılma sürecine giriyordu. Dağılan Birlik, bağımsız devletlere dönüşecekti. Bu süreçte Türkiye 'hasta adam'lığa deva etmeliydi. Elbette ki bu inkâr ve asimilasyonun hiçbir tahribata yol açmadığıanlamına gelmez.

SSCB'nin dağılamasıdemek yeni bir dünyanın kurulmasıdemekti. Bu da Batı'nın enerji yollarınıkontrol altına almasıiçin kaçınılmaz bir başlangıçtı.

Bu süreçte başlayan PKK eylemlerine ne yazık ki bir türlüçare bulmadık. Bulmadık diyorum, çünkübu çatışma sürecinin;

Kürtler bir araya gelemesin,

Türklerle Kürtler arasında Selçuklu'dan gelen beraberlik zedelensin, mümkünse kopsun,

Kürtler Türkler'e güven duymasın ki ileride aralarında ittifak söz konusu olmasın amacıylaçıkarıldığınısonuçlarından bulmak mümkün.

Bu yüzden otuz yıl süren çatışmalar sadece bazıKürtlerden veya yalnızca PKK'dan kaynaklandığısanılmasın. İşte bu gerçek bize 2005 ve nihayet 2012 sonu itibariyle yaşadığımız BÜYÜK VE YENİTÜRKİYEsürecinde olan bitenin sadece PKK'nın silah bırakmasıile ifade edilemeyecek kadar büyük olduğunu gösteriyor.

Türkiye komşu ülkelerde yaşayan Kürtler için de kurtuluştur. Türkiye dünyada yaşayan 35-40 milyon Kürt ile kardeşliği pekiştiriyor. Bu süreç, Akdeniz, Ege, Marmara, Karadeniz ve bütün Anadolu'nun kardeşhalk Türklerle Kürtler tarafından kıyamete dek paylaşmaya razıolduklarının ifadesidir.

Şimdi Çözüm Sürecinde yeni bir aşamaya girmişbulunuyoruz. Kaderin örgüsüne bakın ki cuntacılar tarafından zulümlerinin bin yıl süreceği ilan edilen 28 Şubat gününde hükümet ve HDP heyetinin ortak açıklamasıyla KCK'ya silahlarıbırakma çağrısıyapıldı. Çağrı, 30 yıllık kabusun bittiğini ifade ediyor. Bu çağrıPKK'nın silah bırakmasından ibaret görülmemeli. Bu çağrıile ilgili olarak iki yıl önce yazdığım bir yazıda da ifade ettiğim gibi yeni bir dünya inşa ediliyor, yeni bir Ortadoğu. Bu sürece hazırlıklıolan hükümet zatenYENİTÜRKİYE için kollarıçoktan sıvamış.

Aslında başbakan Ahmet Davutoğlu iki yıl önce yaptığıkonuşmasında herşeyi net ifade ediyor:

"Kadim birliktelikleri inşa etmek o kadim birliktelikten yeni bir siyaset anlayışıortaya çıkarmak ve insanoğlunun büyük restorasyonunda öncübir rol üstlenmek. Onun için BirleşmişMilletler'de etkin bir şekilde mücadele ediyoruz, onun için yeni bir bölgesel düzen arayışıiçerisindeyiz. Neye dayalıbir bölgesel düzen? Ortak güvenliğe, çok kültürlüyapıya, kültürel etkileşime, ekonomik karşılıklıbağımlılığa ve ortak kader bilincine. Sadece Türkiye içinde bir ortak kader bilinci değil, bütün bu bölgelerde yeni bir ortak kader bilinci oluşturacağız. Ve bu kader bilincinin üzerinde kadimden gelen ve en çok da Diyarbakırlıların anladığı, anlayabileceği, geliştirebileceği o değerlerle birlikte yeni bir siyaset kuracağız. İşte o gün geldiğinde tekrar bu medeniyetin, kadim medeniyetimizin özneleri olarak tarihe döneceğiz ve bütün insanlığa işaret saçacak fikirlerin, anlayışların, değerlerin öncüsüolacağız."Peki, bunlarıdüşünmek, hele hele düşündüğünühayata geçirmek o kadar kolay mı?

Bunun içindir ki hala gidip Kandil'e "aman silahlarınızıbırakmayın" diyen yurtseverler! var.

Benim bu kanın duracağına inancım her zaman tamdı. Recep Tayyip Erdoğan'a inanıyordum, güveniyordum. Ak Parti kadrolarının çabalarınıbiliyordum, aileden biriydim.

Ancak bir olay var ki duyduğumda ey alemleri merhametiyle ayakta tutan Rabbim, bir an önce bu kanın durmasıiçin çabalayanlara bir kapıaçdiye yakarmıştım.

PKK ile girilen bir çatışma sırasında askerler mağaralarıkontrol ederler, az önceki çatışmada ölümle burun buruna gelen bir Mehmetçik mağaranın birisinde bir PKK'lıyıgörür. Az önce kendisini öldürmek için kurşun sıkan bir PKK'lı. Gelin olayın devamınıbu güzel ve yüreğinde kardeşlik sevgisiyle taşan kahramanımızdan dinleyelim:

"Mağarada PKK'lıbir kadın vardı, göz göze geldik. Karşılıklıbakıştık. O sırada hayat dışında aklıma hiçbir şey gelmedi. Beynimde sadece yaşamak, yaşatmak canlandı, bu duygu bütün benliğime hükmetmişti. Döndüm ve komutanıma 'burada da kimse yok komutanım' dedim."

Bunu dinleyip de kardeşkavgasının süreceğine inanan bir tek vicdan sahibinin olabileceğine ihtimal vermiyordum.

Şimdi kimileri söz konusu maddeleri "taviz, bölünme" gibi asılsız, sığ, primitif muhakemeden yoksun yorumlarla karalamaya çalışacak.

Her zaman söylediğimi tekrarlıyorum;

Bu kadroya güvenin, inanın.

Türkiye bölünmüyor, gurbet(teki) parçalarımız birleşiyor.

Bahar aylarında PKK, kongresini toplayarak tahkim edilmişateşkesi açıklayacak ve silahlarınıteslim edecek. Bu aşamada Çözüm Kurulu altında çalışan bir diğer İzleme ve Koordinasyon Komitesi devreye girecek. PKK’nın silahlarınereye, hangi şartlar altında bırakacağınıbelirleyecek.

Dostum ve kardeşim Yüksel Yeni Beyin dediği gibi "Selçuklunun birleştirici ruhu"na selam olsun.

Evet, başbakan Sayın Ahmet Davutoğlu "selamıyayın" çağrısıyaptı. "Selam sadece selam değilbanagüven" demektir diyen Sayın başbakanın çağrısına cevaben:

Es Selamu Aleyküm bütün dini, etnik, siyasi unsurlarıyla Büyük Türkiye.

@ahmetay_