• 4.02.2017 00:00
  • (1488)

 Ortadoğu başta olmak üzere bölgesel sorunları kuşatan üst başlıklara dikkat etmek gerekiyor. Başka bir ifâde ile “küresel” bağlam ıskalanmamalıdır. Bu vurgu, lüzumsuz sayılabilir. Ortadoğu’ya dış güçlerin müdahalesi ortadaylen bu hatırlatmanın manâsızlığı da ileri sürülebilir. Doğru; ama kastettiğimiz bu değil. Arada bir nüans olduğunu düşünüyorum. Yine misâlimizi tâkip edelim:  Dünyânın büyük güçleri sâdece Ortadoğu üzerinde hesaplaşmıyor. Madalyonun bir başka yüzü daha var:  Ortadoğu dışındaki bir mücâdele, Ortadoğu’daki vaziyeti belirliyor. Güncel gelişmeleri dikkâte alınca; işin bu tarafının daha baskın hâle geldiğini düşünmeden edemiyor insan.

Şimdi bir bakalım: ABD’de Türkiye’yi yakından  ilgilendiren Zarraf davası görülüyor. Bu davânın ekonomik nitelikli bir “suçun” kovuşturulmasının çok ötesine gittiği her hâlinden anlaşılıyor. Şaşırmayalım: Prof. Dr Ali Yaşar Sarıbay Hocamın da çok sevdiğim vurgusuyla; insanlık âilesi olarak  “siyâsetin hukukîleştiği“ bir evreden “hukûkun siyâsallaştığı” bir evreye geçtik. ABD hukuku da bunun dışında kalmıyor.

Başka bir gelişme de Netanyahu’nun; yâni İsrâil’de “şahin” kanadın liderlerinden birisinin iç hukuk mârifetiyle sıkıştırıldığı günleri idrâk ediyoruz. Hâsılı İsrâil’de de bir şeyler oluyor.

Nihâyet, ABD’de bizzat Başkan Trump’a karşı sürüdürülen siyâsal kampanya, Flynn hâdisesinde olduğu üzere  yavaş yavaş bir davâya dönüşüyor. Kimbilir çok yakında şu dillere pelesenk olan “impeachment”; yâni başkanın azline sebep olabilecek gelişmelere şahit olacağız.

Tabiî ki, bu üç dâvâ; birbirinden bağımsız görülebilir. Ama bu satırların yazarı olarak pek de böyle düşünmüyorum. Bu davâlar bir hesaplaşmanın yansımaları olarak tezâhür ediyor. Bir kere ABD’de de Zarraf Dâvâsı mârifetiyle Türkiye’nin sıkıştırılmasını plânlayıp programlayanlar, ABD’de militarist ekonominin çıkarlarının tâkipçiliğini yapan “şâhin” güçler. Trump’ı iktidâra taşıyanlar da onlardı. Suudî Baharı; İran’ın tehdit edilmesi; gibi siyâsetlerde işler iyi gitmişti. Lâkin, anlaşılıyor ki, özellikle Trump-Putin yakınlaşması; onların da hoşuna gitmedi. Bu çevrelerin Rusya’yı oyunlarına dâhil etmeye niyetleri yok. Garip bir biçimde, belki de Soğuk Savaş kalıntısı zihin kodlarının harekete geçmesiyle böyle bir yakınlaşmayı kabûl etmeye yanaşmıyorlar. Diğer taraftan Rusya ile yakınlaşmanın, dolaylı olarak  İran ile de yakınlaşmak olacağını biliyorlar. Trump, Rusya ile yakınlaşarak, zâten Britanya ve Britanya’nın ABD’de ki uzantıları olarak çalışan Demokratların tepkisini çekmişti. Britanya; yeni dünyâ dengesinin ABD-Rusya üzerinden kurulmasını asla istemiyor. Katıksız bir Rusya karşıtı siyâseti izleyeceğini söyleyen H. Clinton’a destek vermişlerdi. Trump ise Rusya ile yakınlaşmanın savunuculuğunu yapmıştı. Trump’ı destekleyen “şahinler” muhtemelen bunun bir seçim taktiği olduğunu düşündüler. Trump’ın Rusya ile işbirliği yaptığı yolundaki suçlamalar; Trump-Putin yakınlaşmasının ardından; Demokratların bir kampanyası olmaktan çıktı ve ciddî bir suçlamaya dönüştü. Trump şimdi, karar aşamasında. Ya, geri adım atacak veyâ basbayağı tasfiye edilecek. Rusya ile ABD’nin arası açılacaksa; bambaşka bir Ortadoğu’yu konuşuyor olacağız. Zâten şu aralar, ABD ve Rusya’dan yapılan karşılıklı açıklamalar şaşırtıcı derecede soğuk; hattâ suçlayıcı bir tonda gelişiyor. 

Netanyahu davâsını  ise iki sebebten birisinin tetiklediği tartışılabilir. Bunlardan ilki, İsrâil’de Netanyahu’yu tasfiye ederek “şahin” siyâsetler tasfiye ediliyor, diyenler olabilir. Ben buna pek de iştirak edemiyorum.  Kanatimce Netanyahu, İsrâil’in İron ile yürütmeye hazırlandığı büyük hesaplaşmayı yönetemediği; başarısız kaldığı için tasfiye edilmek isteniyor. Onun yerine gelecek lider ve kadroların, nihâi hesaplaşma için çok daha azim ve kararlılık göstereceklerini tahmin ediyorum.

IŞİD’ın tasfiyesi sonrasında, sanılanın aksine Sûriye meselesinin siyâsal çözüme hazır hâle geldiğini düşünenlerden değilim. Tam aksine, Sûriye meselesinin esas bundan sonra tırmanacağını; bu dâirenin içine Lübnan, Ürdün, Mısır; hatta Kıbrıs’ın da dâhil olabileceği kanâtindeyim.