• 12.04.2015 00:00
  • (2458)

 Her ülkede cumhurbaşkanı, başbakan, bakanlar diğer ülkelere ziyaretlerde bulunurlar. Bu devletlerarası ilişkiler için olmazsa olmazdır.

Dünyada bir cumhurbaşkanının, başbakanın hiçbir ülkeyi ziyaret etmemesi düşünülemez. Böyle bir ülke düşünülemez. Mesela MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli başbakan olsa “şey, benim uçak fobim var da, bu yüzden ülkenize gelemiyorum, yerime başbakan yardımcımı gönderiyorum” dediği an ülke olarak beş paralık olur/uz.

Ama bazı ziyaretlerde normal görülmeyebilir!

Mesela,

Son 12 yılda başbakan ve son 8 aydır cumhurbaşkanı olarak aralarında daha önce gidilmeyen ülkeler de dâhil Asya, Latin Amerika ve Afrika ülkelerini ziyaret ediyor Sayın Recep Tayyip Erdoğan.

Tabi vatandaş olarak sizler-bizler bunu Cumhurbaşkanımız çok çalışkan, ülkesi ve milleti için ülke ülke dolaşıyor diye değerlendiriyoruz.

Peki, gerçek öyle mi?

Yani,

Sayın Erdoğan’ın ülke ülke dolaşması, özellikle de Somali, Nijerya, Brezilya, Meksika, İran, Pakistan, Suudi Arabistan gibi ülkelere gitmesi çok mu normal?

Ne malum!?

Belki de Sayın Cumhurbaşkanı bizim bilmediğimiz sebeplerden dolayı (Somaliden Meksika’ya, Brezilya’dan Nijerya’ya, İran, Pakistan ve diğer ilkel kabile olan) bu ülkeleri dolaşıyordur.

Bu ziyaretlerin sebebini bilse bilse FETÖ bilir!

Ne demek mi istiyorum?

17-25 Aralık PDY darbesi sonrasında hatta daha öncesinden de paralelciler “Tayyip hasta, doktorlar tıbben çare bulamıyor. Bu yüzden o da Afrikalara gidip ilkel yöntemlerle tedavi olmaya çalışıyor”diye temennilerini anlatıyorlar.

Tabi, bu temennilerini aynı zamanda elemanlarını bir arada tutmanın harcı olarak görüyorlar. Bir de kendilerinden olmayan vatandaşın da kafasını bulandırmak için bu saçma sapan yalanlarını kullanılıyorlar. Elemanlarını ikna ediyorlar mı bilemem, ama vatandaşın kafasını değil tam tersine midesini bulandırdıklarını biliyorum.

Diyorlar ki özel evler ve sohbetlerinde;

“Erdoğan hasta, kendisine büyü yapılmış. Hatta bir keresinde acilen Afrika’da cinlerle görüşüp derdini sormuş da cinler Müslüman oldukları için (belki de o cinler paralelciydiler!) ona yardım etmemiş.”Akıl da bu akıl diye bir söz var, tam PDY’cilere göre.

Bitmedi, yine son bir yıldır “Uzun İran’da cumhurbaşkanı ile görüşürken oracıkta bayılmış, 10 dakika baygın kalmış hatta bunu bütün basın da görmüş” yaygarasını elemanlarının kendilerinden kopmaması için kullanıyorlar.

Güney Amerika ziyareti için de “Afrika, Pakistan’daki ilkel ilaçlarla iyileşmeyince Brezilya, Meksika, Bolivya, Küba’ya gidip ilaç aradı, ama ilaç kâr etmedi. Türkiye’ye dönüşte acil iniş yapması da aldığı ilaçlardan dolayı fenalık geçirdiği içindi.”

Vicdandan bahsetmiyorum,

Ama aklı olan, varsa imanını korumak isteyen, Allah’a hesap vereceğini düşünenlerden çıkacak sözler mi bunlar? Elbette ki külliyen bühtan, ama bir an için doğru kabul edelim, bunlar anlatılacak sözler mi? Bu mu sizi bir arada tutacak şey.

Peki, bu iftira sarmalına düşmelerinin sebebi ne?

PDYbugüne kadar elemanlarına söylediklerine rüya, gizem, ilham, murakabe, cin, büyü, keramet diyerek ayakta kalmaya çalıştı. İspatı gerekmeyen, zaten sorgulanamaz olan Fetullah Gülen’i bu yalanlarla gizem sahibi kılan FETÖ’cüler aynı yöntemle siyasette, meydanda, devlette, inançta yenemedikleri Tayyip Erdoğan’ı alt etmeye çalışıyorlar. Çünkü zaman kazanmaları gerekiyor. Onlara “Tayyip gitti gidecek”sözünü veren güçlere yardımcı oluyorlar. Kizb ile, bühtan ile ve en aşağılık ifadelerle. Erdoğan’ı belden aşağı vurdular olmadı, şimdi de esfelessafilindekilerin yöntemi ile vurmaya çalışıyorlar. Bilmiyorlar ki bu vuruşlar dönüp kendilerini vurmuş bile.

Bunları yazmak istemezdim, ama seçim sürecine girdiğimiz bu günlerde FETÖ elemanları yeniden aynı yalanlara başvurunca yazmak şart oldu.

Bunlara inananlara bir iki sözüm var:

17-25 Aralık öncesi yalanlarını geçtim. Hatta rüya, keramet, ilham diyerek şimdiye kadar söyledikleri bütün“sokak karısı” yalan bilgilerini de saymıyorum. Sadece son 16 ayda söylediklerini hatırlamaya çalışalım.

2013, Aralık 26: “Hocaefendi söylemiş, Yezid yılbaşı gecesi Malezya’ya kaçacak…”

Tuttu mu? Yalan.

1 Ocak 2014: “Firavun İsviçre’ye para aktardı, sonunu gördü, 15 güne kadar yolcu…”

Gitti mi? Hayır.

15 Ocak 2013 sonrası: “Hocaefendiye bildirmişler, Tiran ağır hasta, zaten Pakistan’a da onun için gitmişti, Şubat’ı göremez…”

Sonuç: Kocaman yalan.

Şubat 2014: “Hocaefendi yatmadan önce Peygamberle görüştü ve Harami 18 Şubat’ta hastalığını açıklayıp istifa edecek…”

Sonuç: İnlerine girildi.

19 Şubat 2014:“Cinler bildirmişler ki Uzun adam doğum gününü (26 Şubat) göremeyecek…”

Bütün Türkiye 2 yıldır “sen çok yaşa Uzun Adam” diyor.

28 Şubat 2014:“Hocaefendi MÜ’MİN CİNLERden haber aldı, Uzun adam 30 Mart mahalli seçimlerini göremeyecek…”

Yahu bu cinler hiç mi doğru bir bilgi getirmedi?

Yoksa cinler de mi Tayyipçi?

Evet, hala “saf Anadolu çocukları” dediklerimize söylüyorum;

Hani Hocaefendi “görüşmüş” -bu görüştükleri kimlerse- demişler ki UZUN ADAM seçimden sonra batacak, bitecek, kaçacak. Ne zamana kadar bu basit ve PAKET yalanlara kanacaksınız? Sizin kişiliğiniz bu kadar mı? Benliğinize ne yaptılar?

Batı’da “beni bir kez kandırana yazıklar olsun, ikinci kez kandırırsa ikimize yazıklar olsun, ama üçüncü kez kandırdıysa sadece bana yazıklar olsun” diyorlar.

Biraz tefekkür edin lütfen, günaha girmezsiniz. Fetullah Gülen de tefekkür ettiğinizi bilmeyecek. Bugüne kadar hiçbir iddiaları çıktı mı? Bir düşünün, var mı söyleyip de tutturdukları? Hâşâ Peygamber, mü’min cinler, gaybten bildirmeler… bunlar neyin nesi? Biraaaaaaazcık tefekkür.

Unutmayın tefekkür etmek farz-ı ayn’dır. Kur’an bu ayetlerle dolu.

Düşünün, iyi düşünün, yoksa bu düştüğünüz bu hali çok arayacaksınız.

Yok, bana cinler falan söylemedi.

Tefekkür ediyorum.

Twitter.com/ahmetay_