• 19.11.2018 00:00
  • (1304)

 Son yazılarımızda Şanlıurfa, Batman, Siirt, Diyarbakır ve Mardin’in yerel seçimlerde hangi adayları tercih ettiklerini yazmıştık. Bazı illerimizde ismi öne çıkan adaylarla ilgili çok ağır eleştiriler aldık. Olur böyle, kimisi istemediği ismi gördüğü için, kimisi istediği ismi görmediği için, kimisi kendisinin istediği ismin yanında başka isimler yazdığım için…

Bir diğeri özelden yazmış:

“Hocam belediyelerden çok mu ihale aldınız ki Diyarbakır Kayyumu, Mardin Kayyumu, Siirt Kayyumunu ön sıralarda yazmışsınız?”

Tabi, kişi herkesi kendisi gibi bilir.

Öncelikle söylemeliyim ki, 58 yaşındayım, helal ve mevzuata uygun çabalarım olduysa da bugüne kadar hiçbir ihaleye girip iş almışlığım olmamıştır. Aksini ispatlayan olursa her hükme razıyım.

Ha, ihale dışında para kazanılmaz mı?

Elbette ki kazanılır, ama bu konuda da çok yeteneksiz olduğumu itiraf etmeliyim; ömrümde hiçbir ihale ile ilgilenip para kazanmadığım gibi hiçbir projede, hiçbir organizasyonda da para kazanmış değilim, çünkü yapmadım. Bütün gelirini Yeşilay Diyarbakır Şubesi’ne bağışladığım Anadolu Kıyamı kitabımı da hiçbir belediyeye, kamu kuruluşuna satmadım hatta almalarına da mani oldum.

Bugüne kadar ne bir belediye ne bir kamu kuruluşu ne de bir proje ile kazanılmış bir tek kuruşum yoktur. (Şimdi bazılarının ‘sende de iş yokmuş’ dediklerini duyar gibiyim, haklıdırlar, öyleyim)

Anlayacağınız benim dünya malından yana şansım yok, istediğim halde kazanamadım. İstediğim halde olmadı.

Şimdi bundan böyle kim adımı belediyelerden, kayyumlardan, özel ya da resmi kurum ve kuruluşlardan şu veya bu şekilde bir kazanç elde ettiğimi iddia eder ise şeref ve haysiyet yoksunudur, biline.

Ha, bundan sonra helalinden kazanmak istemez miyim?

Elbette isterim, lakin teşebbüs için yolu bilmek lazım, işte o yolu bilmiyorum vesselam.

Bu gereksiz parantezi kapatıp gelelim konumuza;

Diyarbakır da Şanlıurfa da Mardin de aynı dertlerden muzdarip: Bir, Partinin hizmetlerini tanıtmadaki yetersizlik, iki, HDP’nin algı ve argümanlarını çürütecek yetenek. Çünkü HDP ve ona yakın örgütlenmeler her yere hem de defalarca gidip saatlerce nutuk atarak vatandaşı ikna ediyor. İstisnalar hariç- AK Partililer onların gittikleri köylere, mahallelere, kahvehanelere, evlere ya hiç uğramıyor ya da bazılarına ayak bastı yapıp fotoğraf çekerek dönüyorlar. Bunu da Genel Merkez’e “saha çalışması” olarak sunuyorlar.

Biliyorum, savaşı kaybeden komutanın “barut” meselesi diyeceksiniz, aynen öyle ve seçimler de böyle kaybediliyor.

Ve “Öyle biri aday yapılmalı ki her duyan, ‘yakıştı şehrimize’ diyebilsin” diyorlar ve devamında, “Nasıl olsa kaybederiz, o zaman kim olursa olsun yaklaşımı partiye büyük zarar verir” uyarısında bulunuyorlar.

Böyle adayları bulmak çok mu zor?

Evet, sadece müracaat edenler arasından aday belirlenirse çok zor, lakin haklı sebeplerden dolayı aday olmaktan imtina eden çok saygın, liyakatli şahsiyetler var. Şehrinde kabul görmüş, dürüst, ehliyetli saygın insanları ikna ederek bu yükü omuzlarına bırakmak gerek.

Aynı zamanda bütün ilçe belediye başkanlıkları için de benzer yönteme başvurulabilir. Elbette aday ya da mevcut başkanlar arasında adaylığa layık olan isimler vardır, olanlar seçilir, lakin bu ilke gözden ırak tutulmamalı.

Meclis üyelikleri; hem il genel meclis üyeleri hem de belediye meclis üyeleri belirlenirken “dayısı olanı” değil, “adam/ı olanı” tercih etmek şarttır. AK Parti kimsenin minnet edeceği parti değildir, bu sebeple aday tercihlerini en yüksek oy alacak şekilde belirlemelidir.

Sahada çalışabilen, kibirden uzak, hemşehrilerini tanıyan, onların derdini derdi bilmiş 50 adayı olmayan şehir batmıştır. Ve elhamdülillah saydığımız tüm illerde bu evsafta çoook şahsiyet var.

Bir de seçimlere en az 8-9 ay kala aday belirlenmesi ile ilgili talep vardı. Bu konuda da kendilerine katıldığımı ifade etmeliyim.

Daha çok yazacağız.