• 26.12.2020 00:00
  • (426)

  

Bitimine birkaç gün kalmış 2020 yılı Türk edebiyatına kısa öykü zenginliği kazandırmış Ömer Seyfettin’in vefatının 100. yıldönümü… Dikkatimden kaçmış. Karar gazetesinin bu yılın öykü kitaplarını değerlendiren haberiyle konu dikkat alanıma girdi.

Henüz hayatının baharı sayılacak 36 yaşındayken vefat etmiş, ancak o kısacık ömre yalnızca her zaman hayranlıkla okunan yüzlerce öykü ve fikir eseri sığdırmakla kalmamış, bugün kullandığımız yazı dilini de hediye etmiş bir büyük yazardır Ömer Seyfettin.

Öyküleri hem yerli ve millidir, hem de evrensel tadlar taşır.

Hafta sonu evde kapalı haldeyiz, onun en sevdiğim öykülerinden biri olan ‘Yüksek Ökçeler’ ile sizleri baş başa bırakmak isterim.

Yüksek Ökçeler çok genç yaşında yaşlı biriyle evlendirilmiş, daha evliliği tanıma imkanı bulamamışken zengin eşinden dul kalmış ve bir kez daha aynı cendereye girmek istemeyen Hatice Hanım’ın öyküsüdür.  

Eşinden miras köşkünde hizmetçisi, evlatlığı ve Bolulu aşçısı ile kendi mutlu dünyasını kurmuştu Hatice Hanım.

Sevecen ve namuslu biriydi, temizlik hastasıydı. Hane halkında da namuslu olma ve temizliğe riayet özellikleri arardı. Çok şükür kadınlı-erkekli hane halkı da bu hanım hanımcık ev sahibine uygun insanlardı. Evine yabancı girmesinden, tasarrufa riayet edilmemesinden, laubali davranışlardan ve fazla samimiyetten o ne kadar hoşlanmazsa hane halkı bu konularda ondan da ileride hassastı.

Hatice Hanım’ın tek düşkünlüğü boyunun kısalığını örtsün diye giymeye alıştığı yüksek ökçeli ayakkabılardı. Sabah kalktığında giydiği ayakkabısını gece yatana kadar ayağından çıkarmaz, evin içinde tıkıdak tıkıdak dolaşır dururdu.

Hane halkının dürüstlüğü ve namusluluğu birkaç kez Hatice Hanım tarafından sınanmış ve hepsi her defasında tam puan  almıştı. Eve yabancı almıyor, birbirleriyle laubali olmuyor, kilerdeki malzemeye el uzatmak akıllarından bile geçmiyordu.

Mutlu, mesut, bahtiyar bir hayattı onlarınki…

Bir gün başı döndü, rahatsızlandı Hatice Hanım. Eve gelen doktor derdini dinledikten sonra kendisinden ilaç reçetesi yazmasını bekleyen Hatice Hanım’a, ayağındaki yüksek ökçeli iskarpine bakıp, “Bunları giymekten vazgeçmelisiniz” tavsiyesinde bulunmakla yetindi.   

O günle birlikte evde terlikle dolaşmaya başladı evin hanımı.

Terlikli günler evdeki huzurlu hayatı derinden etkiledi

Namuslu bildiği hane halkını kiler hırsızlığı yaparken yakaladı. Yüzüne bakamayacak kadar namus ehli bildiği aşçısını, bir dizine evlatlığını diğer dizine hizmetçiyi oturtmuş halde gördü. Kendi aralarında konuşuyorlar ve artık evde terlikle dolaşan Hatice Hanım’ın almaya başladığı yeni tedbirlerden yakınıyorlardı. Evin içerisinde terlikle dolaşmaya başlayan hanımlarının geliş gidişinden haberdar olamıyorlardı. 

Hatice Hanım, aralarındaki konuşmalara kulak verdiğinde, yüksek ökçeli ayakkabı giydiği günleri özlemle andıklarını işitti hane halkının…

Şaşkınlıktan ne yapacağını bilemedi.

Uzun yıllar birlikte olduğu bu insanları derhal evden kovdu Hatice Hanım.

Öyküyü şöyle sona erdiriyor Ömer Seyfettin:

“Aşçı, işçi, artık eve ne kadar adam aldıysa, hepsi arsız, hırsız, yüzsüz, namussuz çıkıyordu. Tam iki sene bir adamakıllısına rast gelmedi. Malı mülkü varken, hiçbir sıkıntısı yokken, bu hizmetçi üzüntüsünden zayıflıyor, sararıp soluyordu. Baktı olmayacak! Yine yüksek ökçeli iskarpinlerini giydi. Hizmetçilerinin hırsızlıklarını, uğursuzluklarını, namussuzluklarını göremez oldu.

Benzine kan geldi. Vâkıâ yine, başı dönmeye başladı. Fakat sesi işitilmeyen ökçesiz terlik giydireceğini düşünerek doktora kendini göstermiyor:

— Hiç olmazsa şimdi yüreğim rahat ya, diyordu.”   

Müthiş bir öykü, öyle değil mi?

Ömer Seyfettin’in doğum tarihi 1884, ölüm tarihi ise 1920. Aradaki 36 yılda, yakın-uzak çevrede gördüğü olaylardan etkilenerek yazdığı öykülerden biridir Yüksek Ökçeler

İlk okuduğum gençlik yıllarımdan bu güne kim bilir kaç kez bu öyküyü bana hatırlatan olaylarla karşılaşmışımdır.

Ya kendi çevremde, ya da ülkede cereyan etmekte olan olaylara bakarak…

Siyasi hayatta da…

Yüksek ökçeli ayakkabı ile terlik farkı ve sonunda yüksek ökçeli dolaşma tercihi…

Üzerinde düşünün bakalım.

[Ömer Seyfettin Balıkesir/Gönen doğumludur.  Karar gazetesi, Gönen belediyesinin kendi topraklarının yetiştirdiği bu değerli evladına sahip çıkmaktan geri durduğunu, 100. vefat yıldönümünde bile onu anma ihtiyacı duymadığını üzüntüyle duyuruyor. Gafletin bu kadarı fazla.]