• 24.10.2020 00:00
  • (372)

 Ekonomi konusuna fazla girmem. Teknik meseledir, hesap kitap ister, bilgi birikim ister. Faiz ne olur, ne olmalıdır, kur ne seviyeye çıpa atmalıdır...

Tahmin etmek zor iştir. Ülkeyi yönetenlerin liyakatli olmasıyla alakalıdır.

Geçenlerde Hazine ve Maliye Bakanı "Kur benim için önemli değil, ben işin o tarafına bakmıyorum" deyince tamam dedim, artık konu benim alanıma girdi; siyasete.

Geçenlerde "Bakan için dolar kuru önemli değilmiş, benim için önemli, çünkü..." başlıklı yazı kaleme aldım.

Dedim ki:

"Türk Lirası'yla kazanıp dolarla harcıyorum da ondan. Her adımımız dolarla...

Benzin alıyoruz dolarla, mazot alıyoruz dolarla, doğalgaz alıyoruz dolarla, elektrik tüketiyoruz dolarla, köprüden geçiyoruz dolarla, otoyola giriyoruz dolarla, tüneli kullanıyoruz dolarla...

İlaç ithal, dolarla...

Tohum ithal, dolarla...

Girdiler dolarla olduğu için domatesin fiyatı da dolarla, salatalığın da, biberin de, patlıcanın da...

Buğday ithal ediyoruz, ekmeğin fiyatı da dolarla...

Saman ithal ediyoruz, yerli hayvanın değeri de dolarla... Et ithal ediyoruz, etin kilosu da dolarla...

Dolar / Euro yani kur, sayın Bakan için önemli olmayabilir ama bizim için önemli.

Biz işin o tarafına bakıyoruz."

Çünkü faiz - kur - enflasyon ilişkisi artık ekonomik değil siyasiydi. Gerçi, Cumhurbaşkanı'nın faiz inerse enflasyon iner dediği günden beri siyasiydi ama Türk Lirası'nın eritilmesi konusunda bu kadar büyük inatlaşmanın olacağı tahmin edilmiyordu.

İdeolojik bakışın ekonomiyi sarsacağı düşünülmüyordu.

Gelelim düne, Merkez Bankası'nın aldığı karara. Karar tamamen siyasi.

Nedeni açıklayayım.

Merkez Bankası bir önceki ay politika faizini artırarak Cumhurbaşkanı'nın teorisini yerle bir etti, boşa çıkardı.

Fırçayı yemiş olacaklar ki bu ay politika faizini ellemediler. Ama bankalara verdiği paranın faizini yükseltiler. Her geçen gün daha da yükselteceğini ima ettiler.

Katakulliyi tercih ettiler.

Çünkü Saray'dan korktular.

Ekonomistler 100 ila 300 baz puanlık faiz artışı bekliyordu. Aslında piyasa buna göre hazırlanmıştı. Ya piyasaya uyacaklardı ya da tam tersini yapacaklardı.

Dolara sert tokat atacaklardı.

Daha önce yaptılar sadeleştirme diye faizi önce yüzde 16'ye sonra yüzde 24'e kadar çıkardılar.

Dikkatinizi çekerim ekonomi o günden daha kötü halde.

Neden yapmadılar derseniz; tamamen siyasi, ideolojik takıntı!

Şimdi diyecekler ki; faizin yükselmesi iyi bir şey değil.

Doğru.

Ben de diyorum ki doların / Euro'nun yükselmesi de iyi bir şey değil. Bırakın ithalata dayalı ülke olmamızı, hayatımız dolarla.

Abartmıyorum su içsek bile dolarla.

Hâl buysa, iktidar Merkez Bankası kanalıyla neden kuru yüksek tutmak istiyor? Neden Türk Lirası'nın yerlerde sürünmesine izin veriyor?

Türk Lirası'nın akıbetinden birinci derece sorumlu olan Hazine Bakanı neden değer yitirmesini önemsemiyor?

Cevabı siyasi.

Var bi oyun planları, çözemedim.

 AKP iktidarı doları 1.5 liraya aldı 7.96'ya getirdi. Gençlerimiz üzerindeki maliyeti çok yüksek.

Gençlerin dünyaya açılma, Avrupa'da eğitim görme, yeni teknolojilerle tanışma fırsatı kalmadı.

Dolar sekiz liraysa bunun anlamı şu; iktidar, Türkiye'nin içine kapanmasını istiyor.

Başka mantığı yok.

Dünkü kararın siyasi izahı bu.