• 2.09.2019 00:00
  • (1140)

 Seçim öncesinde partiler vaatlerde bulunur, seçim sonrasında bunların bir bölümü unutulur. Vaatlerin hepsi yerine getiriliyor olsaydı, bunca seçimden sonra her bakımdan mükemmel bir ülkede yaşayan bizlere vaat edilecek yeni ‘müjdeler’ bulmakta partiler zorlanırdı.

Vaatler eksikleri hatırlatmak içindir; bir tür envanter gibidir vaatler… 

Konu üzerinde düşünmemi sağlayan, şu sıralarda gündeme taşınan vaatlerle ilgili hatırlatmalar. İstanbul ve Ankara’nın son seçimde yenilenmiş olan başkanlarının bizzat kendileri veya partilerinin yetkilileri tarafından seçim kampanyası sırasında dile getirilmiş vaatler hatırlatılıp onlar hakkında neden bugüne kadar herhangi bir ilerleme kaydedilmediği sorgulanıyor.

Gazetelerde hesaba çeken köşe yazılarından geçilmiyor.

Doğrusunu söylemem gerekirse bu tartışma hoşuma gidiyor.

Bundan böyle seçim meydanlarına çıkacak olan siyasiler için, bu tartışmalarla, geçmişte yaptıkları vaatler hatırlatılıp yerine getirilmeyenlerden hesaba çekilme çığırı açılıyor.

Yeni ve hayırlı bir çığır bu.

Sorularım var

İyi de bunun için en uygun zaman bir sonraki seçim değil mi?

Öyle ya, seçim öncesinde verilen vaatler yeni seçilen başkanların koltuklarını henüz ısıtmadıkları erken dönemlerde hemen yerine getirilebilecek hafiflikte işler olmayabilir. Aciller için bile onları yerine getirecek kadroları oluşturma veya mevcut kadrolardan yararlanma biraz zaman alabilecektir. Dışarıdan konulan teşhislerle yönetime gelince çekilen gerçeğin fotoğrafı arasında belirebilecek olumsuz farklar termin planlarını yeniden gözden geçirmeyi gerektirebilir.

Kimsenin bu kadar sıkboğaz davranacağını ve bu kadar erken “Aldatıldık” diye bağıracağını sanmıyorum.

Yeni seçilmiş bazı belediye başkanlarına herhangi bir icraat yapabilecekleri kadar zaman da tanınmadı zaten; görevlerinden alındılar, yerlerine devletin valileri getirildi.

O iller ve ilçelerde vaatler daha ilk aydan havada kaldı. Oralarda kimlere vaat hesabı sorulabilecek?

İktidarın ve itibar ettiği köşelerin muhalefet partilerinden seçilmiş başkanları vaatleri yönünden hesaba çekmesi yeni bir çığır ve bu çığırı destekliyorum. Bugüne kadar gelmiş geçmiş yerel ve genel iktidarların aynı sıkılıkta eleklere muhatap edilmeleri, seçim meydanlarında işittiğimiz ve daha ilk andan betimize giden saçma sapan vaatlere bir son verilmeyi getirirse bu bile bayağı bir kârdır.

Türk siyasi tarihi saçma sapan vaatlerin kürsülere taşındığı seçimlerin de tarihidir.

Vaatler konusunda hesaba çekme işlemi neden bu kadar erken başlatılmış olabilir? 

 

Yerel seçim 31 Mart tarihinde yapıldı; tekrarlanan İstanbul seçimi için de yeniden sandık başına 23 Haziran’da gittik. Bugün Eylül ayının 2’si. Yeni başkanlar henüz birkaç aydır o koltukta oturuyorlar. “Tatil başkanın neyine?” anlayışı garip kaçsa da, başkanın tatil yapmadığı yerlerde belediye çalışanlarının büyük bölümü yıllık tatilleri için yaz aylarını tercih etmiyorlar mı? 

Faaliyet bizde yaz sonrası, Eylül ayıyla birlikte başlar.

İşte bu yüzden bugün Ankara’da ‘yeni yargı yılı’nın açılışı yapılıyor; yargı yaz aylarında nöbetçiler bırakıp bütün halinde tatile girer bizde…

Neyse. Bu erken hesaba çekme girişiminin bir amacı olmalı…

Ve yeni vaatler zinciri

Hesaba çekme tek başına gelse belki o kadar üzerinde durma gereği duymazdım; ancak bir yandan hesap çekme çığırının kurdelesi kesilirken bir yandan da yeni vaatler gündeme taşınıyor.

AK Parti lideri de olan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan dün Konya’daydı ve orada yaptığı konuşmada, bir gazeteye göre, ‘müjde üstüne müjde’ verdi.

Okuyalım:

“İlk müjdemi veriyorum: İnşallah Konya metrosunun yapımına başlıyoruz. Geliyorum bir başka müjdeye; bu müjde de çiftçilere: Bu yılın sonunda nişasta bazlı şeker oranını yüzde 2,5’a kadar indiriyoruz. Bu yıl pancar alımında ton başına 235 liradan 300 liraya yükseltiyoruz.”

Ayrıca 2021’de yapılacak uluslararası bir spor karşılaşması için de yer olarak Konya seçilmiş.

Bayağı ileri siyasi vaatler bunlar.

Erkenden eski vaatleri hatırlatıp yerine getirilmeyenler sebebiyle yeni başkanları hesaba çekme çığırı ile illere ileri yeni vaatlerde bulunma; ve bu iki süreç eş-zamanlı olarak yapılıyor.

Herhalde bunların bir anlamı olmalı, ama ne?

Dün, burada, bir süredir ‘erken seçim’ konusunun köşe bucakta konuşulmaya başlandığını, ancak şahsen seçim tarihinin erkene alınmasını beklemediğimi yazdım.

Tahlilime yeniden göz atın isterseniz.

Bazen -hatta çoğu kez- tahliller ile gelişmeler birbirini desteklemeyebilir. O ihtimal de yazımda var.

İyi de, iktidarın ortağı MHP lideri Devlet Bahçeli erken seçimi asla düşünmediklerini birkaç kez tekrarlamadı mı?

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu da parti olarak seçim tarihinin erkene alınmasını istemeyeceklerini şu yakınlarda açıkladı.

Ortada bir tuhaflık var, ama ne?

Ne oluyor ya da ne olacak dersiniz?