• 22.04.2017 00:00
  • (1520)

 SAROS, Türkiye'ye geldi, CNNint taksime canlı yayın aracı getirdi, BBC Beşiktaş ve Kadıköy'de sürekli canlı yayın aracı bulunduruyor, Alman istihbaratı gazeteci kılığında İstanbul sokaklarını geziyor, FETÖ dış istihbarat elemanlarına lojistik destek veriyor, CHP lideri de kaos çağrılarında bulunuyor

Bütün dünya bilmelidir ki Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan “topunuz gelin” sözünü sadece o güne mahsus söylememişti. Bu meydan okuma bugün için de yarın için de geçerli.

Biz referandum bir istiklal mücadelesidir dediğimizde burun kıvıran kimi ‘dindarlar' bugün de konuyu anlamaktan uzaktırlar. Kılıçdaroğlu'nun tek adam yalanını kırk doğrumuza değişmediler. Referandumda EVET'in çıkmasıyla dış güçlerin elinde bulunan TAM BAĞIMSIZLIK anahtarımızı geri aldığımız için ‘NATO müdahale etsin' diyecek kadar kuduran kimi Batılı devletlerin bu küstahlığı da bu dindarlarımızın aklını başlarına getirmedi.

Hem de ahan da şu Batı:

ABD'nin önde gelen gazetelerinden New York Times (NYT), referandum sonuçları ile ilgili yazısında adeta Türkiye'de bir kalkışma için çağrıda bulunuyor. New York Times'da "Türkiye'de demokrasi kaybetti" başlığı ile çıkan yazıda,  “NATO ülkeleri, Erdoğan'ın otokratik eğilimlerini kontrol altına almak için ellerinden gelen her şeyi yaparken, Türkiye'de demokrasi savunucularına da cesaret vermelidir. Nihayetinde, Türkiye'de demokrasi yeniden canlanacak olursa bu, Erdoğan'ın dayattığı otoriter sistemi kabullenmek istemeyen milyonlarca Türk'ün sayesinde olacak. Haklarını ve özgürlüklerini geri almanın bir yolunu bulacaklar."derken,

Almanya Dışişleri Bakanı S. Gabriel, “Türkiye'de demokratik güçleri desteklemek için her şeyi yapıyoruz” diyor.

Bunlara ne oluyor? Bizim sistem değişikliğimiz bu devletleri neden bu kadar ilgilendiriyor?

1960 darbesinde demokrasimiz için laf söylemeyen, 12 Mart'ı alkışlayan, 12 Eylül'ü ‘çocukları'na yaptıran, 28 Şubat'ı Pentagon'da tertipleyen, 15 Temmuz'da savaş uçaklarıyla, tanklarla 250 vatandaşımızı şehid eden alçakların elebaşını ülkesinde tutan bu darbeseverler hiçbir zaman demokrasiyi önemsemediler. O zaman, ‘demokrasi savunucularına cesaret' ne anlama geliyor? ‘Türkiye'de demokratik güçleri desteklemek' nasıl okunmalı? Kimin özgürlüğü ve hangi hakkı ve sen kimsin?

İşin tuhaf tarafı, adına ‘demokratik güçler' dedikleri 28 Şubat'ı alkışlamış, 15 Temmuz'u temize çıkarmaya çalışan kesim.

Nedeni açık ve anlaşılır, biz onların bir asırdır bu milletin boynuna geçirdiği kemendi çıkardık. Küreselcilerin Türkiye üzerinde/n oynadıkları oyunu bozduk. En son onlara mecbur olmadığımızı yüzlerine söyledik.

Bizden beklemiyorlardı, boyun eğen Türkiye'den başkaldıran Türkiye'ye geçtiğimizi hazmedemiyorlar.

Rus gazeteci Vladimir Mamontov; "Erdoğan'a karşı çıkan Türkiye'deki güçler liberal basınının destek verdiği güçler. Dikkatinizi çekerim ki bu liberal basın daha önce Trump'a da saldırdı. Rusya'ya da saldırıyorlar. Avrupa'nın, batının liberal basını şimdi Erdoğan'a 'diktatör' diye saldırıyor.” Yani küreselcilerin planlarını bozan liderler de hedef tahtası, ülkeleri de.

Ama mesela SP Antalya İl Başkanına sorarsanız ‘Tek Adam' sakızını bütün sosyal medya hesaplarından yayınlar, bu pisliğini de cihad zannedecek kadar basiretsiz, ferasetsiz davranmakta beis görmez. Ayıp ayıp, hatta ayıp ötesi. Demek ki Erdoğan kıskançlığı ve düşmanlığı kimileri için meseleyi anlamamaya, kavrayamamaya yeterli geliyor.

Peki içeride durum ne? Referandum sonrası ülkede nasıl bir atmosfer var?

Başını CHP ve sol örgütlerin çektiği Geziciler, Almanya'nın kontrolünde bir kalkışma hazırlığında. Çok profesyonelce yürüttükleri dezenformasyon ile Ankara ve İstanbul'da sol grupları kalkışmaya hazırlıyorlar.

Diğer yandan CHP blöflerle bir ileri bir geri taktiği ile ortalığı bulandırıyor. CHP'li yetkililer, “Referandum sonuçlarını kabul etmiyoruz… Referandum yeniden yapılsın…” gibi çıkışlarının yanı sıra CHP gençlik kollarının ‘sokaklara çıkıyoruz' çağrısının hemen akabinde “çağrı bize ait değil.” dediyse de mesaj alınmıştı. CHP referandum sonuçları konusunda yanlış yapıyor. 90 yıllık huyundan vazgeçmeli ve milletin kararına saygı duyması lazım CHP'lilerin. Öyle sine-i millet blöfü, referandum tekrarlansın baskısı eninde sonunda kendilerini zor durumda bırakabilir.

Unutuyorlar,

Sayın Erdoğan'ın çok iyi bir satranç ustası olduğunu unutuyorlar. CHP'lilerin beklemedikleri bir anda Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kendilerine yapılması muhtemel teklif ile CHP darmadağın olur.

Ne gibi mi?

Şimdi CHPBND ve FETÖ destekli dezenformasyonla referandum sonucunu tartışma konusu yapıyor. Kriz ve kaosa önayak oluyor ya, Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan CHP'ye çağrıda bulunsa ve dese ki “madem öyle haydi o zaman erken seçime gidelim, milletin kararını da oylamış oluruz.” dese CHP ne der?

Bildiğimiz gibi referanduma sunulan bir maddede “Cumhurbaşkanı ve parlamento seçimleri 3 Kasım 2019'da birlikte yapılacak” kaydı var. Anayasa kararı olduğu için ancak 367 milletvekili ile erken seçime gidilebilir. Bugünkü meclis aritmetiğinde bu sayı ancak CHP tamam derse bulunabilir, başka türlü olmaz. CHP haydi seçime derse kaybeder, hayır, gelmem derse hepten kaybeder.

Peki, Sayın Cumhurbaşkanı böyle bir çağrıda bulunabilir mi?

CHP daha fazla cazgırlık yaparsa, değişiklik uyum yasaları çıktıktan sonra hodri meydan fena sayılmaz.

CHP zor süreçten geçiyor.