• 19.04.2018 00:00
  • (1576)

 Seçimin bu denli erkene alınacağı pek çoklarınızı şaşırtsa bile benim için sürpriz değildi; bunu dün sabah kaleme aldığım yazımı okuyanlar daha başlığından anlamış olmalı.

Yazımın başlığı şuydu: “Ok yaydan çıktı, seçim kapıda.. Hatta daha erken bir tarih bile mümkün…”

Neden böyle düşündüğümün gerekçesini de yine aynı yazıda uzun uzadıya anlattım; vaktiniz varsa o yazıya göz atarsınız. (Okumuş olanlar bir kez daha baksınlar, ne yapalım).

Ben Temmuz ayını düşündürmüştüm iktidar partilerine, gerçek günü tahminde bir haftayla yanıldım.

Seçim, 24 Haziran 2018 tarihinde yapılacak. Yani, 66 gün sonra…

Köşeye sıkışan muhalefet

İktidar partileri (AK Parti ile MHP) bu kadar erken bir seçime neden gerek gördüklerinin gerekçeleri ayrı ayrı açıkladılar; ancak esas gerekçe açıklamadıkları: Muhalefet cephesini zor durumda bırakmak

Mesela İYİ Parti’nin seçime katılmasını Yüksek Seçim Kurulu üyelerinin insafına bırakmak…

Ve mesela, muhalefet cephesinin bu kargaşa içerisinde doğru kararlar almasını engellemek…

Bir gerekçe de şu: Seslerini geniş kitlelere duyurmalarının önüne geçmek…

Aynı zamanda AK Parti genel başkanı da olan Cumhurbaşkanı Erdoğan il ve hatta ilçe kongrelerine katılma bahanesiyle sürdürdüğü halkla buluşma toplantılarıyla kampanyayı üç ay önce açtı; AK Parti’nin, üstelik medya gücünü de yanında bulundurduğu hatırlanırsa, muhalefete derdini anlatma fırsatı tanımak istemediği anlaşılacaktır.

Nitekim AK Parti’nin itibar ettiği kalemler, hepsi birden, yapılacak her iki seçimin (cumhurbaşkanlığı ve genel seçimlerin) galiplerini şimdiden ilan etmiş durumda: Tayyip Erdoğan bir beş yıl daha cumhurbaşkanlığına yüzde 55 oyla yeniden seçiliyor… ‘Cumhur ittifakı’ adıyla seçime birlikte giren iki parti (AK Parti ve MHP) iktidarlarını tazeliyor…

Hesap bu.

Şimdi yapmaları gereken, yanlış çıkmaması için, çarşı-pazarı da evdeki bu hesaba uydurmak…

Çünkü siyasette halkın hesapları karargahta yapılan hesaplara uymayabiliyor.

Özal’ın yanlış hesabı

Turgut Özal cumhurbaşkanlığına kapağı attıktan sonra (1989) yapılan ilk seçimde (1991) partisinin iktidarda kalmasını bekledi; ancak daha önce siyasi haklar referandumunda (1987) ‘yasakların devam etmesi’ yolunda oy kullanmış yüzde 50’ye yakın halk onunla aynı şekilde düşünmediğini sandığa attığı oyla belli etti: Siyasi yasaklarını kıl payı kazanmış olanlara ülkeyi yeniden yönetme yolunu açmayı uygun gördü halk…

Türkiye koalisyonlar dönemine girdi o dönemde.

Bugün doğal olarak çok farklı şartlar var ülkede, 24 Haziran seçimi sonuçlarını doğal olarak bugünün şartları belirleyecek; ancak yine de sonucun şimdiden belli olduğu düşüncesi doğru çıkmayabilir.

Sandık sürprizlere açıktır

İlk sürpriz, yazar Levent Gültekin’in dün cumhurbaşkanlığına adaylığını açıklamasıdır. Yüz bin imza toplama iddialı bir çıkış bu. AK Parti tabanına ters düşmeyen birinin, arkasında parti teşkilatı da bulunmadığı halde, “Ben adayım” diye ortaya atılması önemli bir gelişme.

Yüz bin imza toplar ve aday olmayı başarırsa seçime renk getireceği kesindir Levent Gültekin’in…

Umarım, İYİ Parti’ye kendi adıyla seçime katılabilmesi önünde zorluk çıkarılmaz.

Muhalefet cephesi de, yine umarım, vakit darlığı yüzünden erken havlu atmaz ve en iyi tercihlerde bulunarak seçimlere heyecan getirme imkanı bulur.

Bakmayın “Umarım” deyip durduğuma, aslında ‘seçimi erkene alma kararını alanlar önümüzdeki iki ayı da en ince ayrıntısına kadar planlamış olmalıdır’ diye düşünüyorum.

OHAL ortamında gidiyoruz baskın seçime.

Muhalefetin çıkaracağı ortak adayın kim olacağını bile biliyorlarsa şaşırmam.