• 5.01.2021 00:00
  • (373)

 Her işittiğimde onu kullanan kişinin ağzına biber sürmek istediğim ‘darbe’  sözcüğü son zamanlarda yeniden yaygın kullanıma girdi.

Bizde değil, o sözcüğün hiç kullanılmadığı düşünülebilecek bir başka ülkede…

ABD’de…

Sözcüğün Amerikan siyaset diline girişi nispeten yeni. Konuyu ilk telaffuz edenlerden biri itibarlı Yale Üniversitesi tarih profesörü Timothy Snyder. Geçen yıl yayımladığı ‘On Tyranny’ (Tiranlık/Diktatörlük Üzerine) kitabında diktatörlerin temel özelliklerine dikkat çeken Prof. Snyder, bir süredir ABD’nin son başkanı Donald Trump‘ın bir siyasi darbeyle diktatörlüğünü ilan edeceğini savunuyor.

Snyder, 12 Kasım tarihinde kaleme aldığı yazıdaTrump’ın demokrasiyi yıkmak amaçlı bir darbe planladığını 20 hüküm cümlesiyle anlatmakta. Demokrasinin dışarıdan değil ancak içeriden yıkılabileceğini, bunun yolunun da seçimleri kullanmaktan geçtiğini, bahanesinin iç düşmanlar olarak gösterileceğini, diktatör heveslisinin ülkeyi veya Cumhuriyet’i değil yalnızca kendisini düşündüğünü, görevden ayrılınca hesaba çekilmekten ve fakirleşmekten çekindiğini söyledikten sonra Trump hakkında da şunları yazıyor:

“Donald Trump hakkında ceza soruşturmaları var ve borç aldığı yerlere 1 milyar dolar geri ödemesi gerekiyor. Daha en baştan oy sayımını önemsemediğini söylemiş biri o. Trump’ın şu anda yapmaya çalıştığının bir adı var: Darbe. Şansı az görünebilir, ama başarısız kalacağı söylenemez. Başarısız hale getirilmesi gerekir. Darbeler ya hemen başarısız kılınır ya da başarılı olur.”

Yale profesörünün uyarıları önemli bulunmuş olmalı ki, aralarında Trump’ın göreve getirdiği -sonradan görevden aldığı- iki kişinin de bulunduğu ABD’de savunma bakanlığı yapmış 10 kişi dün ortak bir açıklama yapma ihtiyacı duydu.

Açıklamaya imza verenler arasında her iki partiden isimler var. [Metni Dick Cheney’in hazırlayıp imzaya açması dikkat çekici. Cheney, tıpkı Trump gibi Cumhuriyetçi Parti adayı olarak seçilmiş George W. Bush’un başkanlığı döneminde yardımcılığını yapmıştı.]

Eski savunma bakanlarının dedikleri şu: 

“Seçimler oldu bitti. Oylar sayıldı, denetimleri yapıldı. İtirazlar mahkemelere gitti, reddedildi. Valiler sonuçları ilan etti. İkinci seçmenler onayladı. Sonuçların sorgulanması zamanı geçti. Şimdi sıra anayasa gereği ikinci seçmen oylarının Kongre tarafından onaylanmasında.”

Eski savunma bakanlarının açıklamasında dikkat çeken bölüm de şu:

“ABD ordusunun seçim sonuçlarının belirlenmesinde herhangi bir rolü yoktur, olamaz. Böyle bir işe kalkışılması, bizi, tehlikeli, yasal olmayan ve anayasaya aykırı bir alana sürükler. Sivil veya askeri görevliler böyle bir yola girerlerse sonunda sorumlu olur, cezai işlem görürler.”

Sizce de bu açıklama, özellikle bu bölümü ile, ‘darbe’ tanımı yapmıyor mu?

Bence yapıyor ve 10 eski savunma bakanı darbe yapmaya kalkışacakları alenen uyarıyorlar.

Trump bu uyarıyı hak edecek ne yapıyor?

Her şeyi yapıyor.

Bugün bir eyalette boşalmış iki senatör koltuğu için ertelenmiş bir seçim yapılacak. Trump Cumhuriyetçi Parti’den seçilmiş eyalet valisini telefonla arayıp son seçimde meydana gelmiş 11 bin oy eksikliğini tamamlaması talimatını verdi. Vali buna yanaşmadığı gibi, görüşmenin ses kaydı medyaya düştü. 

Eyaletin iki senatörünü kendi partisinden seçtirebilirse, ikinci seçmenlerin kararı onay için önlerine geldiğinde, Senato’daki partisinin çoğunluğunu kullanarak, 3 Kasım seçimini yeniletmeye çalışacak Trump.

Kongre eliyle darbe niyeti bu.

Orada da kalmıyor. Aslında önüne gelir gelmez otomatik onaylaması beklenen sonuçları Kongre’nin reddetmesini sağlamak için baskı kurmak amacıyla, kafaları akıl almaz komplo teorileriyle bulandırılmış taraftarlarını, altını üstüne getirmek üzere yarın başkent Washington’da toplayacak Trump.

Senatörler ve Temsilciler Meclisi üyeleri üzerinde baskı kurmak amacıyla…

Bir başka niyeti daha var.

Niyetinin o bölümünü birkaç gün önce burada yazmıştım.

Okuyalım:

“6 Ocak… Aynı gün, Trump-yanlısı gruplar başkent Washington’da büyük bir gövde gösterisi yapma hazırlığındalar. Trump’ın kendisi ‘Başkentte 6 Ocak’ta büyük protesto. Orada olun, vahşice olacak’ mesajı yayınladı.

“Gösterilerin ‘vahşice’ (Trump İngilizcesiyle ‘Will be wild’) olacağı beklentisi yine seçimi geçersiz sayma konusuyla ilişkili. Sokakların kanlı olaylara sahne olması Trump’ın kendi kafasına göre ‘sorunlu’ sonuçlar alındığını duyurageldiği eyaletlerde seçimlerin yenilenmesini getirebilir…

“Tabii bunun için sokakları zaptu rapta almak üzere ordunun devreye sokulması gerekiyor.

“Beyaz Saray’ın ilk ulusal güvenlik danışmanı Michael Flynn, FBI’ya ve Kongre’ye yalan ifade verdiği için aldığı mahkumiyet cezasını özel af çıkararak geçersiz kılan eski patronuna bu aklı vermiş; Trump da uygulayacağa benziyor.” 

Washington Post gazetesinin istihbarat kaynaklarına yakın yazarı David Ignatious’un beklentisiydi bu

Eski savunma bakanlarının imzalarını koydukları açıklamadaki uyarılar onların da Trump’ın niyetini böyle okuduklarını açığa vuruyor.

Bugün Georgia eyaletindeki seçim, yarın Washington’daki gösteriler ve Kongre’nin tavrı ABD’de bir darbeyi ya başarılı kılacak ya da niyet aşamasında boşa çıkartacak.   

Trump siyasi literatürde ‘popülist’ olarak tanımlanan siyasetçi tipinin en belirgin örneği. Popülist liderler iktidarı bir kere elde ettiler mi, onu kaybetmemek için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar. O tipin bir başka örneği olan Alexander Lukashenko 26 yıldır Belarus’u yönetiyor ve son seçimde hile yaparak kendisini yeniden seçtirmeyi başardı. Onun da korkusu, Prof. Snyder’in Trump’a atfettiği türden: Hesaba çekilmek ve yargılanmaktan korkuyor…

ABD’de siyasi gerilim yeni başkanın göreve başlayacağı 20 Ocak gününe kadar sürecek.

Joe Biden Beyaz Saray’a girmeyi başarabilirse, ondan sonra neler yaşanacağı da ayrı bir merak konusu.

[Başından 15 Temmuz  (2016) gibi vahim bir olay geçmiş ülkemizde imkan olsa da ‘darbe’ sözcüğünü lügatlardan çıkarabilsek. Ama olmuyor. Eski genelkurmay başkanı İlker Başbuğ Cumhuriyet’e verdiği mülakatta “Eğer Menderes, 25 Mayıs 1960 günü Eskişehir’de erken seçim tarihini açıklasaydı, 27 Mayıs askeri darbesi büyük bir olasılıkla önlenebilirdi. Çünkü erken seçim kararı almış bir hükümete karşı bir askeri darbenin gerçekleştirilmesi, açıkça milletin siyasi iradesine de vurulacak bir darbe olurdu” görüşünü dile getirmiş. Deneyimli bir meslektaş, Can Ataklı da, bir konuşmasında, içinde çokça ‘darbe’ sözcüğü geçen bazı sözler sarf etmiş. İkisi de sosyal medya kalemşorları tarafından ‘darbeci’ olmakla suçlanıyor. Oysa, ben, her iki açıklamanın “Türkiye’de artık darbe olmaz” anlamına geldiğini düşünüyorum.]

Görüyorsunuz, ‘darbe’ sözcüğünü lügatlardan çıkarmayı bizler düşünürken, sözcük başka ülkelerden başını çıkartıyor.