• 18.04.2015 00:00
  • (2409)

 30 yıl boyunca yaşadığımız acıyı 2 yılı aşkın süredir yaşamıyorduk. Ta ki geçen gün Ağrı’da meydana gelen çatışmalara dek. Olayla ilgili olarak valilik tarafından yapılan açıklamada “PKK’lıların silah ve roketatarlarla köyleri gezip halkı 7 Haziran seçimlerinde oylarını HDP’ye vermeye zorladığı…” ihbarı alınmış. HDP heyeti ise“şenliğe katılmak için orada bulunan PKK’lilerin çatışmayı başlatmadığı, planlı bir şekilde askerlerin başlattığı” yönünde.

İki açıklamayı yan yana koyunca tarafı olduğunuz kaynakların haberini doğru diğerini yanlış bulabilirsiniz. Ama geçmişten beri yaşanan bu tür olayları düşündüğümüzde olayın “parçalı” olduğunu, pazılın parçalarını bir araya getirdiğimizde farklı bir şıkkın da olabileceğini görürüz.

PEKİ, AĞRI’DA NE OLDU?

Yukarıda da değindiğimiz gibi olayın nasıl başladığı ile ilgili muhtelif rivayetler var. Ama Ağrı HDP İl Başkanı“PKK’lilerin çatışmak için değil şenliğe katılmak için” alana geldiklerini belirtmiş…

Yani?

Yanisi şu: PKK silahlarıyla şenlik meydanına gelip köylülerle beraber şenlik yapacaklarmış.

6 yıl önce Habur’daki şenlik bize yüzlerce insanın hayatına patladı. Hem Habur’da silah falan da yoktu, sadece“artık evlatlarımız ölmeyecek” diye sevinç gösterileriydi. Bundan ibret almaz isek Allah muhafaza çok kaybederiz.

Evet, Hükümet 2013’ten itibaren barış sürecinin bozulmaması için sadece bölgedeki kamu görevlilerine değil bütün güvenlik güçlerine de çatışmaya sebebiyet verecek bir davranışta bulunmamaları talimatı vermişti. Örgüt de istisnalar hariç bu süre içinde güvenlik güçleriyle çatışmaktan sakındı. Paralel bağlantısı olan kimi güvenlik güçlerinin sabotajlarını saymazsak diğer kamu görevlileri hükümetin talimatına uydu. Ama hükümet 6-8 Ekim olaylarında örgütün silahlı unsurlarının şehirlerde yaşattığı dehşet ile paralel polislerin oyununu fark ettikten sonra bu durum değişti.

6-8 Ekim olaylarında sivillerin can güvenliği tehlikeye girince ve siviller haklı olarak önce can güvenliğimiz sağlansın diye feveran edince hükümet kamu güvenliğini önceledi. Bu öncelik değişikliğinden hem HDP hem PKK haberdardı.

Silahlarla köylere gitmenin sürece hiçbir yararı olmadığı gibi ülkede iç barışı istemeyen derin güçler süreci kundaklamak, ama dahası süreci zehirleyerek tarafları galeyana getirmek için iğrenç planlar devreye sokulur.

Nasıl mı?

İnternette İçişleri eski Bakanı Efkan Âlâ’ya ait olduğu iddia edilen ses kaydı haberi bahsettiğimiz diğer şıkkı haklı kılar nitelikte.

Ses kaydı dedikleri uydurma haber hakikaten iğrenç bir dezenformasyon ve çok tehlikeli bir oyundur. Efkan Bey için hazırlanan bu haberin bir benzerinin PKK için “telsiz konuşmaları” adıyla ne dezenformasyon hazırlıkları var bilemezsiniz. (Sosyal medyada kışkırtıcıların böyle tehlikeli ve yalan haberin hazırlığında olduğuna dair duyumlar aldım.)

Bakan Âlâ yaptığı açıklamada, "sosyal medya ve bazı internet sitelerinde Ağrı Valisi ile aramızda geçtiği belirtilerek, yayınlanan görüşme notları ahlaksızca kurgulanmış bir yalandır ve tamamen uydurmadır" diyor.

Sayın Bakanı iyi tanıyanlardan biriyim. Üslubunu, kullanacağı kelimelerini iyi bilirim. Bu sözler onun ağzından çıkmaz. Çözüm sürecinin en önemli birkaç aktöründen biri olan Sayın Âlâ “indirin, analarını”demez.

Ağrı Valisi de o haber için, “yalan, alçakça ve ahlaksızca üretilmiş bir uydurmadan ibarettir…” dedi.

Şunu anlatmaya çalışıyorum:

Çözüm sürecinden rahatsız olanlar, iç barışımızı arzu etmeyenler her yola başvururlar. Geçmişte kaç kere oyuna geldiğimizi hatırlayın.

Bu konuda herkesin üzerinde mutabık kaldığı husus, bu tür fitneye mahal vermemek ve çatışmaların doğmasını engellemek için tek yol var:

PKKvakit geçirmeden bütün silahlı unsurlarını sınır dışına çekmeli. Çünkü;

Bildiğiniz gibi geçmişte de silahların susması söz konusu olduğunda devletin derinliğine kök salan ve “rutin dışı” eylemler gerçekleştiren derin güç hareketleniyor, ateşkesi sonlandırıcı eylemler gerçekleştiriyordu.

Yine ateşkes sürecine karşı olan PKK içindeki grup süreci kundaklamak için sansasyonel eylemlerle çatışmaların yeniden başlamasını sağlıyordu.

Ama genellikle iki taraf -Mayıs 1993 Bingöl baskında olduğu gibi- ortak hareket ederek ateşkesi sabote edici eylemler gerçekleştiriyordu.

Bir yerde taraflar arasında çatışma var ise ve iki taraftan da bu çatışmaların durmasından rahatsız olanlar var ise silahları susturma süreçlerinin akamete uğraması kaçınılmazdır.

Yani, küçük bir kıvılcım barışa sıkılan kurşuna dönüşebilir. Bu durumla karşılaşmamak için ilk günden itibaren PKK silahlı unsurlarını tamamen sınır dışına çekmelidir dedik.

Komşulardan tutun Amerika’ya kadar hiçbir devlet iç barışımızı istemiyor ve çatışmalar sürsün diye çaba gösteriyorlar. PKK sınır ötesine çekilsin ki bu fitnecilere karşı daha sağlam önlemler alabilelim.

Hem de vakit geç olmadan.

Twitter.com/ahmetay_