• 18.08.2018 00:00
  • (1362)

 AK Parti bugün yeni bir olağan kongresini daha gerçekleştiriyor. Bu altıncı olağan kongre. 2000 yılında kurulmuş, 2002 yılında iktidar olmuş, yapılan bütün seçimlerde iktidarını korumuş ve en sonunda ülkeyi ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ ile tanıştırmış bir parti olarak, AK Parti, bu kongresinde yönetimini de yenileyecek.

Böylece yepyeni bir partiye dönüşecek AK Parti…

Partiye yakın kalemlerin de siyaset bilimi literatüründen devşirerek belirttikleri gibi ‘hakim bir parti’ye…

Doğrudur, liderini, devletin bütün kurumlarının başına gelenleri tek başına atayabilen, milletvekili aday listelerine son şeklini bizzat verebilen, hükümetin üyelerini kendisi doğrudan seçip programını kendisi hazırlayabilen, dış politika önceliklerini belirleyebilen bir cumhurbaşkanı yapmayı başardığı gibi anayasayı değiştirerek halka seçtirdiği cumhurbaşkanını da genel başkan haline getirmiş bir parti için o sıfat yerindedir.

Hakim bir partidir bugün AK Parti.

Sistemin özellikleri

Türkiye Cumhuriyeti’nin yüz yıla yaklaşan tarihinde bugünküne benzer dönemler yok mu?

Var.

O dönemlerde de ülkemiz dünyanın gidişi istikametinde özellikleri yansıtan bir sisteme sahipti, bugünün dünyası da ‘kuvvetli liderler’ önderliğinde kalkınma modeline prim verir gözüküyor.

Durumumuz global genel trende uygun.

Ancak böylesine dönüşüm süreçlerinde ülkeler ve yönetimleri risklerle karşılaşabiliyor. Çözüm kolaylığı sağlayacağı umulan sistem özellikleri öyle durumlarda işe yaramadığı gibi bazen aleyhte sonuçlar da verebiliyor.

En son örneğini ‘kuvvetli lider’ tanımına uygun yönetimlere sahip Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerde görüyoruz. Biz bölgede karşı karşıya kaldığımız bazı sorunlarda ABD’den anlayış bekliyoruz ve bunu ABD başkanı Donald Trump‘ın şahsen gerçekleştirebileceğine inanıyor ve bunu kendisinden bekliyoruz; ABD’de Trump da iç politikasında işine yarayabileceği düşüncesiyle bizde yargılanan bir papazın iadesinde ısrar ediyor ve bunu sağlamasını Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan‘dan bekliyor.

Trump “Pentagon” Cumhurbaşkanı Erdoğan da “Yargı” yüzünden beklentileri karşılayamıyor ve bu da ikili ilişkileri zora sokuyor.

İki taraf da sonunda kendine yeni müttefikler arayışına girmiş bulunuyor.

Müttefik ilişkisi birbirine zarar vermeyi amaçlayan karşılıklı ataklarla bambaşka bir hal aldı. ABD Türk ekonomisini, Türkiye de ABD’nin ekonomik çıkarlarını hedef alan girişimlerde bulunuyor.

Kongrenin zamanı mükemmel

Böyle bir ortamda toplanıyor bugünkü AK Parti kongresi.

Zamanlaması bu açıdan mükemmel.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önceki kurallara göre oluşmuş siyasi yapılardan neşterini tek başına vurmadığı yalnızca parti teşkilatı kalmıştı; kongreyle o da gerçekleşince AK Parti bütünüyle onun iradesini yansıtan bir yapıya sahip olacak.

AK Parti, iktidarı boyunca ikinci kez (ilki 7 Haziran 2015 seçimi sonrasıydı) Meclis’te çoğunluğa sahip değil bugün; ilk vartayı seçimi yenilemek suretiyle başından savmıştı, bugün ise MHP’nin verdiği açık destek sayesinde herhangi bir zorlukla karşılaşmayacağı görüntüsü veriyor.

MHP desteğinin de bir bedeli var: AK Parti kuruluşunda belirlediği ve kendisine kimlik kazandırmış ilkelerin bir bölümüyle vedalaşmak zorunda. Bunu gönülsüzce yapmadığı, yeni sistemle uyumu daha kolay sağladığı için bu da bir sorun teşkil etmiyor.

Zaten kendisini sorgulayabilecek, icraatlarını engelleyebilecek, yoluna taş koyabilecek çapta bir muhalefet de yok bugün.

Anamuhalefet partisi (CHP) iç sorunlarıyla çalkalanıyor. İYİ Parti kendisi ile MHP arasına bir mesafe koyamadığı için iktidarın etki alanından fazla uzakta değil. İç dayanışması en sağlam görüntüsü vermiş HDP bile çekişme ve çatışmaların dışa vurduğu bir parti görünümünde.

Geçmişte hiçbir iktidar böyle bir şansa sahip olmamıştı.

Parasının değeri bir yılda Dolar karşısında yarı yarıya erimesine ve değerlendirme kuruluşları Standard&Poor’s ile Moody’s daha dün Türkiye’nin notunu kırmasına rağmen insanlar yine de iktidara küsmüyor.

Küserlerse kötü.

Muhalefet partileri iç sorunlarını çözüp ülke gündemine kendilerini verirlerse kötü.

İç ve dış politika öncelikleri birbirine karışır ve riskler büyüyerek biri diğerine zarar vermeye başlarsa kötü.

En önemlisi de ekonomideki olumsuz gidiş dizginlenemezse çok kötü.

AK Parti bugüne kadar pek çok badireden güçlenerek çıktığı için bugünkü sorunları da önemsemiyor.

Bize de AK Parti’ye “Nice yıllara” demek düşüyor.