• 11.08.2021 09:36
  • (240)

Bizde yanlış bir anlayış pek çok alanda kendini gösteriyor; bu alanlardan özellikle biri güncelliği ve mesleğimiz sebebiyle bugün ele alınmayı hak ediyor…

Genel kuralı hatırlatayım: Kendisine cezalandırma yetkisi tanınmış olan kişi ve kurumlar hukukun genel ilkelerine uymak ve adil davranmak zorundadırlar.

Yargı imiş gibi…

Kararı verecek kişilerin hukuk eğitimi almış olmaları gerekmiyor, ancak kararları yine de hukuka aykırı olmamalı, kararlarını kılı kırk yararak vermeliler.

Hukuk eğitimi almış, yargı alanında görev yapan insanların verdikleri kararlar tartışılır, adalet sistemi eleştirilerden nasibini alır, yargı kamuoyu yoklamalarında güvenilir kurumlar arasında gerilerde kalırken, hukukçu olmayanlardan adaletli davranmayı beklemek ters gelse de gerçek budur.

Yargı mensupları da, cezalandırma yetkisi tanınmış kurumlarda görev yapanlar da görev alanlarında hukukun sınırları içerisinde kalmak zorundalar.

RTÜK diye bir kurum niçin var

Radyo ve televizyonları denetleyip genel yayın ilkelerine aykırı davrananları cezalandırma yetkisinin sahibi RTÜK öyle kurumlardan biri.

Kuruluşu sırasında, yasası çıkartılırken yapılan tartışmaları hatırlıyorum; en fazla üzerinde durulan hakkaniyet vurgusuydu. Bunu sağlamak amacıyla, üyelerinin TBMM tarafından ve partilere güçleri oranında temsil hakkı tanınarak belirlenmesi uygun görülmüştü.

Farklı anlayışta olanların üzerinde uzlaşacakları kararların adil olacağı inancıyla…

Bu konuya girmemin sebebi, RTÜK üyelerinden birinin sosyal medya hesabından duyurduğu, bugün yapılacak üst kurul toplantısında bazı kanalların ‘yangın’ haberleri yayınladıkları için cezalandırılmalarının ele alınacağı haberidir.

Meğer, RTÜK, kanallara ‘yangınları göstermeyin’ talimatı göndermiş, şimdi de o talimata uymayan kanallar cezalandırılacakmış…

‘‘Hangi kanallar bunlar?’’ merakında olanlar varsa, duyuruda onun da cevabı var: Muhalif sayılabilecek kanallar…

Sorun ‘talimat’ ile başlıyor.

Yayın kuruluşlarına, hangi sebeple olursa olsun, ele alınacak veya alınmayacak konuları belirleme yetkisi hiçbir kuruma tanınmamış bulunuyor. Anayasanın ‘‘Basın hürdür, sansür edilemez’’ (m. 28) kesin hükmü bunu garanti altına alıyor.

Önceden veya yayın sırasında talimatla konu belirlemek veya konu kısıtlaması yapmak hukukta ‘sansür’ tanımı içerisinde mütalaa ediliyor. Ülkenin dört bir tarafı yanar, bazı insanlar hayatlarını, pek çoğu da bütün varlıklarını kaybeder ve herkes gelişmeleri yakından izlerken, esas duyarsızlıkları sebebiyle konudan uzak duran kanalların kınanması gerekirdi. 

Habercilik bunu gerektirdiği gibi, ülkenin yararına olan da budur.

Duyurunun bir yanlış anlamadan kaynaklandığını ve RTÜK’ün, bugünkü toplantısında, ‘yangın’ konusundaki yayınları cezalandırmayı ele almayacağını düşünmek istiyorum.

Türkiye, biraz da medyası eliyle, konulara yaklaşım yönünden tam ortasından bölünmüş durumda. Her iki bölümde yer alanlar diğerinin önemsediği konuları önemsemiyor, hatta çoğu diğerinin sabah-akşam konuşup tartıştığı konulardan haberli bile değil…

İki tarafın ilgilendiği konular birbirinden farklı.

Biri diğerinin hassasiyetlerine sağır ve kör.

Ülkenin ortak hassasiyetle ele alınmayı gerektiren temel konularının ülke vatandaşlarının bazısı tarafından önemsenirken diğerleri tarafından görmezden gelinmesi doğru bir durum olabilir mi?

Maalesef bizde durum bu.

Bugünün yarını da var

Siyaseten doğru olan ülke için de doğru kabul edilemez.

Bugün konumları bakımından bölünmüşlüğü tercih edenler, yarını da düşünmek zorundalar.

Yarının değişmesi mukadder şartlarında kendilerinin şimdiki konumlarına gelen yeni simalar da aynı yolu izlerlerse ne olur? RTÜK’ün üyelik yapısı da yeni aritmetiğe göre değiştiğinde, şimdinin güçlülerinin hoşuna gitmeyecek talimatlar kanallara yağdırılır ve uymayanlar cezalandırılırsa?

Herhalde iyi olmaz.

Üyeleri hukuk eğitimi almamışsa bile kurumların vereceği kararların hukukun genel ilkelerine aykırı olmaması kuralı zaten bunun için var. 

Adalet önemli. Adil davranmak şart.

RTÜK için güncelliği sebebiyle hatırlattığım bu kural, aslında cezalandırma yetkisine sahip devletin bütün kurumları için gereklidir.

Medyaya gelince…

İnsanlar özgür iradeleriyle okuyacakları gazeteleri ve izleyecekleri kanalları kendileri seçer; beğendiklerini izler, diğerlerini ihmal ederek cezalandırır.

Teknolojinin sağladığı geniş imkanlar sayesinde yayınlarını sürdüren RTÜK’ün elinin uzanamayacağı farklı yayınlar var.

O kanalların öylece pırtlak gibi belirivermesi ve izleyiciden -hem de milyonlarcasından- ilgi görmesinde kendi yanlış uygulama ve kararlarının etkisini araştırmak da RTÜK’e düşüyor.