• 11.06.2013 00:00
  • (2675)

 Gezi Parkı eylemi ikinci haftasını doldurdu. İki haftanın nerdeyse tek gündem maddesi bu oldu. Gazeteler “meydan” haberleri ile dolup taştı. Köşe yazarları başka bir konu yazmaz oldu. Olay her yönüyle ele alınıyor. Yorumların ardı arkası kesilmiyor. Ancak bir şey tüm ötekilerin önüne geçiyor; eylemlerin itici gücünü oluşturan “doksan kuşağı”. Pek çoğumuzun kıstaslarına göre “apolitik”tiler. Aslında bal gibi politikler. Vardılar, görünür oldular. Türkiye onları tanıdı. Onlar ise birbirlerini tanıdılar. Belki de kendilerini...

Bireysel esaslı hak arama yönteminin örneklerini verdiler.

Başbakan’ın dayatmacı tavırlarına karşı özgürlüklerini savundular. “Yaşamıma karışma” dediler.

Şu anda “yeni” eylemcilerden tam 1551 km. uzaktayım. Bu kadar ırak düşmeme sebep sevgili yeğenim Pelin’in düğünüdür.


Batman
 çocukluğumun ve gençliğimin geçtiği şehir. Şu anda üç yüz kırk bin nüfusa sahip. Ben ayrıldığımda nüfus kırk bin civarındaydı... Her yer yeni binalarla kaplı. Hatıralarım bu binaların arasına sıkışmış kalmış, ara ki bulasın. Canım sıkılıyor. Bir anda büyüdüğüm kente yabancılaşıyorum. Neyse ki birkaç eski dostla karşılaşıyorum. Bu beni rahatlatıyor. Eskilerden konuşuyoruz. Binaların arasına sıkışmış birkaç eski anımı bulup çıkarıyorum. Bu bana iyi geliyor. Dolaşıyoruz.

On bir yıl aradan sonra 1991’de buraya gelmiş ancak çok kısa süre sonra ayrılmak durumunda kalmıştım. 93’te tekrar geldim. Bir bahar günü akşam geç saatlerde dışarı çıkıp dolaşmak istedim. Sakıncalı olabileceğini söylediler. Tüm uyarılara karşın kardeşimin arabası ile şehirde şöyle bir tur atmaya kara verdim. Yollar bomboştu. Önümden tek tük otomobiller geçiyor muhtemelen çoğu polis aracıydı , in cin top oynuyor, korku kol geziyordu.

90’lı yıllar faili meçhul cinayetlerin en çok işlendiği dönem. Bu cinayetlerin pek çoğu gündüz işlenmiş. Gündüz cinayet işleyenler, geceleri buraları insansızlaştırmıştı.

Bugüne gelince; şehri dolaşıyoruz, “korku yıllarından” eser yok. Özellikle geri çekilme sürecinden sonra umutlar da artmış. Yeni bir çatışma ortamının ortaya çıkmasını düşünmek bile istemiyorlar. Burada konuşmalar daha çok gelecek üzerine yoğunlaşmış durumda. Geleceğe dair planlar yapılıyor.

Sanayici dostum Mehmet Ekinci şöyle diyor: “Biz burada hangi alanlarda nasıl yatırımlar yapılacağını konuşuyoruz.” Ve ekliyor: “Bir adım sonrası bu yatırımların gerçekleşmesidir.”

Çekilme sürecinin fiilen başlamasından sonra batıda en çok sorulan soru “PKK silahları bırakacak mı” sorusudur. Burada ise soru şudur: “Hükümet demokratik reformlar için adım atacak mı?” Bu soruya verilecek yanıt önemlidir. Bura insanı pek çok şeyin bu atılacak adımlara bağlı olduğunu düşünmekte.

Yaşayanlar bilir, haziran Batman’da dayanılması güç sıcakların başladığı aydır. Şansıma henüz o bunaltıcı havaya rastlamadım. Bir bahçede oturuyoruz. Aramızda gençler var. Hani o 90 gençliği dediklerimizden. Burada neredeyse hiçbir gence “apolitik” sıfatını yakıştıramazsınız. Deneyin, yanıtını alırsınız.

Konuşuyoruz. Bir arkadaşımız üç kez cezaevine girip çıkmayı bugüne kadarki yaşamına sığdırmış. Son olarak KCK davasından içeri girip bir buçuk yıl yattıktan sonra dışarı çıkmış. “Bir arkadaşımla telefon görüşmesi sırasında yaptığım bir espriyi ciddiye aldılar ve beni cezaevine attılar,” diyor. Ayrıca, “Benimki bir şey değil, ayakkabı görüntüsü üzerinden cezaevini boylayanlar var, “ diye de ekliyor.

Gezi Parkı eylemlerini soruyorum ona. “O gençleri dinlediğimde gözlerim doluyor. Onları en çok biz anlarız... Şu anda onların üzerin su sıkan TOMA’lar daha önce bizi kovalıyordu,”diye açıklamada bulunuyor.

Bir başka genç ise Selahattin Demirtaş’ın kısa bir süre önce söylediklerini hatırlatıyor: “Savaşın bitmesi demokratik tepkilerin dışa vurmasını sağladı.”

Sohbetlerde sitem de var. Mesela bir genç dostumuz şunları ifade etti: “Tarihimizde Dersim katliamı gibi katliamları okuyoruz ve tepki duyuyoruz. Ama biri var ki, bizim kuşak bakımından unutulmaz bir olaydır. Roboski katliamından söz ediyorum. Bu bizim içimize işledi. Türkiye’nin batısından yeterli bir tepki gelmediği için de bizde bir kırılma yarattı. Bugün haklı olarak kendi özgürlükleri için harekete geçen gençler, gönül isterdi ki, Roboski için de bir şeyler yapabilseydi. İşte o zaman onlarla bir gönül bağı kurmak çok daha kolay olurdu.”

Özellikle şu son dönemde Başbakan’ın buyurgan ve dayatmacı tutumundan rahatsız olanların sayısı az değil. Öte yandan bu gerginliğin bir iç çatışmaya dönüşmesi yönünde de bir kaygı var. Böyle bir durumda barış ve çözüm sürecinin sona ereceğinden çekiniyorlar.

Bunu genel kanı olarak not edelim.

İzlenimlerime devam edeceğim.

 


[email protected]

http://www.taraf.com.tr/enver-sezgin/makale-batman-izlenimleri-1.htm