• 3.09.2013 00:00
  • (2691)

 2010 yılında Yeni Anayasa Platformu’nu (YAP) kurduğumuzda “yeni anayasa” oluşum sürecine tüm toplumun katılabilmesi için “Anayasa Toplantıları” düzenleyeceğimizi açıklamıştık. Bu açıklama çerçevesinde Türkiye’nin muhtelif yerlerinde toplantılar düzenledik.


23 ilde
 yapılan 32 toplantıya binlerce kişi katıldı.

Elbette benzer düşünceler dile getirildiği gibi, çok farklı fikirler de ortaya atıldı.

Özellikle Anayasa’nın ilk dört maddesi, vatandaşlık tanımıanadilde eğitim gibi konularda hararetli tartışmalar yaşandı.

Ancak bu “kırılma noktalarında” dahi birbirini dinlemeye ve etkilemeye hazır bir kitle ile karşılaştık.

Öte yandan, Anayasa’nın değiştirilemez maddeleri ve anadilde eğitim gibi birçok “hassas” konuda değişiklik yapılmasını isteyen ve bu isteklerinde ısrarcı olan çok büyük bir kitlenin olduğuna şahit olduk.

Büyük çoğunluk yeni bir anayasa istediklerini ve yapım sürecine katılmaları gerektiğini dile getirdi. Bu gerçeklerden dolayıdır ki Meclis BaşkanlığıTürkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile birlikte “Anayasa Vatandaş Toplantıları” düzenleme yoluna gitti.

Sonuç itibariyle, gerek bizzat Meclis’in yaptığı çalışmalar, gerek sivil toplum örgütlerinin faaliyetleri sonucunda elde edilen veriler bir havuzda toplanmış ve “uzmanlar” tarafından Meclis Anayasa Komisyonu’na sunulmuştur.

Burada sorulması gereken soru şudur: Komisyon, toplanan bu verilerden ne kadar yararlanmıştır?

Yeni Anayasa Yazım Komisyonu bugüne kadar 60 maddede mutabakata vardı. Yapılan açıklamalardan anladığımıza göre, üç parti 30 madde de anlaşma sağlamış durumdadır.

Ancak asıl tartışmanın ilk dört madde (buna eğitim ve vatandaşlık tanımı konularını da ekleyebiliriz) üzerinde yoğunlaştığını görüyoruz.

Komisyonun BDP’li temsilcisi Bengi Yıldız’ın söylediğine göre, aylarca çalışmalara katılmayan CHP’liSüheyl Batum, konu Anayasa’nın ilk dört maddesine gelince birdenbire toplantılarda boy göstermeye başlamış.

CHP’nin diğer temsilcileri olan Atilla Kart ve Rıza Tüzmen’in bazı konulardaki (örneğin yargıbölümü) uzlaşmacı tutumlarının tam aksi bir tavır takınan Batum’un adeta Meclis’teki beşinci parti temsilcisi gibi davrandığı söylenmektedir. Süheyl Batum Meclis’in Anayasa’nın ilk dört maddesini değiştirme yetkisine sahip olmadığını ısrarla dile getirerek burada bir tıkaç vazifesigörmüştür.

Gelelim komisyondaki AK Partili temsilcilere.

Özellikle Anayasa’nın üçüncü maddesi konusunda yapılan görüşmeler sırasında AK Parti temsilcilerinin takındığı tavrın kendileri ile çeliştiğini kolaylıkla söyleyebiliriz.

Maddeyi hatırlayalım: “Türkiye Cumhuriyeti ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir...” Tekçi ve dışlayıcı devlet zihniyetinin ifadesi olan bu bölüm, aynı zamandaanadilde eğitimin de önünü kapatmayı amaçlamıştır.

Bu maddenin aynen korunmasına rıza gösteren AK Partili üyeler, partilerinin 2023 Siyasi Vizyonu’na aykırı bir tutum sergilemişlerdir. Dahası, bu tutumları, AK Parti’nin daha önce sunduğu önerme ile de çelişmektedir.

Anayasa’nın ilk dört maddesinin görüşüldüğü ilk günden itibaren MHP, “Bu maddelerin virgülüne dahi dokundurtmayız!” demiştir. Baktığımızda, MHP’nin dedikleri aynen yerine gelmiştir.

Sonuçta ilk dört maddeye dokunulmamış, anadilde eğitimin önü açılmamıştır.


Bengi Yıldız
’a yazım sırasında halktan gelen önerilerin değerlendirilip değerlendirilmediğini sordum. Şunu söyledi: “Hem Anayasa’nın üçüncü maddesinin görüşüldüğü toplantıda, hem de anadilde eğitim tartışmaları sırasında toplumdan gelen önerileri dikkate almayı önerdim. Ancak başarılı olamadım.

Geçen hafta İstanbul Feshane’de Siirt Valiliği öncülüğünde “Üç Dilli Kardeş Şehir Siirt Günleri” düzenlendi.

Şehirler çok dilli, devlet tek dilden ibaret.

Sormak gerekiyor:

Çok dilli bir toplumu tek dilli bir anayasaya sığdırabilir misiniz?


[email protected]