• 28.01.2018 00:00

 Geçenlerde bir toplu taşım aracında karşımıza çıkan ve bir partinin ilçe başkanı olduğunu öğrendiğimiz olgun bir kişi, ben ve arkadaşıma, sonradan birkaç yerde tekrarladığım hikmetli sözler sarf etti.

Başkalarına tekrarladığım halde sizlerle paylaşmadım, çünkü dışarıdan verdiği örneklerden sonra “Bizde ise…” diye başlayan bölüm zülfü yâre dokunur gibi geldi.

Siyasetçi ve koltuk

Adamın bize dediği şuydu: Demokratik ülkelerde seçimle gelinen görevler o görevi üstlenenler açısından süresi belli bir yükümlülük olarak görülür. Süre dolunca veya herhangi bir sebeple erkenden koltuktan ayrılması gerekince, o görevlerde bulunanlar, hiç yüksünmeden yerlerini başkalarına terk ederler…

Örneğini de İngiltere’den verdi: David Cameron

David Cameron 2016 yılında yapılan Brexitreferandumuna kadar altı yıl boyunca İngiltere’de başbakandı. Referandum “Avrupa Birliği’nden çıkalım” iradesini siyasete dayadığında, “Bundan böyle ben yokum” diye ceketini alıp başbakanlığı terk edivermişti Cameron.

Bu olayı zikreden toplu taşım aracında karşımıza çıkan kişi, “Üstelik bir de ıslık çalarak” diye ekledi.

Sizlerle daha önce paylaşmadığım bu anekdotu şimdi niye aktarıyorum?

Fatih Çekirge’nin bugünkü yazısında karşıma çıkan Başbakan Binali Yıldırım’ın sözleri sayesinde.

Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan’ın düzenlediği bu ayki ‘Beyoğlu Sohbetleri’ toplantısının konuğu imiş Binali Bey.

“Kahkahası bol bir gece oldu” diyor Hürriyet yazarı toplantı için. Başbakan en keskin mesajları katılanların içini ferahlatan bir üslupla vermiş çünkü.

Bir meslektaş, “En çok neyi özlüyorsunuz Sayın Başbakanım?” diye sormuş.

“Cevap yine bir alkış ve kahkaha” dedikten sonra Fatih Çekirge söyleneni şöyle aktarıyor:

“Yani şu anda, az ilerideki Bahriye Caddesi’nde elde tespih yürüsem… Onu özlüyorum…”

Televizyon programı yapımcısı olan biri de, Başbakan Yıldırım’ın toplantıdaki performansını çok beğenmiş ve kendisine “Bir yapımcı olarak size ‘talk show’ önerebilirim” demiş. Ona cevabı da “3 Kasım 2019’dan sonra bu teklifinizi değerlendiririm” olmuş Binali Bey’in…

Demek ki, arkasına bakmadan ceketini alıp siyasi hayattan ayrılmaya hazır bir siyasetçi, şu anda başbakanlık koltuğunda oturan Binali Yıldırım.

Siyaset onlarda yük, bizde dava

“Onlar ve bizler” ayrımının bir sebebi var elbette: Bizde siyaset, pek çok başka ülkeden farklı olarak, hiçbir zaman omuzlarda taşınan fuzuli ve geçici bir ‘yük’ görülmüyor; çünkü bir ‘dava’ uğruna yapılıyor bizde siyaset. Öyle olduğu için de, siyasi hayatı terk etmek sanki ‘dava’ diye nitelenen ulvi yolu yarıda bırakmakmış gibi görülebiliyor.

Sadece siyaset yapanlar öyle görmüyor, onunla birlikte siyaset yapanlar da, o siyaset adamına oy verenler de konuya böyle yaklaşıyorlar.

Ayrılması istenmiyor, siyaset adamı da işgal ettiği koltuğu bu sebeple kolay kolay bırakmıyor.

Koltuk terk edilir, ama ‘dava’ terk edilebilir mi hiç?

Sağcısı da solcusu da böyle yaklaşıyor konuya.

Elbette Binali Yıldırım da, 3 Kasım 2019’da yapılacak cumhurbaşkanı seçimiyle birlikte tarihe karışması beklenen başbakanlık koltuğunu terk etmek zorunda kalsa bile, siyasi hayattan öyle kolayından çekilemeyecektir.

Hadi diyelim siyasetten çekildi, çekilse bile, eski başbakan olarak Bahriye Caddesi’nde elde tespih yürümek rüyası o zaman bile gerçekleşmeyecektir.

Keşke gerçekleşebilse.

Bisikletli başbakan

Hollanda başbakanı Rutte..

Geçen Ekim ayında bir fotoğraf sosyal medyada çok takdir toplamıştı.

Hollanda Başbakanı Mark Rutte ülkenin kralı ile görüşmek için gittiği Kraliyet Sarayı’nın bahçesine bisikletini park ederken görüntülenmişti.

Meğer ülkesini ziyaret eden yabancı konuklarla görüşmelerine de bisikletle gidermiş Hollanda başbakanı; Cumhurbaşkanı Abdullah Gül 2012 Nisan ayında Hollanda’yı ziyaret ettiğinde de öyle olmuş…

Ben de bir defasında Belçika başbakanını belediye otobüsünü durakta beklerken görmüştüm.

Daha doğrusu o zamanlar Brüksel’de yaşayan gazeteci Hadi Uluengin, biz araçla yanından geçerken durakta bekleyen kişilerden birinin ülkenin başbakanı olduğunu söylemişti.

Söylediğinin doğruluğu, resmi görüşmeler başladığında, duraktaki kişiyi bizim resmi heyetin karşısında gördüğümüzde ortaya çıkmıştı.

Terör bizde öyle fotoğraflara imkan sağlamıyor.

Her şeyin bir zamanı var.