• 13.01.2013 00:00
  • (4113)

 Paris’teki suikast ile İmralı’da yürütülen müzakereler arasında doğrudan ilişki kurabilmemizi sağlayacak somut bir bulgu aslında henüz ortada yok.

Ama suikastın ardından akla ilk olarak İmralı’da başlayan yeni süreç geldi.

Belki de doğru bir bağlantıdır bu.

Zihin bu sıradışı suikastı yine en sıradışı gelişmeyle, yani İmralı’da başlayan, çok farklı ve yeni özellikler gösteren barış süreciyle ilişkilendirerek akıllılık etmiştir.

Yine de bu akıl yürütme biçiminin bize doğru ve kesin bilgi sunduğunu iddia edemeyiz.

Cinayet “nedeni” henüz keşfedilmiş değil.

İnsanoğlu “nedeni”ni bilemediği olayları anlayamıyor.

Aklın bu boşluğunu tabii olarak düşünce görünümü almış “korkular” dolduruyor.

Bilinmezlik korkuları besliyor.

Korkular akla hükmediyor.

Herhangi bir olayda akla gelen ilk fikir, genellikle duygu dünyamızdaki en baskın “korku”dan kaynaklanıyor.

Paris’teki suikastı İmralı Adası’ndaki müzakerelere bağlayan akıl, ağırlıklı olarak siyasal ve toplumsal endişelerimizden besleniyor.

Ortak siyasal bilincin en büyük korkusu, Kürt/PKK meselesindeki barış ihtimalinin yine sabotaja kurban gitmesi.

Ülkenin bütün siyasi grupları aynı kaygıları taşıyor; barış treninin raydan çıkma olasılığı iktidarıyla muhalefetiyle toplumun her kesimini derinden endişelendiriyor.

Aslında tekrarın yarattığı bir koşullandırma bu; Paris’ten gelen suikast haberi, herkeste “aynı filmi görmüştük” duygusu uyandırdı. Ama bu duygu, aynı filmin yine sahneye konmadığı anlamına gelmiyor.

Yine aynı senaryo sahneleniyor olabilir.

Bu yüzden hâlâ Paris’teki suikastın, İmralı’daki mutabakatı hedeflediği görüşü, olasılıkların başında geliyor.

Suikastın başka nedenleri de olabilir.

Yeni İmralı sürecini etkilemek isteyen içeriden ve dışarıdan güçler olabilir.

Derin devlet bitmedi, varlığını sürdürüyor.

Muhtemelen İmralı mutabakatı, Türkiye’deki Özel Harp yapılanmasının da sonunu getirecek, bunun gayet farkında olmalılar. Fakat örgütün karar mekanizmalarının dışındaki üç kadını, görece uzak bir yerde, Türkiye dışında katlederek İmralı mutabakatına nasıl zarar verilebilir? Bu bana pek gerçekçi gelmiyor.

Ergenekon yapılanmasının böyle acımasız, korkunç suikastlar planlayacağı elbette aklıma yatıyor; ama binlerce sayfalık Ergenekon belgelerinde yer alan, suikast için seçilen isimlerin portreleri ile bu üç kadının özellikleri arasında bir benzerlik kuramıyorum. Ergenekon’un Kürt meselesinde suikast listesine aldığı isimlerin çoğu genelde popüler siyasetçilerden oluşuyordu; belediye başkanları, siyasi parti liderleri, toplumdaki kanaat önderleri gibi...

Bu ihtimali dışlamadan “dış güçler” olasılığına da bir bakalım. İran ve Suriye’nin adı bu suikastla birlikte anılıyor. İran’ın PKK’ya gözdağı verdiği öne sürülüyor. Örgüt de aslında “üçüncü” bir devlet olasılığını gözardı etmiyor. PKK içine sızdırılan yabancı devlet ajanlarının harekete geçirildiği iddiası da gündemde. Bu görüşlerin hepsi, Paris suikastının İmralı’daki mutabakatı hedef aldığı tezi üzerine oturtuluyor.

Ben üçüncü bir devlet olasılığını, hâlâ üzerinde kafa yormaya değecek seçenekler arasında görüyorum.

Örgüt içi infaz şüphesi de çürütülmüş sayılmaz. Bugünkü PKK yöneticilerinin örgüte ne kadar hâkim olduğu tartışılır. Örgütün Sakine Cansız ile ilgili kamuoyunda dile gelen bazı iddiaları açıklığa kavuşturması gerekiyor.

( 1) Sakine Cansız örgütün para trafiğinde yer alıyor muydu ve cinayet günü o evde para var mıydı?

(2) Sakine Cansız ve diğer iki arkadaşının İmralı süreciyle ilgili olarak Avrupa örgütü içinde herhangi bir görevi sözkonusu muydu?

PKK, bu sorulara açıklık getirerek olayın daha çabuk aydınlanmasına yardımcı olabilir.

Fransa, soruşturmayı çok yönlü olarak sürdürüyor. Almanya ve Belçika da suikastın aydınlanması için devreye girdi. Soruşturma cinayetin “para” bağlantısı üzerinde de duruyor. Mafya-PKK savaşı olabilir mi? Fransız basını bu iddiayı öne çıkarıyor. Bence yabana atılamaz. Soruşturma tamamlanana kadar sanırım bu olay hakkında net bir fikir sahibi olamayacağız. Soruşturmanın kısa sürede sonuçlanacağını tahmin ediyorum. Fransa, bu feci suikastın, kara bir leke olarak üzerine yapışmasına izin vermeyecektir.

[email protected]