• 2.02.2019 00:00
  • (1437)

 28 Şubat postmodern darbesinin iki vechi var;

Birincisi, darbecilerin siyaseti ayakları altına alıp bitpazarına düşürmesi, ikincisi, hem hukuk dışı yargı kararlarının ocakları söndürmesi hem de dindar camiayı topyekûn yaftalayarak adeta ülkeyi açık cezaevine çevirmesi.

İlkini milli irade ile düzeltmek mümkün iken, işin içinde yargı kararı olduğu için ikincisini düzeltme imkânı çok zordu. Zor dediysek imkânsız değil. Çünkü 28 Şubat’ın emniyet ve yargı ayağında kahir ekseriyetiyle FETÖ’nün yer aldığı gün gibi aşikâr.

FETÖ 28 Şubat’ta kendisine alternatif olabilecek bütün dini grupları tasfiye etmeyi hedeflemişti. Milli Görüş’ü, cemaatleri, tarikatları hedefe koymuştu. Bu hedefine kısa vade için ulaştıysa da milletin feraseti ve kararlılığı bu alçak oyunu bozmaya yetti.

İşin bir başka boyutu ise Hizbullah operasyonları idi.

FETÖ’nün yabancı servislerle dindar camiayı bölme, birbirine düşürme operasyonu özellikle Güneydoğu’da tutmuştu. Burada Hizbullah ya da Menzil ve diğer kimi cemaatlerinin hiçbir yanlışı, günahı yok demiyorum. Konumuz bu değil, zaten taraflar geçmişte kimi yanlışlıkların bedelini toplum nezdinde ödediklerinin farkındadırlar. Bir de hukuken geçerli delillerle verilen cezalara kimsenin bir dediği yok, lakin 28 Şubat’ın FETÖ’cü savcı ve hâkimlerinin verdiği cezalar var ki gerçekten de kıyım.

Mesela 2000 yılında 15 bin insan gözaltına alınıyor, insanın tahammül edemeyeceği işkenceler altında ifadeleri alınıyor. İşin daha vahimi işkence altında ve müdafisiz alınan kolluk ifadelerini delil kabul eden FETÖ’cü yargı pek çok kişiye üstelik “765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu’nun 146. maddesinde düzenlenen ve kısaca Anayasayı tağyir ve tebdil suçundan” en ağır cezalar veriyor.

Bir de çözümünün nerde nasıl yapıldığı belli olmayan bilgisayar çıktıları ile verilen ağır cezalar var ki hukuk fakültesi öğrencileri de bu tür cezaların hukukla alakasının bulunmadığını biliyor. Bir şey daha var; bu bilgisayar çıktılarının aslı da ortada yok, fotokopileri ile kriminal belge oluşturulmuş ki bunun delil olmayacağı izahtan varestedir.

Bir bu mu?

Uydurma adli tıp raporları ve şablon iddianamelerle ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan yüzlerce Sanığın 4959 sayılı yasa kapsamında etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanma talebi, “tekdüze ve gerekçe olmaktan çok uzak nitelikteki ifadelerle reddedilmiştir.”

Av. Murat Sadak’ı dinliyoruz:

“Anayasa Mahkemesi’nin 09.01.2015 Karar tarihli,12.05.2015 R.G. Tarih ve 29353 Sayılı Genel Kurul kararında ‘dijital bir verinin kullanıcı dosya yollarının, oluşturulma ve son kaydedilme tarihlerinin kolaylıkla değiştirilebileceği veya manipüle edilebileceği ya da eski tarihli olarak sonradan düzenlenebileceği gerçeği karşısında, ele geçirilen CD, Flash Bellek ve Hard Diskler içerisinde yer alan imzasız dijital verilerin, verilerde isimleri yazılı kişi veya sanıklar bakımından hukuka uygun şekilde elde edilmiş bir delil olarak kabul edilmesinin adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde olduğu’ iddialarının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA karar vermiştir.” Lakin o dönem davanın görüldüğü mahkemeler bütün olmazları olur kabul ederek ceza vermiştir.

Av. Murat Sadak başka bir konuya dikkat çekiyor:

“Şehmus Alpsoy, 3. derece kolon kanseri olarak bugün hala Ankara Sincan F1 Tipi Kapalı cezaevinde hükümlü olarak yatmakta, ihmal neticesinde hastalığı ilerlemiş olarak 1 buçuk yıldır tedavi olmakta, ağır operasyonlar ve zorlu yaşam koşullarıyla dahi affedilmemektedir. Yakın zamanda Hüseyin Akbalık, ihmaller neticesinde ilerleyen hastalığı sebebiyle hayatını kaybetmiştir.”

Ailelerin talebi oldukça makul:

“28 Şubat ve FETÖ emniyet ve yargısının amacı belli, dolayısıyla Hizbullah davasının sonuçları hukuki değildir. O zaman yapılacak en uygun iş sanıkların yeniden yargılanmasıdır.”

Kanaatim o dur ki FETÖ’nün hedeflerini gerçekleştirmesi için tıpkı Ergenekon operasyonları sürecinde olduğu gibi yaş ile kuruyu beraber yakmıştır. Bu yüzden 28 Şubat yargısının mahkum ettiği Sanıklara yeniden yargı yolu açılmalıdır. Bunun neticesinde hukuk esas alınarak verilen kararlar ne ise onu sonuna kadar destekleriz.