• 6.02.2015 00:00
  • (2665)

 2 Temmuz 1993’teki Sivas Madımak katliamı 'Sünnilerin Alevi ve sol-sosyalist kesime düşmanlıklarından kaynaklı' bir hadiseden ibaret olmadığını çok söyledik.

DDK’nın raporunda da belirtildiği gibi katliamı planlayanlar "kitlenin psikolojisine nüfuz etmesi", araya sıkıştırdıkları eğitimli elemanların halk üzerinde etkili olması ve idarecilerin kasıtlı tutumu sayesinde kitle psikolojisine kapılan dindarlara da maalesef bu olayda “yüklenici” rol ayarlamışlardı.

Öncesi Ve Sonrasındaki Olaylarla Madımak Katliamı:

Bütün Alevilerin “Bu katliam Alevi-Sünni düşmanlığından öte laikliğe karşı şeriatçı kalkışmadır”dedikleri Sivas katliamı -öncesi ve sonrası ile- 1993 yılında meydana gelen olayları kısaca hatırlayalım ki Madımak faciasının asıl sebebine ulaşabilelim.

1993’te Neler Yaşandı?

24 Ocak 1993:Gazeteci Uğur Mumcu cinayeti, 28 Ocak 1993: İşadamı Jak Kamhi’ye suikast düzenlendi. 5 Şubat 1993: Adnan Kahveci ailesiyle birlikte Bolu Gerede'de ters yola gir(diril)erek trafik kazasında hayatını kaybetti.

17 Şubat 1993:Jandarma Genel Komutanı Org. Eşref Bitlis uçağının (hazırlatılan düzmece raporlarla) "buzlanma"dan dolayı düşmesi sonucu yaşamını yitirdi.*1

7 Mart 1993:DEV-SOL lideri Bedri Yağan ve 4 arkadaşı polisin yaptığı operasyon sonucu öldürüldü.

17 Nisan 1993:8. Cumhurbaşkanı Özal kuşkulu bir şekilde vefat etti.

24 Mayıs 1993:Elazığ-Bingöl Karayolunda 33 asker şehit edildi.

2 Temmuz 1993:Aziz Nesin ve bir grup aydın ve sanatçının kaldığı Sivas Madımak Oteli ateşe verildi, 37 kişi öldü.

5 Temmuz 1993:Erzincan’da dindarlığıyla bilinen Başbağlar Köyünün sivil, Sünni 33 insanı katledildi.

4 Eylül 1993:DEP Milletvekili Mehmet Sincar JİTEM tarafından öldürüldü. 22 Ekim 1993: Diyarbakır’da Tuğgeneral Bahtiyar Aydın JİTEM tarafından katledildi.*2

25 Ekim 1993:Erzurum İli Çat İlçesi Yavi Kasabası'na baskın düzenleyen PKK kahvehanede bulunan halkı rastgele tarayarak; 32 kişiyi öldürdü.

4 Kasım 1993:JİTEM'in kilit isimlerinden Yüzbaşı Cem Ersever öldürüldü.*3

Bu sıraladığımız olayları Sivas katliamıyla ilişkilendirmeyenler yazının devamını okumayabilirler.

Sivas Madımak Katliamından Birkaç Gün Önce:

* Katliamdan hemen önce PKK Divriği civarında görülür ve PKK'nın eylem hazırlığında olduğu haber alınır. Bu gerekçeyle polis gücünün büyük kısmı Divriği'ye kaydırılıyor.

* Yıllar yılı Banaz'da yapılan şenlikler, İnönü'nün Özel Kalem Müdürü iken SHP kontenjanından Sivas’a Vali olarak atanan Ahmet Karabilgin tarafından il merkezine alınır ve program 4 güne çıkarılır. Olaydan bir gün önce Vali Karabilgin, “Pir Sultan'ı seviyorum, çünkü Osmanlıya başkaldırmıştı. Siz de başkaldırın” diyor ve Sivas çalkalanıyor.

* Aziz Nesin o günlerde yine dine hakaretler ediyor, Sivas’ta katıldığı panelde O sizin Allah’ınız, benim değil’ diyerek tepkilere pik yaptırıyor.

* Madımak faciasından bir gece önce Atatürk heykelini kırdılar şayiası halkı tedirgin ediyor. Hâlbuki olay tamamen bir “gizli el” operasyonudur. Bir tarafı askeriyeye, diğer tarafı emniyete bakan ve bu iki kurumun kontrolünde olan 2 metrelik platformun üstünde bulunan kocaman bir Atatürk heykeli'kırılmadanvidaları sökülerek yere yatırılıyor. Bunları alt alta koyup topladığımızda çirkin planın harfiyen işlediğini görüyoruz.

Olay Günü:

Sabah durumun kritik olduğu valiye söylenmiş, vali gerekli tedbirleri almak yerine törene gidiyor.

Dönemin Sivas emniyet müdürü:

"Saldırıları önlemeye çalıştıkDurumu valiye en az 20 kere ilettik ve ek kuvvet istedik. Buna rağmen kuvvet gelmedi" diye ifade vermiştir. Dönemin alay komutanı da "yetkili vali beydi, vali beyin bizden bir talebi oldu mu ki biz yerine getirmedik" demiş.

O güne ait Anadolu Ajansı ve emniyetin kamera çekimlerinin neden buharlaştığını, dahası bu görüntülere takılan vebölgeye sevk edilen ikinci ve daha kalabalık olan askeri birliğin Madımak Oteli yerine ilgisiz bölgelere yönlendirilişi”nin gerekçesini hala öğrenebilmiş değiliz. Ve yine “bir Albayın askeri araçtan inip bazı göstericilerle konuştuğukonuşması bittikten sonra aracına binip olay yerinden uzaklaştığı”nın da sebebini hala bilmiyoruz. Kimdi bu Albay? Konuştukları kimlerdi ve onlarla ne konuştu?

Yine, Görgü tanıklarının ifadesine göre vilâyet önündeki gösteri esnasında elinde telsiz bulunan bazı şahısların ‘Aziz Nesin Madımak'a getirildi’ şeklinde kalabalık içinde açıktan sözler sarf ettiği duyulmuş." Kimdi bu telsizli görevliler? Peki, "yüzleri maskelilerin halkı sürekli provoke ettiği”ni herkes bildiği halde bu maskelilerin kim oldukları ve neyi senkronize ettikleri biliniyor mu?

Pir Sultan Abdal Derneği eski Başkanı Kazım Genç; "Dava sonrasında ilginç bir şoför ortaya çıktı. Şoför, arkadaşlarımıza olay günü Sivas’tan alınarak Romanya’ya bırakılmak üzere bir otobüs dolusu insan götürdüğünü söyledi.”

DDK’nın tespit ettiği, "O gün otelde kurşunlanarak öldürülen/ler de vardı" dediği insanlarla ilgili o dönemde yargının hiçbir şey yapmaması çok mu normaldi? Peki, "olay günü ve gecesi jandarmanın sokaklarda vurduğu siviller vardı ve bunlar sessizce gömüldükten sonra bu cinayetlerin üstünü de örttüler”  diyen maktullerin yakınlarının sesini duyan bir yargı mekanizması, bir tek ÇİPRAS hayranı eski-yeni Mao’cu oldu mu?

Bir de olay sonrası kimlere sessiz kaldığımızı görelim de anormalliği ‘derin’leştirelim.

Olay münferittir. Ağır tahrik var. Bu tahrik sonucu halk galeyana gelmişdiyen S. Demirel’e Alevilerden bir ses çıktı mı?

Çok şükür, otel dışındaki halkımız bu yangından zarar görmemiştir!.. Olayı bu kadar büyütmek yanlış, bir futbol maçında da bu kadar insan ölebilirdidiyerek insanlığı yerin dibine batıran başbakan T. Çiller’e tek laf eden bir AĞAÇSEVER oldu mu?

Oteli sahibi kundaklamıştırdiyen dönemin İçişleri Bakanı M. Gazioğlu’na, Berkin için kıyametler koparan hangi ulusolcu veya LGBT’ye destek veren ve taşıdıkları pankartlarla “HEPİMİZ .BNEYİZ” diye bağrışanlar teksöz söyleyebildi?

Bir de tutuklu ailelerin dramına bakalım. Pek çoğu fakir aile çocukları olan tutuklu insanların davalarının İzmir gibi uzak bir ile taşınması, ailelerin gidememesi, gidebilenlerin salona alınmaması…

Son olarak,

Bendeniz de dâhil, bildiğim pek çok dindarın o faciada orada olup, yangının çıkarılmasına engel olmayı, engel olamıyorsak yanma pahasına yangını söndürmeyi arzuladık. 22 yıldır dindarlara ağır hakaretlerde bulundukları halde o dönemin hükümetlerinden hesap sormayanlar bu elim olayı, olayın faillerini, planlayıcılarını ve bunların maksatlarını yeniden düşünmelidirler. Çünkü bugün yine benzeri oyunlarla bizi birbirimize düşürmek isteyen karanlık güçler devrede.

Acıları yarıştırmadan;

Başbağlar katliamı, Erzurum Yavi katliamı ve Madımak katliamının aynı güçler tarafından planlandığını düşünüyoruz.

Madımak için haklı olarak feryad-u figan edenleri bugüne kadar Başbağlar ve Yavi hiç mi hiç ilgilendirmedi. Bunların Başbağlar için ses vermemelerini anlayışla karşılamamız beklenmemeli.

Bu menfur katliamı soruşturan DDK raporunu çoktan tamamladı. Olayla ilgili “Devletin ağır bir hizmet kusuru söz konusudur. Dönemin tüm devlet yöneticileri bu olaydan sorumludur. Bu protestonun olacağının bilinmesine rağmen, yeterli güvenlik önlemleri alınmamıştır. Toplanan kalabalığı dağıtmaya yönelik herhangi bir etkili çaba gösterilmemiştir.

Otelin önünde bekletilen kalabalığa, adeta her türlü eylemi yapma imkânı verilmiş ve nihayetinde otelin yakılmasına kadar gidecek ortam yaratılmıştır” diyor bu rapor.

Peki, biz ne diyoruz?

NOT:bu yazıdan dolayı ara verdiğimiz KÜRTLER NEDEN AK PARTİYE OY VERMEDİ başlıklı yazı dizimizin 4. bölümünü yakında yayınlayacağız.

*1-2-3 “Bu Subayları Kim Öldürdü?” başlıklı yazımızda okuyabilirsiniz.