• 20.05.2018 00:00
  • (1653)

 ‘‘Malezya’da olan bitenleri seçim sonrası takipten mi vazgeçtin?’ diye sordu bir dostum.

Vazgeçmiş değilim. Bir zamanlar Türkiye ile birlikte İslam Dünyası’nın yükselen yıldızı olarak ilan edilen ve bölgesinde bir kalkınma mucizesi bilinen Malezya’yı hiçbir zaman ilgimin dışına çıkarmadım, hele şimdi gün gün izliyorum. Ancak Malezya’da meydana gelen gelişmeler ile ülkemizde yaşananlar arasında hemen hiçbir benzerlik bulunmuyor, bu yüzden ilgi duyulmaz diye öğrendiklerimi paylaşmıyorum.

Gücünün zirvesindeyken seçimle devrilen Necip Rezzak (Najib Razak diye yazılıyor) ülkenin ‘başbakan olmak üzere doğmuş’ denilebilecek bir ailesinden geliyor; babası ülkenin ikinci başbakanıydı, o görevde babasını amcası izlemişti. İngiliz okullarında yetişmiş, kendi öz dilini hatasız konuşamayan Necip’i son bulunduğu göreve ülkenin efsane yöneticisi Mahasir Muhammed (Mahathir Mohamad) emekli olup kenara çekilmeye karar verdiğinde, kendi eliyle getirip başbakan yapmıştı.

Necip iktidardayken…

Adamın etrafı bütünüyle gözü para hırsıyla kör olmuş kişilerle çevrilmişti.

Kendisinin vaktiyle bizzat kurduğu bir fonda (1MDB) bulunması gereken paranın 7.5 milyar dolarının kaybolduğu, 4.5 milyarlık bir bölümünün ABD bankalarında bulunduğu ve yaklaşık 700 milyon dolardan daha fazlasının da Necip’in şahsi hesabında durduğu Amerikalılar tarafından ortaya çıkarılmıştı. Necip bu paranın kendisine Suudi Arabistanlı bir dostu tarafından hediye edildiğini beyan etmişti.

Donald Trump henüz politikaya soyunmadığı yıllardan tanıdığı Necip Rezzak’ı başkan olduktan sonra Amerikan basınına ‘‘Kendileri benim en sevdiğim başbakan olur’’ diye tanıtarak Beyaz Saray’da ve Miami Beach’teki evinde ağırlamış, ikili saatler boyu golf da oynamıştı. Amerikan adalet bakanlığının onunla ilgili kalın bir suç dosyası bulunduğu halde…

Savcılar tarafından hazırlanmış o dosyada ‘Malezyalı yetkili 1’ diye anılan ve 1MDB fonundan 731 milyon doları iç ettiğine inanılan kişinin Necip olduğu biliniyordu halbuki.

Necip’in eşi Rosmah Mansor malikaneleri önünde..

Gözü para hırsıyla kör olmuş yakınlarından bazısı Necip Rezzak’ın aile fertleriydi. Eşi ve onun ilk eşinden olan oğlu sözgelimi.

Eşi Rosmah Mansor pahalı eşyalara eğilimiyle tanınan müsrif bir kadın olduğu gibi, onun oğlu da üvey babasının iç ettiği paraların bir bölümünü ilgili-ilgisiz tiplere bonkörce dağıtmasıyla tanınıyordu.

Amerikalı artist Leonardo di Caprio ile Avustralyalı model Miranda Kerr onun cömertliğinden geniş biçimde istifade etmişlerdi. (New York Times gazetesi artist di Caprio’nun 3.2 milyon dolarlık Picasso tablosu hediyesini, model Kerr’in de 8 milyon dolarlık gerdanlığı geri gönderdiğini bildiriyor).

Önceki gün, Malezya adalet bakanlığının elemanları, Necip-Rosmah çiftinin yaşadığı malikaneye uğrayıp ellerindeki arama yetkisini gösterdiler ve evin altını üstüne getirdiler. Etrafta bulunanlar evden kocaman kutular içerisinde değerli malların çıkarıldığına tanıklık etti; o akşam TV kanalları, ertesi gün de gazeteler baskına ait görüntüleri yayınladı.

Necip-Osmah çiftinin malikanesinden çıkanlar..

Necip iktidardan düşünce…

Hayret edilecek bir değişimi dünya medyası özellikle belirtiyor: Necip’in olağanüstü cömertliğine veya iradesine boyun eğmeyenlere uyguladığı zalim tavırlara muhatap olan Malezya medyası, onun seçimle koltuğunu kaybedip Mahasir’in emeklilik günlerine geçici olarak son vererek 90’lı yaşlarında yeniden başbakan olmasıyla taraf değiştirmiş görünüyor. Seçim öncesine kadar onu övmekten başka bir iş yapmayan tek-sesli hale getirilmiş medya, şimdi Necip-Osmah ikilisini yerin dibine batırmakta birbirleriyle yarış halinde.

Şaşılacak bir nokta da medyanın yanında Osmah’nın ilk eşinden olma kızının da ikiliyi yerin dibine batırma faaliyetini yürüten cepheye katılması. Necip’in üvey kızı Azrene Ahmad‘‘Halkın büyük çoğunluğunun gelmesi için dua ettiği gün nihayet geldiği için mutluyum; iktidarda kalabilmek için bu ikilinin yaptığı aşırılıklara şahsen kendim de tanıklık etmişimdir, yurtdışına para kaçırdıklarını da biliyorum’’ açıklamasını yapmış…

Necip’in öz biraderi Nazir Rezzak da ‘‘Ülkenin kendini yeniden ayarlama zamanı çoktan gelmişti, eski rejimin bütün çabaları boşa çıktı, şimdi sizler o işi becerebilirsiniz’’ sözleriyle aleyhteki koroya katılmış…

Vaktiyle Necip’in iradesi önünde iki büklüm olmuş bürokrasi de seçim sonrasında eski rejimin kirli çamaşırlarını ortaya dökmekle meşgul.

Ülkeyi terk etme girişimlerine karşı, Mahasir hükümetiNecip-Osmah ikilisine yurt dışına çıkma yasağı getirmiş bulunuyor. New York Times’ın konuyla ilgili kapsamlı haberi, bir zamanlar onlarca konuğun pahalı davetlerde ağırlandığı malikanenin eski müdavimlerinden tek bir kişinin bile kapılarını çalmadığı, hatta hizmetlinin de onları terk ettiği ayrıntısı ile bitiyor.

Bir zamanlar birbirine benzetilse bile, bütün bu özellikleriyle Malezya Türkiye’den çok farklı yönlere savrulmuş bir ülke.

Necip gitti, Enver hapisten çıktı…

Şimdilerde 93 yaşına ermiş bir başbakanı var ülkenin ve onun iş başında bulunduğu yıllarda iftiraya uğrayarak hapse düşmüş, Necip’in de başbakanlığı sırasında bir kez daha hapse gönderdiği kıdemli politikacı Enver İbrahim (Anwar Ibrahim) affa uğrayarak artık özgürlüğüne kavuşmuş bulunuyor. Beklenen, onun, bulunacak bir formülle milletvekili seçilip Meclis’e girmesi ve başbakanlığı Mahasir’den devralması…

Tıpkı yıllar önce bizde yaşandığı gibi. Tek benzerlik de bu galiba.

Bunları anlattığım dostum, ‘‘Yaz öyleyse, daha önceki –bir değil– iki yazınla meraklarını ayaklandırdığın okurların da kardeş ülkede meydana gelen gelişmelerden haberdar olsun’’dedi.

Yazdım işte.