• 2.04.2015 00:00
  • (2479)

 Beni tanıdın mı? Sana geldiğimde kendi ülkemde mülteci bir karanlıkta yürüyordum. Ceplerim acemi işi intihar taslaklarıyla doluydu. Süfli evetlerin peşinde sürüklenen yüreğim sevdalara yılgındı. Kafkasyalı bir dağ rüzgârı olarak girdin hayatıma. Bütün büyük depremler gibi birdenbire, hesapsız ve kaçınılmazdın. Hayata hayır kararı vermişken, güllerini budayan edebiyatçının sükûnetinin peşinde olduğumu bilmiyordun. Bu yüzden kendimi yeniden yüzünle kışkırttım. Merhaba diyen sesinin sürgünü oldum.

Beni tanıdın mı?  Kaleme gelmeyen mısralar söylerken sesim ne güzeldir! Nefes kesen bir hayır güzellemesinin işçisiydim ve ateşi hiç durmadan kutsayarak yaşıyordum. Tezgâhımda – daha baştan biliyordum – aykırı sevinçler, hazlar vardı. Acılara ve hüzünlere teşneydim.

Seni bilmiyorum. Yüzümü yoklayan avuçların hep vakur bir şehveti doğuruyordu ya, belki sen bana daha başından kendi hayatının arızi bir şiiri olarak geliyordun. Kuyumcu hassasiyetiyle işlenmemiş şiir manzume oluyor. Kabuk bağlamış yaralarımın kanaması bu yüzden.

Beni tanıdın mı, çıkarabildin mi? Yüzümü sevdaya,dokunaklı bir veda türküsüyle, sana dönmüştüm.  “Merhaba demeden daha/Bu gitmeler gitmek değil” . İroni miladımdaydı. Hayat, kalabalıklarla kirlenmiş bir cüruf olarak ayaklarımın dibinden akıyordu. Ve ben kendimi senin ellerinden tutmuş zannederek dünyaya karşı yürüyordum. İroni, yolun başındaki türküdeydi. Adresim olmayacağını bile bile kalbimi sarp yokuşlarına sürdüm.

Çünkü sen bana yakışıyordun.

Beni tanıdın mı? İhtirasım ne güzeldir! Kaç kere duvarlarına çarpıp tuzla buz oldu. Hâlbuki ben yüzünü yeniden yaratmıştım. Alnında efelenen kâkülün vardı. Gözlerine benimle birlikte oturan ışığa bakamadığın için öldü kuğu. İçe siner bahanelerin olmalıydı.

Beni tanıdın mı? Sevgim ne güzeldir! Haklı,  meşru ve muhalif. Hak etmediği acılarla büyüdü. Sıradan bir ahlakın cenderesinde can verdi. Artık ellerimiz sevinmiyor. Şimdi çıkıp gelme!