• 3.02.2018 00:00
  • (1695)

 AK Parti yıl sonuna doğru planlanmış olağan kongresini Haziran ayına çekti ve böylece erken seçim için en son şartı da yerine getirmiş oldu.

Hem de, parti sözcülerinin ‘‘Erken seçim mi, asla!’’ açıklamaları eşliğinde…

Muhalefet cephesini apansız ve tabii hazırlıksız yakalamak için böyle yapmaları gerekiyor. Yani ‘‘Asla’’ diye diye ülkeyi birden ilan ediliverecek bir erken seçime götürecekler…

Nasıl olacak bu?

Sorunun cevabını AK Parti’ye de kamuoyu araştırması hizmeti veren ANAR kurumunun başındaki Dr. İbrahim Uslu şöyle veriyor:

‘‘MHP’nin yaz başına doğru artık gelin bu nişanlılık sürecini bitirelim ve resmen bu ittifakı oluşturalım şeklinde bir öneriyle geleceğini düşünüyorum. MHP, parlamentonun artık misyonunu tamamladığını, yeni dönemin bir an önce başlaması gerektiğini söyleyip erken seçim talep edebilir.’’

Uslu’ya göre, seçim tarihinin erkene —o 3. Havaalanının açılması sonrası bir tarihi, Kasım ayını uygun görüyor— alınması, AK Parti’nin hesaplarına zamanında yapılacak bir seçimden çok daha uygun; erken seçim ‘cumhur ittifakı’nda AK Parti’nin ortağı olan MHP için ise elzem.

ANAR başkanıyla Yörünge dergisinden Mürselin Tan’ın yaptığı kapsamlı mülakatı OcakMedyasitemizin seçilmiş yazılar bölümünde okuyabilirsiniz.

Okuduğunuzda deneyimli araştırmacının erken veya zamanında yapılacak seçimlerin kimsenin çantasında keklik görmediğini anlayacaksınız.

Ya iki partili başkanlık sistemi, ya kuvvetler ayrılığı ilkesi ile yeniden parlamenter sistem
Bütün partiler açısından —hatta ülke için de— olağanüstü kritik bir dönemde, olağanüstü önemde üç seçim yaşanacak.

AK Parti’nin hesapları tutar ve cumhurbaşkanlığı seçimi ile genel seçim halkın 16 yıldır sürekli yenilediği yönetme yetkisini pekiştirecek bir sonuç verirse, Türkiye sadece başkanlık sistemine geçmiş olmayacak, bir sonraki seçimde sözü edilmeye değer sadece iki partinin kaldığı bir ülke haline de dönüşecek.

HDP barajı aşsa bile onun üzerindeki baskıların kolayca ortadan kalkmayacağı bir döneme girileceği neredeyse kesin.

İYİ Parti barajı aşabilecek

‘‘Çantada keklik değil’’ dememin sebepleri var.

En önemli sebep, yeni kurulmuş bir parti olmasına rağmen Meral Akşener’in başında olduğu İYİ Parti’nin barajı aşma ihtimalinin güçlendiği gerçeği…

İYİ Parti bu hafta sonu Ankara’da büyük kongresini yaptı; eğer siyasetle bir partiyle irtibatlı olacak kadar ilgili değilseniz bunu ilk benden bile duyuyor olabilirsiniz. ‘Merkez medya’ halini alan AK Parti’nin itibar ettiği basın-yayın organlarında, öncesi, olduğu gün ve sonrasında kongre hakkında haberler yer almadı çünkü.

Genellikle parti kongrelerinden canlı yayın yapmalarına alıştığımız TV kanalları da ‘penguen’ türü programlarla hafta sonunu geçiştirmeyi yeğlediler.

Dr. İbrahim Uslu.. Yörünge dergisinden..

Bu sessizliğe karşılık kongrenin kalabalık, kalabalığın da canlı olduğu anlaşılıyor.
ANAR’ın aylara yayılmış araştırmalarının İYİ Parti’ye dönük sonucunu yine Dr. Uslumülakatından öğrenebiliyoruz.

Okuyalım:

‘‘İYİ Parti barajı aşıyor bizim gördüğümüz. Saadet Partisi gibi partilerle ittifak olursa daha rahat aşacak gibi görünüyor. Kurulduğu günden beri ben hep baraj civarında ölçtüm İYİ Parti’nin oylarını. 9 ile 11 arasında ölçüyorum. Ne bazılarının söylediği gibi öyle %15’ler %20’ler oldu ne de çok aşağılara düştü. (..) Biz hep 9-11 aralığında gördük. Hem de birbiriyle de tutarlı ölçtüğümüz için bulduğumuz sonuçlara güveniyoruz. Eğer dalgalanmalar olsaydı kendimizden şüphe ederdik, ama dalgalanma yok.’’

Medya desteği bulunmayan yeni bir parti halkın yüzde 10’dan fazlasının kendisine oy verecek kadar yakın ilgisine mazhar olabilir mi?

Bu sorunun cevabını AK Parti’nin kurucu kadrosu iyi bilir; bilirler, çünkü 2000 yılında kurulan parti 2002 erken seçimine gidilirken tam bir medya ambargosuna muhataptı. Kendisini destekleyen tek bir gazete (Yeni Şafak) ile tek bir TV kanalı (Kanal 7) dışında diğer gazeteler ile kanallar tarafından görmezden geliniyordu.

O seçimde ipi medyanın görmezden geldiği AK Parti göğüsleyerek iktidara geçmeyi başardı.
Medya desteğine sahip olan diğer partiler hem bu başarıyı seyrettiler, hem de CHP dışındakilerin hepsi baraja takılarak Meclis’e temsilci sokamadılar.

Medya değil, internet medyası devri

Pek az konuşulan, ancak ilgili herkesin zihninde yer tutan bir konuya değinip geçeyim: Bu seçimler aslında ‘medya’ odaklı değil ‘sosyal medya’ odaklı olacak. ‘İnternet medyası’ kendini ‘merkez’ gören medyadan daha etkin bir rol üstlenecek.

ABD ve Avrupa’daki son seçimlerde yaşandığı gibi…

Buna hazırlıklı olan partiler farkı ortaya koyacaklar.

Erken seçime hazır olun derim. İbrahim Uslu hesaplayıp cumhurbaşkanı ve genel seçimler için Kasım ayını bulmuş, benim hesabım ise Eylül-Ekim ayları…