• 28.10.2017 00:00
  • (1858)

 İspanya’nın en fazla ilgi çeken kenti hangisidir?

Bu sorunun dünya genelinden alacağı cevap, “Hiç kuşkusuz Barselona” olur. İspanya’nın değilse de, ülkenin 17 özerk bölgesinden biri olan Katalonya’nın başkentidir Barselona.

Avrupa’nın 5. büyük ekonomisidir İspanya; Katalonya ise İspanya içerisinde en zengin ‘özerk’ bölgedir.

Bu ayın ilk günü Katalonya bölgesinde yapılan referandumda katılanların büyük bir bölümü (yüzde 90’ı), bağımsızlık yönünde oy kullandı.

Gelen tepkiler üzerine.. yerel yöneticilerden.. bağımsızlık arzusunun niyet halinde kalacağı görüntüsü alınırken.. dün âni bir gelişme yaşandı: Katalonya Bölge Meclisi konuyu oya sunarak İspanya’dan ayrılma niyetini bağımsızlık kararına dönüştürdü…

Bayrağını alan sokaklara fırladı Barselona’da.

Madrid’teki merkezi hükümetin “Tanımıyoruz” açıklaması ise gecikmedi; ardından da bir dizi yaptırım haberi erişti: İspanya Senatosu hükümete bölge yönetimini fesih yetkisi verdi; hükümet de Katalonya bölge yönetimi üzerinde bu yetkiyi kullandı ve yeni yönetimin oluşması için seçimi yenileme kararı aldı.

Avrupa tarihinde bir ilk bu gelişme.

Avrupa’da ayrılıkçı rüzgârlar

Bizler, kendi bölgemizdeki gelişmeler konusunda fazlasıyla duyarlı olduğumuz ve Avrupa Birliği’nin bir parçası olma hedefimiz de bulunduğu halde, içinde yer aldıkları ülkelerden ayrılma arzusunu her vesileyle dışa vuran bölgelerin Avrupa’da da var olduğunu pek fark etmiyoruz.

Oysa yalnız İspanya’da değil, Fransa’da, İngiltere’de, İtalya’da da fırsat bulduklarında ayrı devlet olmak istemeye hazır bölgeler bulunuyor.

İngiltere’de ‘özerk’ İskoçya bölgesinde ‘bağımsızlık referandumu’ 2014 yılında yapıldı; İskoçların önemli bir çoğunluğu (yüzde 63) Birleşik Krallık içerisinde kalma yönünde oy kullandı.

Ancak İngiltere Avrupa Birliği’nden Brexit referandumuyla ayrılma kararına varınca, İskoçya, o iradeyi tersine çevirmenin yollarını yeniden aramaya başladı.

Muhtemelen önümüzdeki bir yıl içerisinde bir kez daha referanduma gidilecek İskoçya bölgesinde…

Bağımsız devlet sayısı azalmıyor, artıyor

Katalonya “İspanya’dan ayrıldım” dediğinde bugünden yarına Avrupa’da yeni bir devlet ortaya çıkmış olacak mı?

Zor.

Bağımsızlık ilânı sonrasında ‘dünya sistemi’ içerisinde yer alan kurumlar ve tek tek ülkeler Katalonya Bölge Meclisi tarafından ilân edilen bağımsızlık kararını tanımayacaklarını açıkladılar.

İspanya da ayrılmayı kabul etmek niyetinde değil.

Sadece ‘bağımsızlık ilânı’ ile yeni bir devlet kurulmuş olmuyor; o devletin fonksiyonlarının çalışabilmesi için ‘tanınmış’ olması da gerekiyor.

Daha önce de değinmiştim: Dünyamız bağımsız devletler konusunda sayıca çoğalma etkisi altında. Birinci Dünya Savaşı’na kadar dünyamızda pek çok bölgeyi egemenliği altında tutan imparatorluklar vardı. 1919’da kurulan kısa ömürlü Cemiyet-i Akvam’ın üye sayısı sadece 32’ydi.

Bugün Birleşmiş Milletler’in 193 üyesi var.

193 bağımsız devlet bulunuyor 2017 yılında.

Mikro milliyetçilik devletleşme arayışında; bu sürecin önü açılırsa mevcut her devletten ayrılmaya kalkışacaklarla BM üye sayısının bini aşması gerekebilecektir.

Dünyada yerleşik sistemin buna –hiç değilse şimdilik– izin vermeyeceği anlaşılıyor.

Çekler ile Slovaklar arasında gerçekleşen anlaşmayla Çekoslovakya’nın ayrışması mümkün oldu; karşılıklı anlayışın bulunmadığı zorlamalara bugünlerde geçit verilmiyor.

Mesut Barzani’nin Irak’ın kuzeyindeki ‘özerk’ bölgede yaptırdığı referandumdan da ‘bağımsızlık’ sonucu çıkmıştı; ancak etraftan olağanüstü tepki çekip ilân edildiğinde ülkeler tarafından tanınmayacağı anlaşılınca ısrardan vazgeçildi.

Ne olacak şimdi?

Kendilerini ‘farklı’ gören insanlar bir ülkenin belli bir bölgesinde yoğunlaşmış halde yaşıyorlarsa ‘bağımsızlık özlemi’ duyabiliyorlar; yaşanılan ülkenin gelişmiş veya gelişmemiş ya da zengin veya fakir bir ülke olması fark etmiyor, durum bu.

Onların içerisinde yer aldığı devletler ise ülkelerinin sınırları içerisinde yaşayanların ‘bağımsızlık’ taleplerine açık değiller.

Anlaşmasız ayrılmaya dünya da karşı…

Olacak olan, içerisinde ayrılıkçılık arzusu duyanların yaşadığı ülkelerin, o insanları da tatmin ve mutlu edecek özelliklere sahip çıkma yönünde kendilerini gözden ve gerekiyorsa elden geçirmesidir.

Daha önce bulunmuş ‘özerklik’ formulünün Avrupa’da artık tatmin edici olmadığı anlaşılıyor.

Yeni bir formule ihtiyaç var.

Buna karşılık, içinde yer aldıkları ‘ulus-devlet’ yapısında farklılıklarını dışa vuramadıkları için tatminsizlik yaşayanların da, zorlamalara başvurmak yerine, yeni formulün bulunmasına yardımcı olmaları gerekiyor.

Hiç değilse ayrılma arzuları çatışmacığa dönüşmediği ve teröre bulaşmadığı için Avrupa’daki devletler şanslılar.

Ayrılıkçı ajandalarının terör eylemleri yoluyla ve kan dökerek gerçekleşeceği ham hayaliyle çabalayıp duranların da artık akıllarını başlarına toplama zamanı geldi.

Ya Türkiye?

Bu gelişmelerin Türkiye açısından da bir anlamı var: Etrafındaki coğrafyanın özelliklerini dikkate alarak geliştirilecek politikalara ve kendi vatandaşlarını tatmin edecek bir ‘mutabakat zemini’ inşasına ihtiyaç bulunuyor.

Sorun varsa, o sorunun ortadan kaldırılması için çaba göstermek de gerekir.

Türkiye’de sorun var, ama yeterince çaba yok.