• 4.01.2018 00:00
  • (1276)

 Sosyal medya takipçisi olmadığım için trollerin neler yazıp söylediklerinden haberdar değilim; ancak AK Parti’nin itibar ettiği köşelerden yöneltilen salvolar bile yeterince açıklayıcı: Saadet Partisi’nin iki milletvekilinden biri olan Cihangir İslam’ın Meclis kürsüsünden yaptığı eleştirel çıkış büyük tepkilere yol açtı.

Konuşmanın özüyle ilgilenen ve ‘‘Ne demek istedi?’’ sorusuna cevap arayan yok; hepsinin derdi, konuşmanın üslubu.

Sanıyorum, Cihangir İslam da, böyle tartışılmasını arzu ettiği için üslubunu sert tuttu.

Kendisiyle birkaç kez görüşüp konuşmuşluğum olduğundan biliyorum, Dr. Cihangir İslam, kişi olarak, en fazla tepki beklenen ortamlarda bile sertlikten kaçınmayı tercih edecek kadar nazik biridir.

Ortalık yatışınca konuşmanın özünden ders çıkartanlar herhalde olacaktır.

Demirel, Özal ve şimdikiler

Geçmiş iktidarlar döneminden de hatırımdadır: Siyasiler iktidarda iken tamamen icraatlarına yoğunlaşır ve herkesin kendilerinin ne kadar gayretle çalıştıklarını, ülkeye ne büyük hizmetler yaptıklarını görmelerini isterler.

Süleyman Demirel ve döneminin siyasileri Türkiye’ye bir Türkiye daha kattıkları iddiasındaydılar… Turgut Özal ve etrafındakiler de ülkeye çağ attırdıklarına inanıyorlardı… İddiaları boşuna da değildi, rakamlara döküldüğünde, her iki dönemde de ülkemiz açısından önemli hizmetler söz konusuydu.

İstanbul’a köprüler hangi dönemlerde yapılmıştır? 1980 öncesinde Türkiye’nin ihracat rakamı neydi, sonrasında ne olmuştu? Üzerinden geçtiğimiz otoyollar, iletişim altyapısı ne zamanın, kimin eseridir?

Demirel ve Özal ile çevreleri hizmetlerinin takdir görmesini beklediler.

Tıpkı şimdi AK Parti’de siyaset yapanlar ile her vesileyi onları alkışlamak için kullananlar gibi…

Oysa siyasetin en temel yönü, yapılanları takdir edenler yanında az bulan veya yapılanlarda eksik ve hata arayan, bazı şeylerin neden yapılmadığını sorgulayan muhaliflerin de her zaman bulunmasıdır.

Sizin övgü beklediğiniz konularda bile eleştirilecek yönler bulan çıkacaktır.

Eskiler siyasetin bu yönünü bilir ve ona göre davranırlardı. Şimdiki iktidar kadroları ve onlara destek çıkanlar ise, her yaptıklarının takdir görmesini, herkesin onlar gibi konuşup davranmasını bekliyorlar.

Bu yüzden de kulaklarını eleştirilere kapalı tutuyorlar.

Hatta kendilerine yakın bildikleri kişiler ve yerlerden gelen eleştirilere daha da az tahammül ediyorlar.

Tam tersini yapmalı, en yakınlarından başlayarak en uzakta duranlara kadar eleştiri sahiplerine de kulak vermeliler. Herkesin kendilerinin başarılarını gölgelemeye çabaladığı, başarısız olmalarını istediği saplantısını terk etmeliler.

Öyleleri de vardır mutlaka, ancak her eleştiri sahibi kötü niyetli değildir.

Dinlemeye başlasalar ve hele haklı olduğunu anladıkları eleştirileri ortadan kaldırma yönünde adımlar attıklarını belli etseler, inanın, muhaliflerin çaresizlik içerisinde dillerini ve kalemlerini sivrileştirme yoluna gitmelerinin de önüne geçeceklerdir.

Futbola da yansıyor

Sertlik sertliği çekiyor ve bundan hemen her ortam olumsuz etkileniyor.

’’Ne alaka?’’ diyeceğinizi bile bile yazıyorum: Önceki akşam oynanan Galatasaray-Fenerbahçe maçı sonrasında çıkan olaylar bile ülkemizin siyasi ortamına hakim olan sertlikle bir biçimde ilintilidir.

Dün gece İngiliz liginde GS-FB derbisine benzer bir karşılaşma vardı ve Arsenal ile Liverpool çetin bir karşılaşmanın ardından bizdekine benzer bir sonuçla maçı bitirdiler: 1-1… Fark hemen maçın ardından yaşandı: Önce iki takımın teknik adamları, sonra da iki takımın oyuncuları birbirleriyle kucaklaşarak tebrikleştiler.

Müthiş keyif verici maç, hemen sonrasındaki müthiş sportmenlik gösterisiyle de hafızalara kazındı.

Siyasette yanlışlar yapılır. En çok da iktidardaki kadrolar -imkanlar onların elinde olduğu için – yanlış yapar. Siyasiler kısa vadeli düşünür ve hep seçim kazanma üzerinde yoğunlaşırlar; bu da yanlışlara sebep olur. Türkiye’nin içinden geçtiği şartlar yanlışları kaldırmıyor. Siyasiler ise yanlışlarından söz edilmesinden hoşlanmıyorlar.

Demirel de hoşlanmazdı, Özal da…

İktidarın her yaptığında bir mucize, liderin her sözünde bir keramet görenler onların dönemlerinde de vardı, şimdi de var. Ancak geçmişte onların varlığı Demirel ve Özal’ın işine fazla yaramadı.

Cihangir İslam’ın milletvekili sıfatıyla Meclis kürsüsünde konuşması ve ardından başgösteren tepkiler iktidarı yeniden düşünmeye sevk etmeli. Eleştirenleri susturmaya çalışmak yerine anlamaya çalışmalı iktidar.

’’Söyletmen vurun’’ iyi bir yöntem değildir.

Hayırlı bir yöntem de değildir.