• 30.04.2017 00:00
  • (1690)

 Her yenidünya düzeni aslında bir yeni paylaşımdır. Dünya güçleri belli bölgelerde 25, 50 ve 100 yılda bir çıkardıkları kaos, savaş ve işgallerle orta ve büyük ölçekli paylaşımı esas alırlar.

Bu güçler yeni paylaşımı düşündüklericoğrafyadaki ülkelere kesin sonuç almak maksadıyla farklı şekilde müdahale ederler. Bazen Mısır'da olduğu gibi askeri darbe ile, bazen Irak'ta olduğu gibi işgal ve akabinde çıkardıkları kontrollü kaos ile,bazen de geçmişte İran'a yaptıkları gibi kuşatma marifetiyle bölgeye ayar verirler.

Bu güçler Türkiye için de farklı planlara sahipler. Bu planlarını uygulayacak ve sonuç alacaklarından emin oldukları birçok yüklenici örgüt var. Bir yandan Gezi A.Ş, bir yandan anlaşmalı ve ortak oldukları medya, diğer yandan PKK, DAEŞ, FETÖ, DHKP-C ile saldırıya geçtilerse de hem hükumetin, hem de milletin dik ve kararlı duruşu sayesinde istedikleri sonucu alamadılar.

Devşirdikleri ve cemaat ambalajıyla süsledikleri dindar görünümlü Fetullahçı ihanet cemiyeti üzerinden 15 Temmuz akşamı darbe teşebbüsü ile işgal edecekleri bir Türkiye hayal eden Batı dünyası, 16 Temmuz'a girdiğimiz ilk saatlerde büyük bir şok yaşadı. Çünkü darbelerin acısını defalarca yaşamış bir millet vardı karşılarında. Hem bu kez olayın bir darbeden ibaret olmadığını, son yıllarda yaşadıklarımızı da göz önünde bulunduran millet, FETÖ'nün ülkeyi işgale açık hale getirmek için saldırtıldığını biliyordu. Bu yüzden ülkem insanı FETÖ üzerinden gelen Haçlı saldırısını elbirliğiyle püskürttü.

Batı yenilgiyi hazmedemedi, iş tuttukları örgütler çuvallamıştı. Şaşkındılar, şoktan çıkar çıkmaz yeni taktiklerini, sonraki planlarını devreye soktular. Ne yapacaklarını, nasıl yapacaklarını, kimlerle yapacaklarını düşündü Batılı devletler. İlk şoku atlattıktan sonra Almanya, akabinde Belçika, Avusturya, Hollandayani Nazi hinterlandı ülkelerieş güdümlü olarak Erdoğan üzerinden Türkiye'ye saldırmaya başladılar.

Ekonomik baskı, 15 Temmuz'u sulandırma ve “diktatör” algıları bu ülkelerin yeni saldırı planlarının parçalarındandı. Batılılar yekpare olmasa da önemli ölçüde birlikte hareket ederek Türkiye ile kavgayı seçtiler, tabi, her zaman olduğu gibi yine içerden destek alarak.

CHP bir parti olmaktan çıkmış, adeta Haçlıların siyasi örgütlenmesi gibi hareket ediyor. “İran ile savaş çıkarsa İran'dan yana olacağım.” diyen Milletvekilinden tutun, Batı'ya, “Neden Türkiye'yi işgal etmiyorsunuz?” diyen siyasetçisine varana dek CHP Türkiye karşıtı bir tutum içinde.

Yargıda verilen tahliye kararları, medyada “mahrem FETÖ” taraftarlığı, 16 Nisan referandumu öncesi dezenformasyon yine saldırı planlarının maddelerindendi.

Saldırı öyle noktalardan yapılıyordu ki akılara ziyan;

Bir düşünün hele, TRT,“İsrail'in başkenti Kudüs” diyor. Oysa Türkiye İsrail'in Başkentini Tel-Aviv olarak kabul etmiş. O zaman bu ne? Bu, saldırının başka bir versiyonu ile karşı karşıya olduğumuzun resmidir.

Ayrıca Sayın Cumhurbaşkanımız Şanlıurfa'da konuşurken TRT şöyle bir altyazı geçiyor:

“Teröristbaşı yalan söylüyor…” Bakınız, bu Microsoft Word'ün başlık bölümü değil ki bazı karakterleri kabul etmesin ve böylelikle ihmale gelsin.

Kimse bana bunları açıklamaya kalkmasın, üzerim, kırarım. Bu KJ'leri hazırlayan, teknik komutasında bulunan, altyazı olarak geçen ne yaptığını bilmiyor mu? Bu not en son kime gidiyorsa bunu gördüğünde, “Bunu bu haliyle geçemem, isterseniz beni görevden alın.” demeli değil miydi?

Daha bir ay önce, yani aynı günlerdeTRT'de Fetullah Gülen'in şarkısı çalmasın mı? Soruyoruz,“eski çekim,kötü niyet yok” deyip geçiştiriliyor, akabinde KJ operasyonları. Bu rezilliklerin hesabı sorulmalı, bu kepazeliğin bir bedeli olmalı. Orası devletin TRT'si, FOX ya da Doğan'ın CNN'i değil.

En son,

23 Nisan'da çocuğa başbakanlık konutunda ve Başbakan Binali Yıldırım'ın huzurunda “dinlerarası diyalog” dedirttiler. Normal bir dönem olsa buna takılmanın bir manası yoktu, lakin Fetullat Gülen ile dinlerarası diyalog o kadar özdeşleşmiş ki duymayan yok. O yüzden Sayın Başbakanın huzurunda çocuğa “dinlerarası diyalog” dedirtenler ya geri zekâlı ya da kasıtlı olarak bunu orada söyletmiştir.

Çevremizde kendilerini defa eden FETÖ'cüler gözümüzün içine soka soka bize operasyon çekiyor, biz de “şu sağlamdır, bu bizdendir” diye örtmeye çalışıyoruz.

Beyler, o “bizdendir” dedikleriniz bu operasyona malzeme olacak kadar basiretsiz iseler orada oturmamalıdırlar. Bize bizden olanlar üzerinden operasyon çekiliyor. Beyler, “sağlamdır, bizdendir” falan paklamaz, kurtarmaz bunu. Bizden ve sağlam olan bu basiretsizler gidip operasyon çekilmeyecek makamlarda otursunlar.

Bize çekilen bu operasyonlar rastlantı falan değil, Alman tipi operasyonlardır. Nazi Hinterlandının saldırılarını iyi biliyor ve tanıyoruz.

Basite almayın lütfen. Bakınız;

Daha üç gün önce onlarca kripto emniyetçi Cumhurbaşkanlığı ve başbakanlık koruma dairesinde çalışırken açığa alındılar. Ayrıca açığa alınan9 bini aşkın emniyetçinin 116'sı o güne kadar da emniyet müdürü olarak görev yapmaktaydı, neyin sağlamlığından sözediyorsunuz?

Sağlam dediklerimizin birer ikişer döküldüklerini ne zaman fark edeceğiz? Daha sağlamı var, hiç olmasa bu alanda kayırmayı bırakın.

Neyse ki 21 Mayıs'a az kaldı.