• 15.07.2015 00:00
  • (2214)

 Tekrar belirtmemiz gerekir ki,

Ramazan ayının Kur’an Ayı oluşu ilahi kelam ile sabittir. Allah cc Kur’an-ı Mubin’i Elçisi Muhammed Mustafa’ya (SAV) vahyederek insanlık ailesinin kurtuluşunu murad etmiştir. Ramazan’ın daha anlamlı, mübarek oluşu Kur’an-ı Mubin’in bu ayda indirilişi ile alakalıdır.

Geçen yazımızda Muhammed Mustafa’nın (SAV) Mekke ve çevresinin içinde bulunduğu acınası durumdan çok üzüldüğünü ve asırlardır süren bu karanlıktan bir çıkış yolunun olması gerektiğini düşündüğünü belirtmiştik. Muhammedü’l Emin bu yüzden Hıra’ya gidip derin derin tefekkür eder ve bu tefekkür süresince büyük ızdıraplar yaşardı.

Şimdi yazımızın devamına geçebiliriz.

Melekler, bir yandan Muhammed Mustafa’nın imdat çığlığına nasıl ve ne zaman cevap verileceğini merak ederken, bir yandan da yakın zamanda peygamber olacak insanın yaşadığı ızdırabın bir an önce dinmesi için dua ediyorlardı.

İnsanlık ailesine, ama özelde “Mekke ve çevresine” acilen bir çare gönderilmeliydi. Bu çare ancak ve ancak her şeyin Malik’inin indinde mümkün bir deva olabilirdi. Hira’nın kutlu misafiri de bunun bilinciyle Mekke’ye kahır dolu bakışlarla bakıyor, çaresizliğin vermiş olduğu ızdıraptan dolayı kendinden geçiyordu.

Tahammülü imkânsız sancılarla kıvranan Muhammed Mustafa gözlerini açtığında Mekke’yle göz göze gelir gibi “çare” diye inliyordu. Özellikle vahyin nüzulünden önceki son on gece dayanılmaz acılarla geçiyordu. İlahi kelamın inişi yaklaştıkça sancılar da artıyordu.

Maksadını mübarek hitabın sahibinin bileceği son “on gece”nin dayanılmaz sancılarını Fecr Suresinde “(O) on geceye andolsun” ifadesiyle nazarı dikkatimize sunuyor. Kur’an pek çok Mekki Surede (Mekke’de nazil olan sureler) yeminlerle başlar ve yeminlerle devam eder. Yeminler pek çok farklı şekilde tefsir ediliyor olsa da bizim esas alacağımız mana yeminlerin “şahitliği” anlamıdır.

Fecr suresindeki yeminlerle konuya açıklık getirebiliriz.

Vel Fecri, ve leyalin aşr.

Fecre andolsun ve o on geceye.

Buradaki “fecr”in vahyin indiği ilk sabah vaktine giriş olduğunu pek çok müfessir ifade etmiştir. O zaman“leyalin aşr/on gece” de vahyin inişinden önceki Muhammed Mustafa’nın (as) Hıra Mağarasında yaşadığı ve sonunda vahyin nazil olduğu on gecedir diyebiliriz.

Vel Fecri, “O” sabahın ilk vakti şahididir gecelerden (karanlıklardan) sonra bu fecr (aydınlık) vaktine erişinin. Öyle sanıldığı gibi kolay olmadı, bunun öncesinde sizin yerinize çekilen acılarla dolu yıllar vardı. Mekkelilerin kurtuluşunu arzu ederek kendini üzüntüden mahv eden “biri” vardı.

Onun son on gece neler çektiğine “o on gece” şahit.

Fecr anının şahitliği,

Karalıkların yarılıp, nurlu sabahların çıkması,

“Cahiliye karanlığını yarıp çıkan vahyin nurlu sabahı” M. İslamoğlu

Belirsizlikler sonrası vahyin yol göstericiliğiyle ‘belirlenen’ istikametin doğuşu…

O “on gece” sonrası “âlemlere rahmet” müjdesi geldi. Nitekim Kadir Suresinde “bin aydan hayırlı gece”dediği Kadir gecesinin de bulunduğu Ramazan ayının son on günü, bu yemin edilen/şahitliği ifade edilen“leyalin aşr/on gün” olduğunu söyleyen âlimler (haddim olmayarak) isabet etmişlerdir diye düşünüyorum.

Rabbulalemin, idrak ettiğimiz Leyle-i Kadr’e verdiği bu büyük payeyi Kur’an’ın indirilişi (inzal) ile ilişkilendiriyor. Bu indirilişin yaratılmış olan mahlukat alanına (ontolojik alanımız) mı yoksa Resul-i Ekrem’e (SAV) mi olduğu tartışmalarına girmenin gerekli olduğuna inanmıyoruz. Neticede insanoğlunun idrakine doğru bir nüzul süreci olduğu muhakkaktır. Ama Kur’an’ın nüzul sürecinin (özellikle öncesi) Resulullah (SAV) için hiç de kolay olmadığını biliyoruz.

Bu surenin girişiyle Rabbimiz sanki;

Ey vahyin inişinden önceki o on gece!

Siz söyleyin; Rasulum Muhammed Mustafa neler çekti?

Onun ne acılar yaşadığını siz anlatın, çünkü bu yaşananların şahidi sizlersiniz” der gibi.

Twitter: @ahmetay_