• 29.12.2020 00:00
  • (476)

 Bir araştırma firmasının yakın zamanda (14 Kasım – 20 Aralık 2020’de) gerçekleştirdiği ‘yılın en güvenilirleri’ anketinin sonuçları açıklandı. En güvenilir kurum Cumhurbaşkanlığı… ‘En güvenilir siyasetçiler’ listesinin ilk sırasında içişleri bakanı Süleyman Soylu bulunuyor…

Genellikle bu tür araştırmalara pek güven duyulmaz. Sonuçta bir listede kaç kişi yer alabilir ki? Sıralamalardaki isimlere bakıp güvensizlik belirtenler de çıkar, listeleri toptan beğenmeyen de…

Araştırma kurumları da bu tür çalışmalar yapmaktan uzak dururlar. Yapanlar da ortaya çıkan sonuçları kamuoyuyla paylaşmaz, araştırmayı sipariş edenlerin bilgisine sunmakla yetinirler.

Demek ki, araştırma siparişini veren, şirketten, sonuçları açıklamasını özellikle istemiş…

Kurumlar ve siyasetçiler dışında bir de ‘en güvenilir gazeteciler listesi’ var çalışmada. Esas gürültü de o liste sonrasında koptu. Nihat Genç’in çok ağır bir değerlendirmesini okudum sözgelimi.

Ne yalan söyleyeyim, araştırmanın güven duyulan gazeteciler bölümü beni şaşırttı. Hayır, birbiri ardına sıralanan meslektaşları beğenmediğim için şaşırmış değilim; tam tersine, açıklanan listede yer almayanları düşünerek şaşırdım ve onlar namına üzüldüm.

[Şu sıralarda yazdırılmayan, konuşturulmayan meslektaşları klasman dışı tuttuğumu anlamışsınızdır.]

Yazılarımda kendilerinden hep ‘görev tanımlarını iktidarın her yaptığını övmek olarak belirlemiş gazeteci-yazarlar’ veya ‘AK Parti’nin itibar ettiği gazeteci-yazarlar’ diye söz ettiğim, Hürriyet’te, Sabah’ta ve aklınıza gelebilecek başka gazetelerde yazan, televizyonlarda görüş açıklayanlardan hiç kimse yok ‘en güvenilir gazeteciler’ listesinde…

İlaç için tek bir ‘muteber gazeteci’ yok.

Kim olduklarını siz okurların ferasetine bırakıyorum; ama ilk aklınıza geliverecek isimlerin hiçbiri ‘güvenilir’ bulunmamış diyebilirim.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın zaman zaman kendisine yakın gördüğü medyaya yönelik eleştirileri oluyor; Cumhurbaşkanı Erdoğan‘ın bu araştırmadan yayını öncesinde haberdar olması çok muhtemel…

*****

Dernek ve vakıf yasası Rusya’dan mülhem

İktidar cephesi (AK Parti ile MHP) Meclis’e ‘Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun Teklifi’ sundu. Kulağıma ilk geldiğinde “Böyle bir yasaya neden ihtiyaç duyuluyor ki, Türk ceza kanununda bu yasayı gerektirmeyecek pek çok madde var” diye düşündüm.

Meğer ihtiyaç varmış.

Varmış, ama ihtiyaç yasaya adı verilen konuda değilmiş. Yasanın içerisine yerleştirilmiş bir maddeyle içişleri bakanına gerekli gördüğü hallerde dernek ve vakıflara da ‘kayyım’ atama yetkisi veriliyormuş…

Belediye başkanlıklarına ‘kayyım’ atama yetkisi zaten içişleri bakanında…

“İktidar değişikliğinde yeni gelenler bizim dernek ve vakıflara el koyabilirler” itirazı iktidara yakın çevrelerden gelince, ‘Türkiye’nin en güvenilir siyasetçisi’ unvanına da sahip içişleri bakanı, “Öyle şey olur mu?” tadında bir cevap vermiş…

Ahmet Taşgetiren Karar’da bugün o cevabı şöyle aktarıyor:

“(İçişleri Bakanı Soylu bu düzenlemeye itiraz eden Yusuf Kaplan’ı aramış, bu düzenlemelerin İslami STK’ları kapsamadığını söylemiş, hedef ‘Alman vakıfları, Yahudi vakıfları, yabancıların el altından kontrol ettikleri vakıflar, dernekler vesaire’ imiş.)”

Neredeyse beş yıldır “Bizde böyle bir yasa ne zaman çıkacak?” merakıyla beklediğim şey sonunda gerçekleşiyor.

Ülkeler birbirlerine bakarak tavır belirler; bu özellik son yıllarda çok belirgin hale geldi. Bir ülkede yaşanan bir bakıyorsunuz bir başkasında da tekrarlanıyor. Değişik ülkeler siyasetçilerinin tavırları birbirine benzemeye başladı. Birinde çıkan yasa başkalarına da örnek oluyor.

Putin’in Rusya’sı bizde iktidar cephesinin Meclis’e sunduğu türden bir yasayı 2015 yılında çıkarmıştı. ‘Ulusal güvenlik’ gerekçesiyle yabancı vakıfların faaliyetlerini yasaklayan bir yasayı… O tarihten sonra da, Süleyman Soylu’nun açıklamasında andığı türden yabancı vakıflar Rusya’da faaliyet göremez hale geldiler.

Rusya’da pişen bize de düşüyor işte.

*****

Trump son güne kadar şansını zorlayacak

ABD’de yeni başkanın Beyaz Saray’a taşınmasına üç hafta kaldı. Donald Trump ve ailesi terk edecek, Joe Biden ve eşi oraya taşınacak…

Takvim böyle, fakat Trump’ın yerinden ayrılmamak için elinden gelen her şeyi yaptığı da bir gerçek. Yerel mahkemelerden sonra Anayasa Mahkemesi de seçimi iptal başvurularını reddetti. İkinci seçmenler 14 Aralık’ta toplandı ve “Seçimi Biden kazandı” resmi ilanını yaptı. Kongre’nin de 6 Ocak günü ikinci seçmenlerin ilanını onaylaması bekleniyor. Trump o sebeple umutlu.

6 Ocak… Aynı gün, Trump-yanlısı gruplar başkent Washington’da büyük bir gövde gösterisi yapma hazırlığındalar. Trump’ın kendisi “Başkentte 6 Ocak’ta büyük protesto. Orada olun, vahşice olacak” mesajı yayınladı.

Gösterilerin ‘vahşice’ (Trump İngilizcesiyle “Will be wild”) olacağı beklentisi yine seçimi geçersiz sayma konusuyla ilişkili. Sokakların kanlı olaylara sahne olması Trump’ın kendi kafasına göre ‘sorunlu’ sonuçlar alındığını duyurageldiği eyaletlerde seçimlerin yenilenmesini getirebilir…

Tabii bunun için sokakları zaptu rapta almak üzere ordunun devreye sokulması gerekiyor.

Beyaz Saray’ın ilk ulusal güvenlik danışmanı Michael Flynn, FBI’ya ve Kongre’ye yalan ifade verdiği için aldığı mahkumiyet cezasını özel af çıkararak geçersiz kılan eski patronuna bu aklı vermiş; Trump da uygulayacağa benziyor.

6 Ocak’tan üç gün önce de İran’ın Kudüs Güçleri komutanı Kasım Süleymani’nin Trump’ın emriyle uğradığı suikastın yıldönümü ve o günün ABD karşıtı eylemlere sahne olması -veya vesile edilip ortalığın karıştırılması- ihtimali de yok değil.

Washington Post’un istihbarat örgütlerinden iyi haber alan yazarı David Ignatiouskonuya ilişkin yazısında “Biden Beyaz Saray’a taşınana kadar her şey mümkün” diyor.

Bizde de önceki yıl yapılan İstanbul seçimi itirazlarla yenilenmişti.

Yukarıda yazdım: Bir ülkede yaşanan başka yerlere örnek olabiliyor…

İstanbul seçiminin yenilenmesinin iyi bir örnek olmadığını Trump biliyor mudur acaba?