• 7.05.2019 00:00
  • (1500)

 Yüksek Seçim Kurulu (YSK), üzerinden tam 36 gün geçtikten sonra, iktidar cephesi (AK Parti ve MHP) tarafından sonucuna itiraz edilen İstanbul seçimiyle ilgili kararını verdi.

Seçim yenilenecek.

Yeni seçim 23 Haziran Pazar günü yapılacak.

İki bayram (Ramazan ve Kurban) arasında bir gün 23 Haziran…

Kolay olmayan bir karar; gelen habere göre, 11 üyeli kurulda 7 üyenin onay verdiği karara 4 üye karşı çıkmış. Bu da aslında çok daha önce verilebilecek bir kararın neden 36 gün geciktirildiğini açıklıyor.

Çoğunluk ancak şimdi sağlanabilmiş olmalı.Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın MÜSİAD konuşmasındaki son çıkışı ve Anadolu Ajansı’nın (AA) sandık başında görev yapmışlar arasında ‘ByLock’ kullanıcısı ve Asya Finans’ta hesap sahibi kişiler bulunduğuna dair haberi de karar vericiler üzerinde herhalde etki yapmıştır.

[İyi de, sandık kurullarını YSK gözetiminde çalışan il seçim kurulları oluşturmadı mı? Şimdi öğrendiğimiz özellikleri yüzünden o insanların kurullarda yer almalarına partiler neden süresi içerisinde itiraz etmedi de bu bilgi AA’nın 4 Mayıs günlü haberine saklandı? ’Sakıncalı’ sayıldığı için BBB seçiminin iptaline yol açan sandık kurulu üyelerinin varlığı İstanbul ilçeleri seçimlerinin sonuçlarını neden geçersiz kılmıyor?]

Susanlar konuşmaya başlarsa…

Hayal kırıklığına sebep olan bir karar bu. Daha önce şimdikine benzer durumlarda sesini çıkarmayan kanaat önderi konumundaki pek çok insanın, sıcağı sıcağına verdikleri tepkilerden, duydukları hayal kırıklığının derinliği anlaşılıyor.

Acaba bu karara, seçimin iptalini isteyen ve bunun için çaba gösteren belli isimler dışında sevinen var mıdır?

Mesela ‘Cumhur İttifakı’nın İstanbul BB adayı iken 31 Mart günkü seçimde rakibi karşısında kaybeden ve kararla yeniden aday olması beklenen Binali Yıldırım sevinmiş midir?

İktidar cephesi içerisinde yer alan partilerde (AK Parti ve MHP’de) ‘demokrat’ kimliğiyle bilinen isimler var; onlar partilerinin arzuladığı bu kararın verilmesine yol açan süreç hakkında ne düşünüyorlar, gerçekten merak ediyorum.

Siyasetin aynı zamanda tarihte iz bırakmak olduğunu bilen ve şu günlerde yaşananların o anlamda hiç de iyi bir iz sayılmayacağını anlayabilecek çaptakiler ne düşünüyor?

Konuşmamalarının, ses çıkarmamalarının yaşananları ve yaşatılanları kendilerinin de kabul ettikleri anlamına geleceğini herhalde biliyorlardır.

16 milyona evsahipliği yapan ülkemizin en kalabalık kentinde yaşayan insanların 31 Mart günü sandığa yansımış olan iradesi bir kurul kararıyla çöpe atılmış olduğu için, bugün, siyasi hayatımız açısından yepyeni bir gün.

Düşünün: Ülkemizin en kalabalık kenti, iki ay boyunca, merkezden atanmış bir devlet görevlisinin (valinin) belirleyeceği bir kişi (kayyım) tarafından yönetilecek.

Bu durumun sebebi de, YSK’nın yedi üyesinin verdiği karar…

Yalnızca seçim için yenilenme kararı vermedi YSK, hepimizin siyasete ve ülkemizin temel değerlerine yeniden ve farklı gözle bakmamızı getiren bir kapıyı da araladı.

Politikacılar için hava hoş olabilir, ama önlerinde çok uzun yıllar bulunan gençlerin ruh hallerini tahayyül edebiliyor musunuz?

Ne olacak şimdi?

Bu sorunun cevabını -samimi söylüyorum- bilmiyorum.

Günü geldiğinde İstanbullular olarak sandık başına gidecek ve oyumuzu kullanacağız; bir tek bundan eminim.

Sandığa yeniden aynı irade yansırsa 23 Haziran seçimi geçerli sayılacak mı, yoksa o da farklı bir sonuç çıkana kadar yenilenecek mi?

İptal edilen seçim iki adaydan birinin az bir oy farkıyla kazanması şeklinde bir sonuç vermişti; 23 Haziran’da yenilendiğinde ilkinde kazanmış olan aday yenilenen seçimde çok daha fazla oy aldığı takdirde bu yeni durum daha başka siyasi sonuçlar doğurmayacak mı?

Yenilenen seçime kadar geçecek süre içerisinde oy dengesini değiştirmeyi sağlayacak nelerle karşılaşabiliriz?

[Bu sorunun aklıma gelmesinin sebebi, 7 Haziran 2015 ile 1 Kasım 2015 seçimleri arasında geçen altı ayda yaşananlar… Acaba bu defa o süreçte yaşananların tam tersi -HDP’den oy alma sonucunu getirecek- bir taktik devreye girer mi?]

Ve daha cevabını bilmediğim nice soru üşüşüyor aklıma…

Seçimi yeniletmek için çaba gösteren ve arzuladıkları sonucun alınmasına sevinenler herhalde bunları ve daha nicelerini düşünmüşlerdir.

Ya düşünmemişlerse?

İşte bunu düşünmek bile istemiyorum.