• 26.07.2017 00:00
  • (1471)

 Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, Suudi Arabistan, Kuveyt ve Katar’ı kapsayan, Katar krizine çözüm bulmak amacıyla çıktığı Körfez turundan sonra vereceği mesajlar merakla bekleniyordu.

Türkiye’ye dönüşünde basın toplantısı yaparak geziyi ve temaslarını anlattı.

Hemen ardından dün Ak Parti grubunda konuştu.

TBMM’nin bu hafta tatile girmesi beklendiği için, bu konuşma da yasama yılının son grup konuşması olma özelliği taşıyordu.

Meclis hareketli, Erdoğan’ın mesajları ise sertti.

Grup toplantısının alışılmış sınırlarını hayli aşan konuşmada, Erdoğan’ın verdiği mesajlar, Türkiye’nin kritik olaylarla ilgili yakın dönem projeksiyonunu anlamak için büyük önem taşıyor.

İçeriye ve dışarıya yönelik 9 başlıkta toplanabilecek mesajlar şöyle:

1- İsrail’in Mescid-i Aksa uygulamalarını sert biçimde eleştiren Erdoğan, “Tüm vatandaşlarıma ve dünyadaki tüm Müslümanlara bir çağrıda bulunmak istiyorum. İmkânı olan herkes, bulduğu her fırsatta Peygamber Efendimizin tavsiyesine uyarak lütfen Kudüs’ü, Mescid-i Aksa’yı ziyaret etsin. Gidemeyenler de oradaki kardeşlerimize kandil yağı olması babından yardım göndersinler” diyerek, İsrail’e açık mesaj verdi ve Müslüman dünyasına çağrı yaptı.

2- Erdoğan, buna karşılık, Musevi Türk vatandaşları ile Türkiye’de yaşayan Yahudileri üzen sinagog protestoları için de, “Burada sinagoglara, havralara giden Musevilerin, Yahudilerin de terörist muamelesi görmesini kabul edemeyiz” uyarısında bulundu, bunun İsrail’le aynı konuma düşmek olacağının altını çizdi. Bu uyarı da toplumsal barış açısından önem taşıyordu.

3- Erdoğan, son olarak Büyükada’da bir Alman vatandaşının tutuklanması üzerine Türkiye’ye sert tepki gösteren ve şirketlerine, “Yatırım yapacaklara güvence veremeyiz” diyerek ekonomi kartını oynayan Almanya’ya aynı sertlikte yanıt verdi. Erdoğan, “Alenen ülkemizde toplumsal kaos çıkarmaya yönelik casusluk faaliyeti yürüten vatandaşlarını suçüstü yakaladığımızda işi diplomatik krize dönüştüren de kendileri. Sizdeki hukuk da bizdeki guguk mu? Ne diyorlar; ‘Bak artık yatırım yapmayız ha... Alman firmaları, şu ülkenin firmaları çekilir’. Bu gidiş hayra alamet değil” sözleriyle, Türkiye’nin Büyükada dahil, iddialarından geri adım atmayacağını gösterdi.

4- Erdoğan, Alman hükümetine tepkiyi gösterirken, şirketleri tartışmalardan ayrı tutmaya özen gösterdi. “Bir marka gidiyorsa bir başka alternatif marka geliyor” sözleriyle Türkiye’nin ambargo korkusunun olmadığını vurguladı. Alman şirketlere ise, “Yaşanan iletişim sorunları ortadan kaldırılmıştır. Yine de Alman politikacıların bu meseleyi tırmandırma eğiliminde oldukları anlaşılıyor. Buna karşılık bu ülkenin firmalarının politikacılarından daha akıllı, daha vizyon sahibi, daha ferasetli olduğunu görüyoruz” diyerek yeşil ışık yaktı. Erdoğan, “Bizde OHAL terör örgütlerine yöneliktir, şirketlere yönelik değil” diyerek yatırım çağrısını sürdürdü.

5- ABD’ye açık tepki: Erdoğan’ın bir diğer önemli mesajı ABD’ye yönelikti. İlginçtir, Erdoğan, ABD’ye yönelik mesajlarını Almanya ile son dönemde yaşanan krize atıf yaparak verdi. “Şu ifadeye bak, ‘YPG terör örgütü, onun için YPG’yi kullanmayın, SDG’yi kullanın yani Suriye Demokratik Güçleri...’ Farklı kesimler üzerindeki arayışlarının hepsinin farkındayız. Vakti saati geldiğinde ajanlarının tepesine binmeye devam edeceğimizi tekrar ifade ediyorum” ifadeleriyle ABD’yi uyardı.

6- Erdoğan’ın sürpriz açıklamalarından biri S-400 ile ilgili imzaların atılmış olmasıydı. ABD ve NATO’dan, Rusya’dan S-400 füzelerinin alınması konusunda gelen tepkilere de, “Rusya Federasyonu ile gerekli adımları attık, imzalar atıldı. İnşallah S-400’leri ülkemizde göreceğiz. Bunların ortak üretimiyle de süreci işleteceğiz” yanıtını verdi.

7- Erdoğan, Suriyelilere yönelik iddiaları yanıtladı ve uyarıda bulundu. “Suriyelilere karşı milletimizi tahrik etmek isteyenler en az PKK’lılar, en az FETÖ’cüler kadar büyük bir ihanete aracılık ettiklerini bilmelidirler” dedi, provokasyonların arkasında hangi güçlerin olduğunu az çok tahmin ettiklerini belirtti.

8- Erdoğan, konuşmasının son bölümünde, daha önce, “metal yorgunluğu” teşhisi koyduğu partisini bu kez sert uyardı. “Önce şu hareketin kendi içinde birbirini sevmesi gerekir. Bize ne oluyor ki kendi içimizde birbirimize karşı çalım atıyoruz? Elinden, dilinden emin olan insanlar olmadıkça, biz gerçek Müslüman olamayız. Aksi takdirde, nefis galebe çalmış olur... Cihat, elinde silahla dolaşmak değil, nefisle mücadeledir. Arkadaşlar bunu halledin” dedi. Bu açıklamaları kabine revizyonundan hemen sonra yapması önemliydi. Teşkilatlar ve belediyeler için, “Zarar veren kardeşlerimizi uyarıyorum. Bedeli ödenemeyecek yanlışlara tahammülümüz yok” demesi ise açık bir mesaj niteliği taşıyordu.

9- Erdoğan’ın bir diğer mesajı da Arap dünyası ve Körfez ülkelerine yönelikti. İslam âlemine birlik çağrısı yaparken, Türkiye’ye de “Araplar bizi arkadan vurdu” ifadesinin bir yalan olduğu mesajını verdi.

Cumhurbaşkanı, Ak Parti grubundan tüm dünyaya seslendi.

“Türkiye’yi ambargo tehditleriyle korkutacağınızı sanıyorsanız önce kendinizin çok daha büyük bir bedeli göze almanız gerekir. Türkiye sadece Türkiye değildir. Bu ülkenin ve milletin arkasında Avrupa’nın her ülkesinden Asya’nın en ücra köşesine kadar dünyanın her yerinden insanların duası, desteği, ümidi vardır” sözleri de dünyaya verilen “Geri     adım atmayız” mesajının özetiydi.