• 9.02.2017 00:00
  • (1670)

 Sadece son 6 yılda Esad tarafından yarım milyonu aşkın Suriyeli öldürüldü, dünya sadece seyretti. Hatta muhalifler Esed'i, DAEŞ'i biraz zorladıklarında ABD olsun Rusya olsun “yanlışlıkla!” muhalif güçleri vurdular.

Zaman zaman dünya kamuoyunun, “aa, Suriye'de çocuklar öldürülüyor.” dediği olmuyor değil. Böylesi durumlarda ABD derhal “Kırmızı çizgi”sini anımsatıp dünya kamuoyunu yatıştırmakla ve uyutmakla yetinirken, Ruslar, “Esed bizim için vazgeçilmez değildir” diyerek kimyasal silahlarla Suriyelilerin yeniden katledilmeleri için Esad'a zaman kazandırıyor.

Geçtiğimiz günlerde Esad bu kez İdlip'te masum halkın üzerine kimyasal bombalar yağdırarak aralarında bebeklerin, çocukların da bulunduğu yüzlerce Suriyeli'yi hunharca katletti. Bunun üzerine ABD dün Doğu Akdeniz'deki donanmasından fırlattıkları Tomahawk füzeleri ile Suriye'deki Şayrat üssünü vurdu.

Suriyelilerin bir cani tarafından katledilmelerine mani olacağı düşüncesiyle Türkiye'nin “olumlu” bulduğu bu saldırı ABD dış politikasında Obama sonrası Trump'ın ilk pozisyon alışı oldu. Aslında ABD'nin “Tek seferlik” dediği ve Hizbullah ile İran'ın kullandıkları üssü vurması Suriyelilerle ilgili olmayıp İran'a mesajdı.

Doğrusu ABD'nin başka bir ülkeye fiske vurmasını dahi kabul etmiyoruz. Ayrıca ABD dünkü saldırıyla Esad'a, “Kimyasal silahla vurma, diğer silahlarla dilediğin kadar vatandaşını öldürebilirsin” demiş oluyor.

İşin daha trajik boyutu ABD Başkanı Trump yaptığı bu açıklamadasında, “Bu saldırı ile bizim Suriye politikamızda bir değişiklik meydana gelmedi… Bu saldırı ‘ABD'nin güvenliği için' elzemdi” diyerek amaç Suriyelilere sahip çıkma olmadığını ortaya koymuş oldu. Yani Suriye rejimi vatandaşını katletmeye devam edebilecek. Nitekim dün Suriye rejimi İdlib'e yeniden hava saldırısında bulundu ve alınan bilgilere göre çok sayıda Suriyeli sivil hayatını kaybetti. Tiyatro izliyoruz, çirkin, acı, şeytani bir tiyatro izlemenin bütün ızdırabını yaşıyoruz.

Sahi, Medeni dünya diye bize kendilerini model gösteren Batı nerede?

Batı halkı buna neden ses çıkarmıyor?

Batı'nın ikiyüzlü hükûmetleri Esad'ın bu katliamlarını neden sessiz film izler gibi izliyor?

Bakınız, son dönemlerde karikatüristleri üzerinden, FETÖ'nün çaldığı himmet paraları ile ayarlanan tv programcıları üzerinden Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a saldırdıkları kadar savaş suçlusu, uluslararası hukuku ayaklar altına alan ve katliamlarıyla, kullandığı kimyasal silahlarıyla tescilli bir cani olan Beşar Esad ile uğraşmıyorlar.

İstanbul'a inşa etmekte olduğumuz üçüncü havaalanımızın aleyhine yazılıp çizilenlerin çeyreği kadar Esad'ın katliamlarına ayırmayan bir Batı dünyası ile karşı karşıya oluşumuz insanlık için büyük kayıp ve insanlar için utanç vericidir.

6 yılı aşkın süredir halkını katleden Esad'a doğru dürüst “Yapma” demiyor aha bu Batı. Bunun için Suriye'nin füzelerle vurulmasına gerek yok, desteklerini çeksinler yeter, lakin yapmıyor Batı. Çünkü Esad onların Suriye topraklarına girmelerinin yolunu açtı. Çünkü Esad burnumuzun dibine kadar gelmelerinin kapısını açtı aha bu Batılı devletlere.

Diktatörlüğü konusunda hiçbir şüphe bulunmadığı halde, “Esad ile Suriye'de devam edilebilir” derken, en şeffaf, en demokratik, en özgür seçimlerle seçilen Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan için “devrilsin” besteleri çalıyor bu Batılılar.

Batı işini yapıyor, Batı güçsüz devletler istiyor, Batı öldürmelerden, katliamlardan, kitle imha silahlarından rahatsız olmuyor. Bilakis Batı daha çok devletin Esad gibi davranmasını, halkını katletmesini arzu ediyor, sadece zamanlamanın uygun olmasını istiyor.

Tarih boyunca Batı'nın temsil ettiği felsefi, dini, sosyal ve siyasal gelenek şiddet, kan, sömürü üzerinden yürümüştür. Bu, Batı'nın en temel esasıdır. Zira Batı medeniyeti değer üretmek üzerine değil, değersizleştirme, her şeyi tüketilecek zaviyede görme üzerine kuruludur.

Hoş Müslüman dünyanın ahvali takdir edilecek bir seviyede mi ki?

Evet, bu soruyu sorabilirsiniz. Suriye vatandaşını öldürürken de, ABD Suriye'yi vururken de sessizliği utandıran bugünkü İslam dünyası için;

“His yok, hareket yok, acı yok... Leş mi kesildin?

Hayret veriyorsun bana... Sen böyle değildin.” de diyebiliriz, lakin İslam dünyasının içinde bulunduğu bu hal Batı'nın insanlıktan çıkışı ile mukayese edilecek bir durum değildir.