• 30.08.2017 00:00
  • (1769)

 İlk kez ziyaretine gitmişti.

Bu farklı bir ziyaret. Çünkü 1,5 yıllık evliliklerinde sürekli karısını, “gördüm, gördü, görmüşler” dediği rüyalarla etkilemeye çalışıyordu. 1,5 yıldır hiçbir rüyaları istedikleri gibi çıkmıyordu.

Derken 15 Temmuz hain işgal teşebbüsü oldu, saat 22.30 sıralarında eşine, “Bak gördün mü? Hocaefendi emir verdi, bizimkiler darbe ile ülke yönetimini ele geçirecek ve ‘Yezid' ile yandaşları tek tek idam edilecek. Sen 1,5 yıldır sabrettin, şimdi de mükâfatını alacaksın.” demişti de hanımının yüreği burkulmuştu. Saat 24'e doğru gelince Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'dan haber alınamıyordu. Kadın kocasına dönüp, “Böylesi, mükâfatın yerin dibine batsın, Allah korusun eğer Cumhurbaşkanımıza bir şey olursa seni kendi ellerimle öldürürüm.” demişti.

Hamdolsun, liderleri Recep Tayyip Erdoğan ile darbecilere direnen kahraman millet Fetullahçı Terör Örgütü'nü bozguna uğrattı. 16 Temmuz sabahının ilk ışıklarında FETÖ'cü kocanın sevinçli yüzü yerini derin endişeye bırakırken, sonraki saatlerde kendisini panik atak bir hal sarmıştı.

Çok geçmedi, bilinen FETÖ'cülerden olması hasebiyle 1 gün sonra sabaha karşı polisler evinden alıp götürdüler H'yi. Giderken de bu “gece gördüm” dediği rüyayı eşine anlatarak gitmiş:

“Bak F. bu birkaç günlük imtihanımızdır, bu gece rüyamda efendimizi gördüm, imanımız tam mı, değil mi belli olsun diye kısa bir süre sınanıyoruz ve çok yakında çıkacağız.”

Aradan 14 ay 7 gün geçti, cezaevinden eşine haber yollamayı, daha doğrusu “gördüm, gördü, görüldü, görmüşler”li rüyaları da iletmeyi ihmal etmiyormuş.

İddia ettikleri rüyalar hep FETÖ için ümit verici ve en fazla üç ay sonrasına vaatler içeriyor. Mesela bir tanesi şöyle:

-Dün gece efendimiz sav geldi, gözleri yaşlı, ‘sizi çok beklettim biliyorum, sevabınız artsın diye bir ay daha bekleyeceksiniz, sonra Ebubekir, Ömer, Ali ve diğer ashabımla gelip hepinizi buradan çıkaracağım.' dedi ve başımı okşayıp ayrıldı. Üstelik bu rüyayı bitişik koğuştan Ali, diğer koğuştan Mehmet, öteki koğuştan Mahmut da görmüş.” Bunu duyduğumda yalanda, iftirada, şerefsizlikte, alçaklıkta ihanette, hezimette sınır yoktur diye düşündüm.

Dahası aynı rüyayı, başka ildeki diğer FETÖ'cüler de aynı gece görmesin mi?

Kucağında 16 aylık bebeği vardı. Cezaevindeki eşini görmeye gitti. Eşi çoktandır gelmeyen, halini sormayan karısını ve bebeği merak ediyordu. İçerde görüş yerine vardığında kocasının beklediğini gördü, içinden zorla evlendirildiği güne lanetler yağdırarak yaklaştı. Çatık kaşları ile kocasına baktı. Durumun iyi olmadığını anlayan FETÖ'cü koca eşine hoş geldin demeden, “Biliyor musun A. dün gece koğuştaki bütün arkadaşlar aynı rüyayı gördüler…” der demez kadın, “Ulan şerefsiz, 3 yıl oldu rüyalar rüyalar, bir uyansana alçak herif, bu ne hal ve sen ne uğruna buradasın? Bir sümüklü böcek dahi olamayacak kadar hain ve alçak şarlatan hatırına ömrünüz yalanlarla geçti, şimdi de vatanına, milletine, devletine ve Peygamber as'ın ümmetine ihanet ettiğine pişman olup tövbe istiğfar edeceğine hala asla görmediğin, hatta o sümüklü şeytanın da hiçbir zaman görmediği rüya yalanlarıyla bizi de kendini de kandırmaya çalıyorsun. Sana sadece ne kadar namussuz, ne kadar aşağılık bir hain olduğunu söylemek için geldim. Sizin yüzünüzden dünya kadar suçsuz insan da mağdur oldu. Onların da günahını siz alçaklar çekeceksiniz.” deyip çıkıyor, ama son bir sözü vardı, söylemeden gitmek olmazdı diye düşündü kadın. Hışımla döndü, “Ha, bak hain, seninle nikâhımız din değiştirdiğin için bozuldu, yani boşuz. Babam kahrından felç oldu, onlara gidemiyorum, bana ve çocuğuma bakacak ve benden biraz büyük biriyle evleniyorum. Çocuğuma da soyadını verecek biri, bilesin. Bu sana da FETÖ'ne de yeter.”

Bu mübarek günlerde, Kurban Bayramı'nda onbinlerce aileye bu hüznü, utancı, kahrı çektiren, yaptıkları ihanetle millet olarak bizi dünyada zor durumda bırakanların hala “rüya!” demeleri olsa olsa alçaklığın en dip halidir.

Bayramı onbinlerce ailede yasa dönüştüren FETÖ bu bayramda alacağı beddualarla “ABD'nin kurbanlık nesli” olarak tarihe geçecek.

Yok, rüya değil, basiret ve ferasetle söylüyorum.