• 11.12.2018 00:00
  • (1435)

 Dostlarla sohbet ederken kaçınılmaz biçimde tartıştığımız konuların başında muhalefetin durumu geliyor. Daha doğrusu şu soru: Muhalefet siyaseti bilmiyor mu?

Hep yenilen ve hiçbir zaman kazanamayacak bir muhalefet olur mu?

Bizde oluyor.

CHP çok partili sisteme geçildiği yıllardan başlayarak, Bülent Ecevit‘in önde çıktığı etkisi kısa sürmüş bir sandık zaferi dışında, doğru dürüst seçim kazanamadı.

Yerel seçime dört aydan az bir süre kaldı, muhalefeti yine aynı akıbet bekliyor gibi.

Neden acaba?

Seçimi aritmetik hesabı bilen kazanıyor

Acaba sebep, muhalefetin aritmetik -daha doğrusu dört işlem- bilmemesi olabilir mi?

Sonuçta seçimlerin basit bir matematiği vardır.

Örnek olarak Donald Trump‘ın seçildiği ABD’deki son başkanlık seçimine bakabiliriz.

ABD’de iki egemen partili bir siyasi sistem var. Küçük başka partiler de bulunuyor ve aday da çıkartabiliyorlar, ama sonuçta seçimi Cumhuriyetçi veya Demokrat partilerinden birinin adayı kazanabiliyor.

Halk da, neredeyse tam ortasından ikiye bölünmüş görüntüsü verdiğinden, kazanan her seçimde değişebiliyor.

Cumhuriyetçi George W. Bush‘tan önceki başkan –Bill Clinton– Demokrat Partili idi, Bush‘tan sonraki Barack Obama da öyle. Trump ise Cumhuriyetçi. Geriye doğru gittiğimizde de seçilen başkanların iki partinin adaylarından biri olduğunu görebiliriz.

Trump Cumhuriyetçi Parti kalıbına tam oturmayan bir adaydı; nitekim ülke çapında aldığı oy oranı rakibi Hillary Clinton‘un gerisinde kaldı; az sayıda olsa da Cumhuriyetçi seçmenlerden bazıları oylarını ondan esirgedikleri için…

Buna rağmen seçimi kazanıp Beyaz Saray’a yerleşmesi ABD’deki seçim sistemi ve aritmetik sayesindedir.

Daha fazla ikinci seçmeni bulunan eyaletlere ağırlık veren bir seçim kampanyası yürüttü Trump ve o sayede rakibinden daha fazla ikinci seçmene sahip oldu; onlar da halkın genelinden daha az oy almış olmasına rağmen oylarını Trump lehine kullandılar.

Kampanyasını yönetenler aritmetik bildikleri için kazanabildi Trump.

Bizde iktidarın bildiğini muhalefet bilmez gibi davranıyor

Şimdi artık kendimize -Türkiye’ye- dönebiliriz.

AK Parti 2002 yılından beri iktidarda. Son birkaç seçime kadar oylarını artırarak bu başarıyı göstermeyi bildi. Oylarının yetersiz kalma ihtimali baş gösterdiğinde de MHP’nin –Devlet Bahçeli‘nin- uzattığı eli tuttu ve ‘Cumhur İttifakı’ sayesinde iktidardaki varlığını sürdürmeyi başarıyor.

MHP ile AK Parti oylarının toplamı bunu sağlıyor.

Basit aritmetik meselesi…

Muhalefete gelince…

Son haber şu: CHP ile İYİ Parti’nin tepe yöneticileri bir araya gelmiş ve Ankara büyükşehir belediyesi için Mansur Yavaş‘ı İYİ Parti’den ortak aday göstermeye karar vermişler. Müstakbel aday ise İYİ Parti’den değil CHP’den aday gösterilirse teklifi kabul edeceğini bildirince iki parti yeni aday aramaya başlamış.

Küçük partiden aday gösterilen birinin seçimi kazanması neredeyse imkansızdır. Daha kalabalık seçmene sahip bir parti (CHP) ile daha az seçmeni bulunan bir parti (İYİ Parti) ikinci partiden birini aday gösterdiğinde birinci partiden eli adaya gitmeyebilecek seçmen sayısı daha fazla olabilecektir de ondan…

Mansur Yavaş‘ın “CHP’den aday olmam daha doğru” tavrı bu basit hesaba -yani aritmetik hesabına- dayanıyor.

Aritmetik hesabı, aralarında işbirliği kuran partilerden büyüğünün ittifak ortağını da düşünerek o seçim bölgesinden birini kendi adayı olarak belirlemesini, öteki ortağın da seçmenlerini oylarını o adaya vermeye yönlendirmesini gerektiriyor.

Zordur, ama başarılabilir bir şeydir bu.

Tabii seçimi kazanmak istiyorsa muhalefet…

Şart cümlem tuhaf geldiyse açayım:

24 Haziran başkanlık seçiminde muhalefet Millet İttifakı adıyla işbirliğine gitti. Gitti, ama Meral Akşener‘in “Ben mutlaka aday olacağım ve göreceksiniz seçimi de kazanacağım” boş olduğu seçim sonucuyla da ortaya çıkan anlamsız tavrı yüzünden muhalefet ağır bir yenilgi tattı. (Yüzde 50+1 oranında oy gereken seçimde ancak 7.33 oranında bir oy alabildi Akşener).

İYİ Parti genel başkanı Meral Akşener seçimi iktidar adayının kazanmasını istercesine davrandı o seçimde.

Ankara gibi CHP seçmeninin kalabalık olduğu bir büyükşehiri İYİ Parti pusulasında yer alan bir adayın kazanması aritmetik olarak mümkün değildir; o konuda ısrar ancak o ilde kazanmayı istememek ile açıklanabilir.

MHP ile AK Parti aynı yanlışı yapmamak için azami titizliği gösteriyor ve seçmenlerini yönlendirecekleri adayın o bölgede daha önce en fazla oyu almış partiden olmasına dikkat ediyorlar.

Aritmetik hesabı öyle gerektirdiği için…

Dostlarla birlikte olduğumuz ortamlarda mutlaka gündeme gelen muhalefetle ilgili tespitlerden benim çıkardığım sonuç şu: Böyle giderse muhalefet en güçlü göründüğü seçim çevresinde bile bu defa yenilgiyi tadabilir.

Çıkardığım bir başka sonuç da şu: İYİ Parti’nin son iddialı seçimi olabilir 31 Mart 2019 yerel seçimi.

Bu sonuçlara on parmağımı kullanarak yaptığım hesapla vardım.