• 31.10.2019 00:00
  • (1064)

 Neredeyse bir aydır günümün belli bir bölümü Amerikan televizyonlarını izlemekle geçiyor; özellikle de CNN ile FOX News’ü… Bu bir aylık Amerikan televizyon kürü sonrasında edindiğim izlenimi sizlerle de paylaşmak istedim.

Önce bir açıklama: Bugünün dünyasında, teknoloji, sınırları kaldırmış durumda. Türkiye’nin herhangi bir köşesinde, eğer bulunduğunuz yerde sizi mahçup etmeyecek hızda bir internet bağlantısı varsa, istediğiniz ülkenin haberlerini değişik mecralardan edinebiliyorsunuz.

Gazetelere erişim zaten çok kolay; ancak zor gibi görünen televizyon yayınlarını buradan izlemek için de üstün zeka olmanız gerekmiyor.

Kimi yayıncı para ödemeyene kendi ülkesinde bile erişim engeli koyuyor, çoğu kez de ülkeler istemedikleri yayınları kendi vatandaşları izleyemesinler diye çeşitli tedbirler alıyorlar. 

Her engeli aşmanın bir yolu mutlaka bulunuyor.

Devletler buna rağmen eski refleksleriyle yasakçı anlayışlarını sürdürmekten vazgeçmiyorlar.

Yasak koymak ve uygulamak için harcanan emeğe acıyorum.

Biri CNN, öteki FOX News

Gelelim ABD’nin bu iki haber kanalına.

Burada bir ara açıklamam daha olacak: Türkiye’deki Digitürk ve d-Smart gibi platformlardan da izlenebilen CNN International ile ABD’den Amerikalıların izlediği CNN’in yayınları arasında büyük farklar var. CNN International adı üstünde bütün dünyaya hitap ettiği için daha global anlayışla haberleri veriyor; ABD’deki CNN ise 24 saatin tamamını ABD ile ilgili konulara ayırıyor. Benim bir aydan fazla süreyle izlediğim, Amerikalılara hitap eden CNN…

FOX-TV konusunda da bir ara açıklamaya ihtiyaç olabilir: Bizdeki FOX-TV ile ABD’deki FOX adını taşıyan kanalların sahibi aynı: Rupert Murdoch. Benim izlediğim FOX News FOX kanallarının 24 saat haber yayınlayanı. 

Beyaz Saray’da sürekli açık olanın FOX News olduğunu bizzat Donald Trump hem de birkaç kez açıkladığı için biliyoruz. Kanalın programcılarının da, bazen, “Bizi şimdi Trump izliyordur” demek için şöyle bir durakladıkları oluyor; özellikle ağızlarından yanlış bir şey kaçmışsa…

CNN için ise, Trump, her fırsatta ‘fake news’ (çakma haber) diye söz ediyor.

Bunların bizdeki hangi haber kanallarına benzediğini söyleyemeyeceğim; yalan adetim olmadığı için… Bizdeki haber kanallarını çoktandır izlemiyorum çünkü. Ancak konuyu açtığım dostlarım, benden öğrendiklerinden hareketle, Fox News’ün bir yerli kanala fena halde benzediğini söylediler.

Amerikalıları aydınlatmak amaçlı yayın yaptıklarını farz etmemiz gereken bu iki kanal, eğer birine saplanıp kalmamış, arada birine bakarken ardından diğerinin aynı konuda ne söylediğini de öğrenmeye gayret etmiş bir Amerikalı varsa, o kişinin aklının müthiş karıştığına inanabilirsiniz.

İki kanal aynı konuda birbirine taban tabana ters yayınlar yapmaktalar.

Onları biz birleştirebildik, kısa süreliğine de olsa…

Yine araya gireceğim: İki kanalı bu bir ay içerisinde aynı noktada buluşturan bir olay yaşandı: ‘Barış Pınarı’ operasyonu… İki kanal da operasyona şiddetle karşı çıktılar, Türkiye ve yönetimle ilgili müthiş aleyhte yayınlar yaptılar. Yalnız biri (CNN), Türkiye’yi suçlarken mutlaka Trump’ı da hedefine koymayı ihmal etmezken, diğeri (FOX NewsTrump’a toz kondurmamak için elinden geleni yaptı.

Her iki kanalın çok sayıda programcısı ve gün boyu yayınlarına çıkardığı onlarca kendine bağımlı hale getirdiği yorumcusu var. 

Tabii maaşlı yorumcular yanında konuya göre davet edilen konuklar da oluyor.

Biraz önce, CNN’de, Trump’ın daha önce resmen açıklanmış önemli bir belge üzerinde tahrifat yapma ihtimali üzerine konuşuluyordu. Sunucu, yanına, üçü kanala maaşla bağlı, biri ise 20. yüzyılda hakkında azil muamelesi yapılmış başkanlardan Richard Nixon’un biyografisini yazmış birini almıştı.

Diğer yorumcular güncel şeyler anlatırken o konuk şu farklı ayrıntıya dikkat çekti: Görevden alınması için üzerine gelindiğinde, Nixon, konuşmalarının metinleri üzerinde oynamış ve tahrif edilmiş nüshaları gerçekmiş gibi tahkikat komisyonuna sunmuştu. Sonunu getiren de metnin bizzat kendisi tarafından tahrif edildiğinin ortaya çıkması oldu. Kendi partisinden politikacılar bile, “Ne yani, başkan bunu gerçekten yapmış mı?” sorusu eşliğinde ipini çekmeye hazır hale gelmişlerdi. 

Biyografi yazarı, “Eğer” dedi “Trump da şu meşhur belgenin üzerinde bizzat oynamışsa akıbetinin Nixon’dan farklı olacağını sanmıyorum.”

CNN’nin programcıları Trump’ın bir an önce koltuğunu kaybetmesini istiyorlar ve bunun için çene yarıştırıyorlar.

FOX News’de kümelenmiş sunucular ve yorumcular ise Trump gidecek diye ödleri patladığı görüntüsünü vermekten kaçınmıyorlar.

Yine biraz önce izlediğim Fox News kanalında, ülkenin öndegelen üniversitelerinden birinin bahçesinde öğrencilere Bağdadi’ye karşı girişilen operasyonla ilgili sorular soruluyordu. Bazı gençlerin soruya “Bağdadi de kim?” gibi bir karşı soruyla cevap verdikleri görülüyor. Bazıları da, operasyon emrini kimin verdiğiyle ilgili soruya bir türlü “Trump” cevabı veremiyorlar. Sunucu ve yorumcu bir ağızdan “İşte görüyorsunuz, entel geçinenler daha kimin başkomutan olduğunu bilmedikleri gibi, ismi aylar ve yıllar boyu konuşulan bir terör örgütü liderini de tanımıyorlar” tesbitinde bulundular.

Trump’ın dayandığı kitlenin hoşuna gideceği için ‘aydın düşmanlığı’ ve ‘halk dalkavukluğu’ yapmaları gerekiyor.

Esas soru şu: Önce nerede başladı?

Konunun bana ve bizlere bakan medyayla ilgili tarafı yüz kızartıcı: ABD’de de her eve giren bu kanallar yüzünden gazetecilik mesleği hızla gözden düşüyor.

“Düşen düşsün, orası Amerika, beter olsunlar” diyeceğim ama, ülkemizdeki durumu düşünüp duruyorum.

Acaba medya önce bizde mi bu hale geldi, yoksa ABD’de mi başladı kötüye gidiş?