• 25.05.2018 00:00
  • (1713)

 İktidar partilerinin ömürleri uzadıkça seçimlerde oylarının düşmesi işin doğasındandır. Uzak-yakın geçmişe bakıldığında hemen bütün partilerin iş başındayken gittikleri seçimlerde -ilkinde değilse bile ikincisinde- oylarının azaldığını görebiliriz.

[Bir fikir olsun diye Demokrat Parti’nin 1950 (53.35), 1954 (57.50) ve 1957 (47) seçim sonuçlarını, onun devamı sayılan Adalet Partisi’nin 1965 (52.9), 1969 (46.5), 1973 (29.76) ve 1977 (36) oy serüvenini aktarmış olayım.]

Tek istisna, 2002 yılında yüzde 36 ile iktidara gelip bugüne kadar yapılan neredeyse bütün seçimlerde oylarını artıran AK Parti’dir.

AK Parti de 7 Haziran 2015 tarihinde yapılan seçimde kendisinden önceki iktidar partileri gibi oy sarsıntısı geçirdi, beş ay sonra (1 Kasım 2015) seçimi tekrarlayarak yine oyunu artırmayı başardı.

Bu defa ne olabilir?

En zorlanacağı seçime gidiyor AK Parti

Galiba 24 Haziran, AK Parti için, şimdiye kadar girdiği en netameli seçim macerası olacak.

Derdini anlatmakta zorlandığını herhalde sizler de fark ediyorsunuzdur.

AK Parti genel başkanlığını da üstlenmiş olan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan dün partisinin ve kendisinin seçim beyannamesini açıkladı. Her seçim beyannamesi gibi bu defaki de çekici vaatler içeriyor. Daha önce açıklanan ve derhal gereği yapılan emeklilere bayramlarda biner lira ikramiye vaadine ek olarak, belirli görevlerdeki devlet memurlarının maaşlarını artırmaktan belli başlı kentlerin eskiden başka amaçla kullanılmış geniş alanlarını büyük parklara çevirmeye kadar bir dizi yeni vaat de pakette yer alıyor.

“Yeni döneme yepyeni bir anlayışla başlıyoruz; çünkü vakit birlik vakti, vakit Türkiye vakti”dedi Cumhurbaşkanı Erdoğan

Onun vaatler paketini açıkladığı günün akşamı CNN-Türk kanalına konuk olan cumhurbaşkanlığı yarışındaki rakibi CHP’li Muharrem İnce“Peki de, bunları neden daha önce yapmamış?” sorusuyla zihninde zaten aynı soruyu taşıyan insanları yanına çekmeye çalıştı.

CHP adayı Muharrem İnce, dün gece, CNN-Türk’te..

Soru hiç kuşkusuz yerinde.

İnce, bazı vaatlerin kendilerinin geçmişte gündeme taşıdığı, ancak iktidardan ilgi görmemiş projeler olduğunu söylemeyi de ihmal etmedi. İşlevsiz kalacak Atatürk havalimanın park yapılması vaadi için de, “Göreceksiniz, bir punduna getirip oraya da gökdelenler dikecekler”beklentisini dillendirdi.

Aynı gün tanık olunan bu söz düellosu iktidarın en önemli sorununu herkese göstermiş olmalı: İnandırıcılık

Evet, ben de 2007 yılına kadar ülkeye pek çok yeniliği AK Parti’nin getirdiğini, 2010 yılına kadar da iktidar partisinin demokratikleşme yönünde ciddi adımlar attığını biliyorum. Ülkenin gördüğü en yenilikçi partilerden biri AK Parti. Ancak, 2010 sonrasında FETÖ yüzünden giderek artan biçimde yaşanan ve yaşatılanların geçmişi unutturacak etkisini de görmezden gelemeyiz.

Ülke son iki yıldır temel hak ve özgürlükleri kısıtlayan OHAL uygulamalarıyla yönetiliyor, nasıl unutabiliriz?

İnandırıcılık sorununu çözecek bir formül var

Yine de AK Parti’nin elinde inandırıcılık konusundaki sorunun hiç değilse kısmen üstesinden gelmeyi sağlayacak bir fırsat bulunuyor.

Anlatayım.

Cumhurbaşkanı Erdoğan‘ın açıkladığı bayağı kapsamlı (360 sayfaymış) seçim beyannamesinde en önemli bölüm, demokrasi, temel hak ve özgürlükler ile yargı bağımsızlığına ayrılmış. O bölümü özetlerken şunları söyledi Cumhurbaşkanı Erdoğan:

“Seçim beyannamemizin üçüncü bölümünde milletimizle güçlü demokrasi hedefimizi paylaşıyoruz. Biz demokrasiyle kalkınmayı birbirinin tamamlayıcısı olarak gördük ve tüm çalışmalarımızı bu anlayışla yürüttük. (..) 24 Haziran seçimlerinden sonra da demokrasimizi geliştirmeye devam edeceğiz. 24 Haziran seçimlerinden sonra Türkiye’yi ekonomide olduğu gibi demokrasi liginde de bir üst sınıfa çıkartacağız (..) Devletin siyasi, idari, adli ve ekonomik düzeninin temel haklar merkeze alınacak şekilde geliştirilmesini sağlayacağız.”

Güzel vaatler bunlar.

Ancak, bu cümleler arasında yer alan “Yeni dönemde cemevlerine hukuki statü tanıyacağız”cümlesinin de akıllara düşürdüğü bir zaafı da içerisinde barındırıyor. Elinde fırsat varken ve o yolda ilk adımlar da atılmışken cemevlerinin de içinde yer aldığı dini anlayışla ilgili sorunu erteleyen AK Parti olmuştu.

Temel hak ve özgürlükler ile demokrasi iddiasına nakise getiren uygulamalar da bu alanlarda ülkeyi bir üst lige çıkarma iddiasını sakatlıyor.

Fırsat, işte bu konuları seçim sonrasına bırakmak yerine hemen ele alarak vaatlerin yerine getirileceğine dair güçlü bir mesaj vermektir. OHAL‘den cezaevlerindeki gazeteciler ile siyasilere kadar Türkiye’nin dışarıdaki imajını zedeleyen uygulamaları sona erdirmek iktidar partisinin elinde.

Bu yolda derhal atılacak adımlar iktidar partisinin yüz yüze kaldığı ekonomik sorunları  bütünüyle ortadan kaldırmasa bile yumuşatacaktır.

Yumuşatacaktır, çünkü beyannamesini açıklarken Cumhurbaşkanı Erdoğan‘ın da ifade ettiği gibi, “Demokrasi ile kalkınma birbirinin tamamlayıcısıdır.” Demokrasiden fedakarlık edildiğinde ekonomide sıkıntılar peyda olduğunu yaşayarak bizler de öğrendik.

Zor mu bu? Hayır, hiç değil. Meclis olağanüstü toplantıya çağrılır ve halen milletvekillikleri devam eden iktidar mensuplarının da oylarıyla OHAL sona erdirilebilir; aynı oturumda tutukluluk hallerini kısıtlayacak ve sözgelimi cumhurbaşkanı adayı olan Selahattin Demirtaş‘ın serbest kalmasını da sağlayacak yasal düzenlemelere gidilebilir.

Demokrasi vaadinde samimiyet sınavından seçim öncesi geçmiş iktidarın başka konulardaki vaatleri de böylece daha inanılır hale gelebilir.

Aksi halde?

Onu da AK Parti yöneticileri düşünsün.

ΩΩΩΩ

NOT: Fotoğraflar Hürriyet gazetesinden…