• 14.06.2015 00:00
  • (2515)

 Seçim sonrası süreç makul düzeyde seyrediyor. Gerçi sonradan mal/para bulup kafayı sıyırmak üzere olanlar gibi çatlak birkaç ses dışında parti liderleri koalisyona kitlenmiş durumda.

Koalisyona sıcak bakmayan Parti yok. Her parti "aslında ben de koalisyonda yer alabilirim"i farklı üslupla söylüyor. Bunu anladık. Lakin bu koalisyon aşkının vatan millet sevdasıyla gelişmediğini de biliyoruz. Ama haklılar, bunca zamandır muhalefette kalmanın verdiği 'zarar' yetti gari.

CHP özgür seçimlerle, yani 65 yıldır tek başına iktidar olamamış. Koalisyonlarda bulunduğu yıllar CHP için altın yıllardı. Hiçbir partili işadamı, ihale kovalayanı, sanayicisi, partim iktidara gelmesin, gelirse işlerimiz bozulur demez, böyle bir düşünceyi aklından bile geçirmez. Bütün partililer iktidarın nimetinden yaralanmak ister. Aslında bu yararlanmayı yasal, meşru ve ahlaki olduğu sürece makul karşılarız.

CHP 15 yılı aşkındır iktidar ortağı olamamış, ana muhalefet işi de artık 'irtica' ve 'laiklik' odaklı olmadığı için partililer tamamen 'yararlanmacı' bir anlayış ve beklenti içine girmiştir.

MHP de öyle.

MHP 13 yıldır iktidar nimetlerinden yararlanamıyor. Bu durumun partililere artık gına geldiği yabana atılmamalı. Sayın Bahçeli en son “milli mutabakat” cümlesine (doğru yaparak) HDP’yi de sığdırarak adeta bensiz koalisyon olmasın demeye getirdi.

Bu yüzden partiler koalisyon imkânlarını zorluyor ise bunu anlamak gerek.

Ak Parti 13 yıldır iktidarda olan parti. Doyuma ulaşmanın da sonucu seçimlerde tek başına iktidara yetecek oy çıkaramadı. Lakin buna rağmen koalisyonda yer almak ister ve de istemeli Ak Parti. Hem yapacakları pek çok işin yarım kalmaması, hem de ülkenin geçmekte olduğu sürecin ciddiyetinin farkında oldukları için. Aslında bana kalsa Ak Parti muhalefet görevini bir süre yerine getirecekti, ama şartlar buna müsait değil. Zor süreçlerden geçen bir bölge ve Türkiye var.

MHP ve CHP koalisyonunun HDP'li dışarıdan destekli şıkkının imkânsızlığını hem MHP hem de HDP sözcüleri tarafından kesin dille deklare edildi. Ötekileştirici dilden çok çeken bir Türkiye bu dili bırakmalı, ama dilden dolayı geriye Ak Parti-CHP ya da Ak Parti-MHP koalisyonu kalıyor. Her iki şıkkın gerçekleşme ihtimali aynı. MHP ilk günkü demeçlerini yumuşatması, CHP'nin Ak Parti ile koalisyon yapabileceğine dair açıklaması ortamı rekabet alanına çevirdi. Öyle ki Ak Parti işi 'açık arttırma'ya kadar götürür ise çok kazançlı çıkacak gibi. Aslında seçim sonuçları netleştikten sonra koalisyon anahtarının sahibine verildiğini birazcık olsun tecrübe sahibi olan siyaset meraklıları gördü. Seçim sonuçları iyi analiz edildiğinde milletin Ak Partiye sensiz olmaz demeye getirdiğini görülebilir.

Şimdi ne olacak?

Mecliste yemin töreninden hemen sonra zaman kaybetmeden hükümeti kurma görevi Ak Partiye verilecek. Ak Parti sırasıyla CHP, MHP ve HDP ile görüşecek. Buradan bir koalisyonun çıkma ihtimali çok yüksek. Şayet Sayın cumhurbaşkanı tarafından yapılan bu görevlendirme sonunda bir anlaşma sağlanmaz ise Hükumeti kurma görevini alan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu boş turlara başlayacak. Bu da sadece zaman kaybı demek. Biliyoruz ki Türkiye'nin zaman kaybına tahammülü yoktur. Dolayısıyla Ak Parti Genel Başkanı Sayın Ahmet Davutoğlu'na verilecek olan koalisyon hükümetini kurma sürecinde işin bitmesi gerekir.

Burada bizi bekleyen iki önemli husus var.

İlki Çözüm Süreci, çözüme bu kadar yaklaştığımız bir dönemde birden fazla partinin kuracağı hükümet, bu hayati süreci daha seri ve sağlıklı yürütebilir. Zira töhmet azalır ve karşıtlık minimize olmuş olur. MHP'nin Çözüm Süreci rezervi gerçekçi değil. MHP'nin "Çözüm Sürecini bitirin öyle koalisyon yapalım" şartı makul ve de ülke menfaatlerine uygun düşmez. Dolayısıyla ortakların “kırmızıçizgisi” ülkenin kardeşliği, beraberliği olmalıdır. Bunun için de koalisyon partileri için yeni anayasa yapmak en dominant görev olmalıdır.

CHP'nin içinde bulunduğu iktidar ortaklığının ne kadar süreceği belirsiz. İki yıldır Kılıçdaroğlu'nun kimler tarafından sevk ve idare edildiği malum. CHP'li bir koalisyonun ömrü Genel Başkan Sayın Kılıçdaroğlu'nun paralel yapılanmayla arasına ne kadar mesafe koyacağına bağlı. Bu yüzden sanki MHP'li bir koalisyon daha sağlıklı yürür kanaatindeyim. Lakin bu ortaklığa da Çözüm Süreci damgasını vuracak.

Çözüm süreci Türkiye'nin olmazsa olmazıdır. Türkiye'nin yürüyüşünün dinamosudur Çözüm Süreci. Barış ve huzurun güvencesi bu süreçtir. MHP bunu anlayacak tecrübeye sahiptir. MHP’nin HDP ile de sıcak ilişkileri bu süreç üzerinden sağlanabilir.

Burada en önemli unsurun PKK tarafından atılacak adım olduğu muhakkak. Eğer 2013'ün 21 Mart ruhuna uygun davranacak ise PKK derhal silahlı unsurlarını sınır ötesine çekmeli. Seçim sonrası provokasyona baktığımızda birilerinin yeniden çatışmaları körüklediği malum. Herkes/imin geçtiğimiz süreci iyi analiz etmesi gerekir.

Anlaşılan önümüzdeki günlerde en çok kullanacağımız sözcük “koalisyon” olacak. Bu sözcük herkesin“fantezisine göre” şekil alacak, haydi hayırlısı.