• 29.09.2017 00:00
  • (1872)

 Hükümet ‘Orta Vadeli Programı’ (OVP) açıkladı; içerisinde en can acıtıcı kalem yüzde 40 zamla Motorlu Taşıtlar Vergisi göründüğü için en fazla o konu tartışılıyor.

Kimileri açıklanan programda hemen dikkat çeken zamlara bakıp 2019’da yapılacak üç seçimin her birinden AK Parti’nin zararla çıkacağı düşüncesine kapılıp seviniyor.

Erken bir sevinç bu.

Zamlar bir tercih sonucu

Zamlarla 28 milyar TL’lik ek bir gelir amaçlanıyor.

Oysa OVP’da esas dikkat edilmesi gereken, vergi gelirlerini artırmayla amaçlananın ne olduğu…

Vergiyi artırınca tepki çekilir, hükümetler seçime gidilirken vatandaşı zora sokacak zam yapmaktan kaçınırlar.

Üç ayrı seçimin (yerel, genel ve cumhurbaşkanlığı) yapılacağı yıla (2019) az kala OVP ile vatandaşı acıtacak zamları ilân ediyor hükümet; bunun anlamı ne olabilir?

Gördüğüm şu: AK Parti seçimleri fazla önemsemiyor; 2019’dan da kazançlı çıkacağına inanıyor çünkü…

Hem unutmayalım, zamlar sonrası oluşacak bütçede en fazla artış kaydedilecek kalem, geniş bir kitleyi yakından ilgilendiren sosyal yardımlardır; halen geçerli olan bütçede sosyal yardımlarda bir önceki yıla göre yüzde 50’ye yakın (44,5) artış gerçekleştirildi. Gelecek yıl da aynı oran –belki daha da fazlası– bütçeden dar gelirli ailelere yardım olarak tahsis edilecektir.

Zamlar bir tercih sonucu ve AK Parti verme gücü bulunandan (meselâ araç sahiplerinden) alıp dar gelirliye aktararak seçmen tabanını yine kendisinde tutmayı amaçlıyor.

Beş partili Meclis mi, yoksa iki partili mi?

Bir siyasi araştırmalar şirketinin dün açıklanan raporu ve ‘bugün seçim olsa tablosu’ ile benim “AK Parti seçimleri önemsemiyor, 2019’dan da kazançlı çıkacağına inanıyor”tespitimin ters düştüğünün farkındayım.

Araştırmaya göre, kararsızlar dağıtıldıktan sonra, AKP’nin oyları bayağı düşmüş görünüyor (yüzde 38,2). CHP oyları yine yüzde 30’a ulaşamıyor (28,4), HDP (10,6) ve MHP (10,1) ile bir ay sonra kurulması beklenen Meral Akşener başkanlığındaki yeni parti de (10,8) barajı aşıp Meclis’e milletvekili çıkarabiliyor.

Olabilir mi?

Kimin için yapıldığı, hangi yöntemin uygulandığı, kaç denekle gerçekleştirildiği, herbiriyle telefonla mı yoksa yüz yüze mi görüşüldüğü gibi ayrıntılar bilinmeden bu tür araştırmaların sıhhati konusunda bir karara varmak zordur.

Ben bu ayrıntıları bilmiyorum.

Ancak verilen sonuca güvensek de, bu tablo bile, kendi içerisinde siyasi sistem ve muhalefet partileri açısından ciddi bir olumsuz ihtimali akla getiriyor.

Tabloya dikkatle bakıldığında hemen fark edilen özellik ne?

Ben baktığımda, AK Parti’nin iktidardan uzaklaşmasını bekleyenler açısından sevinilecek bir durum görmüyorum.

Evet, AK Parti’nin oyu düşmesine düşüyor, 7 Haziran 2015 seçiminden (40,9) de aşağıya düşüyor hatta; ancak esas sorun HDP, MHP ve Akşener’in kuracağı partinin alabileceği öngörülen oy oranlarında.

Üçünün oyları da halen varlığını sürdüren yüzde 10 barajına çok yakın.

2015 yılında yapılan iki genel seçimden ilkinde (7 Haziran) oyları yüzde 40,9’a düşmüş olarak çıkan AK Parti, birkaç ay sonra yapılan ikinci seçimde (1 Kasım) oylarını yüzde 50’ye yaklaştırmayı (49,5) başarmıştı.

Vatandaşlar istikrardan yana oy kullanınca sonuç böyle oluyor. (Araç sahipleri ‘istikrar’ için, aracı olmayan kitleler de kendilerine ulaştırılan sosyal yardımlar için AKP’ye oy verecektir).

Önümüzdeki genel seçim ‘istikrar’ eksenli bir kampanya eşliğinde yürütülür ise, araştırmadaki tablo birazcık bile değişse, ortaya iki partili (AKP ve CHP’li) bir Meclis görüntüsü çıkabilir.

HDP’nin Meclis grubunun çoğunluğunun iki eş-başkanla birlikte cezaevlerinde olduğunu, yeni partinin ise en fazla MHP tabanına hitap edeceğini de unutmayalım.

AK Parti’den oy koparabilecek bir parti olarak merkezde dizayn edilmeye çalışılan yeni parti, bunu beceremezse, sonuç itibariyle seçimlerde AK Parti’nin işine yarayabilir.

Sanıyorum, AK Parti ve hükümet de bu hesabı yapıyor ve araç sahibi olanlar gibi tuzu kuruların canını yakacak bir bütçeyi göze alabiliyor.

Yerelde yüz değişikliğine gidiyor AKP, cumhurbaşkanlığında ise..

Genel seçim hesabı böyle; yerel seçime de farklı bir yöntemle hazırlanıyor AKP.

Referandumda oylarının düştüğü fark edilen büyük kentlerde (özellikle İstanbul ve Ankara’da) yerel seçime değişik adaylarla çıkmayı hedeflediğini belli ediyor AKP.

Oy kaybedildiği görülen büyük şehirlerde seçmenlerin karşısına yeni birer yüzle çıkma hedefi bu.

İstanbul’da yüz değişikliği gerçekleşti, sıra Ankara’da.

Cumhurbaşkanlığı seçiminde ilk turda oylar bölünse ve sonuç alınamasa bile ikinci turda AK Parti adayının seçilmemesi için ortada ciddi bir sebep göreniniz var mı?

AK Parti’nin bugünün gerçeklerine bakarak yaptığı 2019 seçimleri hesabı büyük ihtimalle böyle.

Arada bu hesabı bozacak çapta yeni gelişmeler yaşanmazsa 2019’dan sonrasının bugünden farklı olmasını kimse beklemesin.

Gördüğüm kadarıyla herkes zaten kaderine razı olmuş gibi.