• 27.05.2015 00:00
  • (2610)

 27 Mayıs 1960 darbesini geride bırakalı 55 yıl oldu. Düdük demokrasisi ile yönetilen Türkiye’de milli iradenin tecelli etmesine medya ve asker-sivil bürokrasi ile olundu.

1960 darbesini gazeteler hazırladı, gazeteler dedimse bugün Doğan ve paralel medyanın “büyük babaları” olan gazeteleri anlayın.
Geçen hafta Üniversite öğrencileriyle bir aradaydık. Darbelerde Medya’nın rolü ile ilgili söyleştik. Maşallahı vardı gençlerin, her şeyden haberdar olmaları beni çok memnun etmişti.
Gençler babalarından Türkiye’nin yakın tarihini dinlemişler. Biz, gençlerimiz ülkenin başına örülen çorabı fark etmiyorlar diye hayıflanırken meğer yanılmışız.
Sohbetten sonra yanıma gelen Trabzonlu bir delikanlı “Hocam, babam sizden bugüne ışık tutan bir anekdot paylaşmıştı. Siz, ‘Aydın Doğan Türkiye’de çıkardığı gazeteleri Avrupa’da kese kâğıdı olarak bile kullanamaz’ demişsiniz. Düşünüyorum da gerçekten de başka ülkelerde böyle gazete çıkarana asla rıza gösterilmez” dedi.
28 Şubat sürecinde Doğan medyasının tetikçiliğini biliyoruz. Yine Doğan Medyasına ait olmayan ve fakat Aydın Doğan tarafından desteklenen tetikçi köşe yazarlarına sahip “poşetlik” gazeteler de ülkenin kaderini Aydın Doğan’ın eline vermek için yoğun çaba içinde/ydi.
Bugün de öyle; Aydın Doğan, Fetullah Gülen ittifakı medyada da kendini açık açık hissettiriyor. Ülkeyi kaosa sürüklemek için manşet ortaklığı bütün çıplaklığıyla ortada.
Paralel Medya ile Doğan Medya’nın benzeşen yönü, ikisi de ülkeyi yönetme sevdasındadır. Aydın Doğan geçmişte Demirel-Çiller, Yılmaz-Ecevit hükümetlerini istediği zaman kurar, yıkar yerine yenisini getirirdi. Bunun neticesinde de istedikleri ihaleyi alır, istediği ihaleyi bozardı.
Ak Parti iktidarında da aynı alışkanlığını sürdürmek istediklerini biliyoruz. Aydın Doğan ile dönemin başbakanı Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesinde neler konuşulduğunu Sayın cumhurbaşkanından duyduk. Meğersem Aydın Doğan yine, eski Türkiye kalsın, hükümetler bana selam dursun, ordu bana talimat dolu dosyalar yollasın ki ben de iktidarları parmağımda oynatayım hevesindeymiş.
Aydın Doğan Medyasının çirkefliğini bilmeyen yok. Bu çirkef taşrada pek çok çalışanına da yansımış. Paralelcilerin kategorik nefreti onlara da yansımış.
Doğan medyasının yakın tarih manşetlerini hatırlayalım ki gençler bu grubun hangi dine hizmet ettiklerini öğrensinler.
Ahmet Kaya için: VAY ŞEREFSİZ!
Başörtüsü serbest kılan anayasa değişikliği için: 411 EL KAOSA KALKTI
Erbakan Hoca için: ÇEK GİT
Recep Tayyip Erdoğan için: MUHTAR BİLE OLAMAZ
28 Şubat’ta TSK adına da, Erbakan Hoca’ya tehdit için: GEREKİRSE SİLAH BİLE KULLANIRIZ.
28 Şubat’ta millete gözdağı vermek için: TANKLAR SİNCAN’DA YÜRÜDÜ…
Evet,
Eski Türkiye’nin kaymağını yediği halde doymayan Doğan yine sahnede. Nasıl mı?
Daha geçen ay savcımız şehid edilirken yayın organları adeta DHKP-C ile ortak yayına geçmişlerdi. Rehin alınma esnasında fotoğrafların yayını, teröriste eylemci diyerek katil örgütü adeta demokratik hakkını yine demokratik yöntemlerle arayan STK temsilcisi gibi yansıtmıştı.
Paralel Medya’nın bundan geri kalır yanı yoktu. O paralel Medya ki Aydın Doğan’ı bir kaşık lağım suyunda boğup medyada tek güç olmak için türlü türlü dalavere çevirmişti. Biri diğerinin varlığını kendisinin yok oluşu gören Doğan ile Paralel Medya YENİ TÜRKİYE düşmanlığı ortak paydasında buluştular. Tabi, bu ortak paydanın da ortasında Tayyip Erdoğan düşmanlığı var.
17-25 Aralık süreci ve sonrasında iki grupta da koro eşliğinde eski Türkiye şarkıları çalındı. Menderes için yazılan ve bestelenen ne kadar şarkı var ise, Özal için söyledikleri ne kadar mani var ise, Erbakan Hoca’ya saydırdıkları ne kadar küfür ve hakaret var ise Tayyip Erdoğan için de söylendi.
Özellikle sahte tapelerle ve sahte künye/isimlerle kamuoyunun düşüncesini taciz ederken mertçe davranmadılar.
Kendi tosuncuklarına adanmış ruh deyip Adnan Hoca’nın televizyona çıkardığı kızlara laf söylemeyi ibadet telakki edenlere Adnan Oktar Hoca, “çıkın adam gibi, bizim bu tapelerle işimiz yok, devletimizle sorunumuz yok, müstear isimlerle değil, gerçek imzanızla yazın, yoksa bu vebalden kurtulamazsınız” demişti, de bunlarda iz’an nerede?
Demezler,
Aydın Doğan’a adanmış kalemşorlar yeryüzünün kaldıramayacağı çirkinliği bu milletin başını dik tutanlara reva görüyor. İnsanlar gazetelerinize, televizyonlarınıza bakmaya utanıyor.
Geçen gün Fetullahçılıktan kurtulduktan sonra eşiyle umreye gidip dönen bir kardeşimiz “ben yeniden doğdum, en çok ağırıma giden de eskiden izlemeye utandığımız Aydın Doğan medyasında ne kadar fitne, fesat, maşalık varsa hepsi Fetullah Gülen Medyasında. Bu yayınlar da bizim verdiğimiz himmetlerle yapılıyor, Allah bizi affederse lütuf ve keremindendir.”
Doğan-Paralel Medya ittifakı Batılı silah, enerji, uyuşturucu sektörü ile spekülatörlerin (vurguncu) emriyle YENİ TÜRKİYE’ye karşı gerçekleşti diyen millet ESKİ TÜRKİYE’ci bu grupları çok iyi biliyor.
Tekrar ediyorum, Aydın Doğan Medyası Türkiye’de çıkardığı bu gazeteleri Batı’da bu haliyle çıkaramaz. Aydın Doğan Batı’da bu gazeteleri bu haliyle çıkaramadığı gibi Türkiye’de basılan gazetelerini Avrupa’da kese kâğıdı olarak da kullanamaz.
O zaman hukuk devletinin savcıları, hâkimleri ne güne duruyor?
Sakın yargının “du bakali n’olcek” modunda olduğunu söylemeyin!