• 8.02.2017 00:00
  • (2459)

  Fransızlar yeni cumhurbaşkanlarına kavuştu. Adı: Emmanuel Macron…Gelmiş geçmiş Fransız cumhurbaşkanlarının en genci;  henüz 39 yaşında… Doğru dürüst bir partisi bile yok; buna rağmen seçimin ilk turunda birinci gelmeyi başardı; dün yapılan ikinci tur seçimlerde ise rakibine fark attı.

Bu, dünyanın dört bir tarafında kendini cumhurbaşkanlığına lâyık gören, ancak yerleşik düzen ve düzen partileri yüzünden cesareti kırılan her politik kişilik için örnek bir olay…

Macron Fransa cumhurbaşkanlığına seçilebildiyse.. herkesin bulunduğu ülkede benzer bir şansı var demektir…

Yeni cumhurbaşkanını tanıyalım

Tabii, onu bugünlere taşıyan kişisel özelliklerini de göz ardı etmemek gerekiyor: Üniversitede felsefe okudu Macron, sonrasında idari bilimler alanında yüksek lisans yaptı.

Sıradan bir eğitim mi göründü? Bundan sonra kendisinden önce üç cumhurbaşkanının (Valéry Giscard d’EstaingJacques Chirac ve François Hollande) mezunu olduğu  Ecole Nationale d’Administration’a (ENA) kabul edildi Macron ve orayı da dereceyle bitirdi (2004).

Kısa süreli devlet memurluğu sonrası esas gözünü ve yolunu açan mesleğe girdi: Bankacılık… Çalıştığı kurum da, isminden de anlaşılacağı üzere, dikkatlerin onun üzerinde toplanmasını sağlayacak bir bankaydı: Rothschild & Cie Banque

Dünya sistemi ile orada tanıştığını düşünebiliriz.

Françoise Hollande cumhurbaşkanı seçilince (2012) yanına ilk aldığı isimlerdendi Macron; iki yıl sonra (2014) ilkelerini benimsemediği halde öylesine üye olduğu Sosyalist Parti hükümetinde ekonomi bakanlığını üstlenecek, henüz bakanken ‘En Marche!’ ismini taşıyan bir harekete öncülük edecek ve geçen yılın ağustos ayında gözünü cumhurbaşkanlığına dikerek bakanlık koltuğunu terk edecekti.

Herhalde siyasete yakın duran pek çok kişi, Fransa’da, umutsuz bir yarışa katıldığını düşünerek kendisiyle alay etmiştir.

Ancak kafasına koyduğunu yapan biri o: Daha henüz 15 yaşındayken, kendisinden 24 yaş büyük tarih öğretmeni ile, ikisi de doktor olan anne-babasının muhalefetine rağmen, evlenen biri o.

Bu adaylardan alttaki ikisi daha önce elenmişti.. dün üstte sağdaki Macron cumhurbaşkanı seçilmeyi başardı..

İlk bakışta seçimde en büyük yardımcısının ‘şans’ unsuru olduğu düşünülebilir; yerleşik iki merkez partisinin (Cumhuriyetçiler ve Sosyalistler’in), cumhurbaşkanı adayı olarak, kendilerinin en aşırı sınırlarında dolaşan kişileri seçmen önüne sürmesi Macron’un işine yaradı.

Cumhuriyetçiler bilinen ve sevilen bir yüz olan Alain Juppé yerine daha muhafazakar Françoise Fillon’u, Sosyalistler de ‘merkez-sol’ Manuel Valls yerine Benoit Hamon’u aday gösterince.. Emmanuel Macron seçimin ilk turunda aradan sıyrılabildi.

Asıl destek oyu yüzde 24

İlk turda oyların sadece yüzde 24’ünü alabildi, ama bu onun sandık birincisi olmasına ve ikinci tura kalmasına yetti. Karşısında ‘aşırı’ görüşleriyle bilinen bir partinin (Front Nationale), parti çizgisinden bile ileride hedefler çizen adayı Marine Le Pen olunca..

Seçmenlerin çoğunluğu Macron’u tercihte tereddüt etmedi.

Fransa’nın yeni cumhurbaşkanı uluslararası ittifakların adamı. Hollande’ın danışmanı iken ve bakan olduğunda hep sermaye çevrelerinin çıkarlarından yana tavırlar sergilemişti. Seçim kampanyası sırasında ve rakip adayla çıktığı TV münazarasında popülist mesajlar verdi.

Bu seçim sonucundan çıkarılacak ilk dersi en başta yazdım: Her politikaya yakın kişiye, doğru zaman ve doğru ortamda olmak şartıyla, devletin en yüksek makamına seçilebilme, hevesini gerçekleştirebilme şansı veriyor…

Yeter ki aday olma hakkı kazansın, bir kişi, arkasında parti teşkilâtı ve tanınmışlık bulunmasa bile, ikinci tura katılma imkânına kavuşabilir; Macron’un aldığı yüzde 24 ve Le Pen’in aldığı yüzde 21.3 gibi az bir oyla bile olsa… İkinci turda da cumhurbaşkanı seçilme şansını yakalayabilir.

Küçümsenen özellikleri şansını artırdı

Düne kadar geniş kitlelerin ismini bilmediği ve politikacı kimliğinden uzak biriydi Macron, standart dışıydı ve gençti.

İlk bakışta aleyhine çalışacağı sanılan bu özellikleri Fransız seçmeninin hoşuna gitti ve Emmanuel Macron cumhurbaşkanı seçilmeyi başardı.

Türkiye’de onun gibi biri 2019’da yapılacak seçimde cumhurbaşkanı seçilebilir mi?

Pek mümkün görünmüyor.

Ancak onun başarısının yine de pek çok genç heveslinin düş görmesine yol açacağından emin olabiliriz.

NOT: Bu yazıda kullandığım bilgilerin bir bölümünde The Local Fr adlı kaynaktan yararlandım.