• 17.05.2011 00:00
  • (3045)

Siyaset iki kere ikinin dört ettiği o değişmez sanılan gerçeğin sınırlarını zorladığında heyecan kazanıyor. Sürprizlere kapalı olan partiler fazla uzun ömürlü olamıyor.

Değişim gücünü yitiren liderler de silinip gitmekten, tarihe karışmaktan kurtulamıyorlar.

Liderlerin seçim meydanlarında var güçleriyle ‘yeni’ projeler açıklamaları, ‘yeni’ sözler vermeleri boşuna değil; bu kaybetme korkusundan kaynaklanıyor.

Ancak halk hangi sözün, projenin ‘yeni’ olduğunu şaşmaz bir kesinlikle anlayabilecek sezgilere sahip, onları kandırmak kolay değil.

Sıkıcı geçen seçim kampanyalarının içinde şimdi heyecan uyandıran bir tarih öne çıkıyor; 1 haziran. Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, ümitlenmeye en çok ihtiyacı olan Diyarbakır’da verdi bu müjdeyi: “Başbakanımız 1 haziranda Diyarbakır’da herkesi tatmin edecek açıklamalar yapacak.”

Halka ümit vermek güç işidir. Doğrusu şu an Türkiye’de bu güçte Başbakan Erdoğan’dan başkası yok. Kürt siyasetinin Kürtlere ümit verecek mecali kalmamış. Barış için konuşamıyorlar ama savaş için konuşmakta sınır tanımıyorlar. Şu aralar sağduyularını neredeyse yitirmiş durumdalar. Şüphesiz bu karamsarlığın oluşmasında bölgede devam eden çatışma ve ölümlerin de etkisi bulunuyor. Ama her şeyi buna bağlamak da bana pek gerçekçi gelmiyor.

Sadece Öcalan var, Kürt siyasetinde sürpriz yapma iradesine sahip olan. O da İmralı’da hapis. Örgütle daha serbest iletişim kurabileceği ortama ihtiyacı var. Devletle müzakere ediyor ama aralarında henüz yeterli güven bağı kurulamamış. Öcalan, AKP’den kendi pozisyonunu güçlendirecek adımlar atmasını ve barışın önünü açmasını bekliyor.

Başbakan Erdoğan’ın 1 haziranda yapacağı konuşma, Güneydoğu’da kontrolden çıkma eğilimi gösteren son çatışmalar nedeniyle büyük önem taşıyor. Başbakan, Kürt sorununda yeni bir sayfa açabilir.

Öcalan’ın 1999’da Türkiye’ye teslim edilmesiyle ortaya çıkan ve kaçırılan barış fırsatını Erdoğan, 1 haziranda yeniden yakalayabilir. Tuhaf bir tesadüf belki; hayat çözemediğimiz sorunları yeniden karşımıza çıkarabiliyor ama bu kez çözmek kaydıyla. Şöyle ki: 1 haziran, PKK’nın 15 Ağustos 1984’ten sonra başlattığı ikinci ‘silahlı mücadele hamlesinin” yıldönümüne denk geliyor. PKK, Öcalan’ın yakalanmasından sonra sürdürdüğü beş yıllık suskunluğunu 1 haziran 2004’te bozarak, silahlı mücadeleye yeniden dönme kararı almıştı. İşte tarih, 12 yıl önce kaçan barış şansını tekrar Erdoğan’ın ayaklarına kadar getirdi ve sadece “konuş” diyor.

Başta da dediğim gibi; Başbakan’ın Diyarbakır’da yapacağı açıklamaya şimdiden büyük ümitler bağlamakta haksız sayılmayız. Güneydoğu’da dibe vuran ümitsizliği ancak kayda değer bir konuşma, kesin bir barış mesajı tersine çevirebilir. Başbakan Erdoğan’ın bunu yapacak gücü var. Öcalan’ın da PKK’yı durdurabilecek gücü var. Öcalan, Güneydoğu’da dinlenen neredeyse tek isim. Bölgede saygı gören kuşkusuz pek çok Kürt siyasetçi var. Ama onlar garip bir şekilde barış adına konuşmaktan men edilmiş görünüyorlar. Barış adına konuştuğunda Kürtleri arkasına alacak tek kişi Öcalan. Bu durumda geriye sadece Başbakan Erdoğan’ın silahları tümden devre dışı bırakmaya dönüşebilecek tarihi bir adım daha atması, söz söylemesi kalıyor.

Peki Başbakan, tarihin “konuş” dediği yerde susarsa veya bu şansı geçiştirmeye kalkarsa ne olur?

Diyarbakır, Batman ve Van’da 10 gün gezdim. AKP politikalarının Güneydoğu’nun kalbi sayılan illerde etkisini kaybettiğini gözlemledim. Başbakan ve partisi için ne kadar önemli bilmem ancak AKP, bu illerde daha şimdiden kaybetmiş durumda. Bunun farkında olmadıklarını sanmıyorum. Yine de hatırlatma gereği duyuyorum; “makul” çoğunluğun oylarına boşuna bel bağlamayın. Zira ne TRT Şeş, ne başka popülist çıkışlar Güneydoğu’yu bugün içine düştüğü ateşten çıkarabilir. Bugün yaşanan çatışmaların, gelen cenazelerin tek bir açıklaması var; kabul edelim, hükümet çözümsüz kalmıştır. Bu kez gözle görülür, elle tutulur, sonuçları hayata yansıyan adımlar atmak gerekiyor. Başbakan için iki kere ikinin dört ettiği o mutlak sanılan gerçeklerin sınırlarını zorlama vakti; kurtarın artık Türkiye’yi sıkıştığı bu ölüm cenderesinden.

[email protected]