• 5.02.2013 00:00
  • (4064)

 Eski terörle mücadele polisleri, istihbarat elemanları, karanlık ilişkileriyle ün yapmış mafya mensupları, gazeteciler, avukatlar, gözükara silahşorlar, itirafçılar, üniversite öğrencileri, eski devrimciler...

Bu ülkede hepsinin biraraya gelip toplandığı (doğrudan yargılanan kimseyi burada konu etmediğimi özellikle belirtmek isterim) garip örgütler var.

Son günlerde bunların adını daha sık duymaya başladık. Devrimci KarargâhDHKP-C gibi örgütler, bana tarih kitaplarında ve romanlarda okuduğumuz 19. yüzyıl Rusya’sının yeraltı örgütlerini hatırlatıyor.

Dostoyevski’nin Ecinniler romanı, cin fikirli insanların kurup yönettiği karanlık örgütleri, onların tertiplerini gayet iyi anlatır.

Siyasal ve toplumsal kargaşanın içinde doğan sıradışı bir enerjiye sahip bu yıkıcı ve esrarengiz tipler, kendi aralarında kurdukları dolambaçlı bağlarla gizli gizli suikast planları yapıyor, bombalı saldırılar düzenliyor, cinayetler işliyor ve bundan da kötücül bir zevk duyuyor. Kimisi bir ütopist, kimisi nihilist ve macera düşkünü, kimisi gizli polis, kimisi tutunamayan ve sıradan bir kaybeden...

Kuşkusuz hepsi de yaşadığı zamanın toplumsal-siyasal koşulları içinde varolan ve o koşulların etkilediği insanlar.


Süngüyle değil, yasa zoruyla

Bugünün Türkiye’si benzer bir toplumsal çalkantının içinde değil, bir devrim yaşanmıyor elbet. Ama ülke ciddi bir değişim geçiriyor. Eski yapılar aşılıyor, siyasal düzen el değiştiriyor. Eski polis şefleri, darbeci askerler, gizli örgütler kurup ülkeyi kontrol etmeye çalışan bürokratlar, yargıçlar, hafiyeler, normal vatandaş kılığındaki silahlı-silahsız gizli ordu üyeleri, bunların uzantısı siyasetçiler, gazeteciler, sanatçılar, uyuşturucu kaçakçıları, katiller, fahişeler, mahalle kabadayıları... bugün bunların çoğu değişik komplolara karıştıkları gerekçesiyle hapiste.

Bu değişim büyük bir kargaşa içinde süngü zoruyla değil ama hukukun sınırları içindeki bir zorbalıkla gerçekleştiriliyor.

Ülkenin köklü sorunları var; tarih, zamanı geldiğinde çözmesi için bu sorunları toplumun önüne koyar. Son 10 yılda Türk siyasal sistemi büyük değişim geçirmesine rağmen hâlâ çok önemli sorunlar yaşıyor.

Kürtlerin, Alevilerin, azınlıkların, ötekileştirilen başka dinî ve kültürel grupların problemleri tümden çözülmüş değil.

Bir geçiş dönemi yaşıyoruz.

Bunun sancısını çekiyor olmalıyız.

Yeraltı örgütlerinin varlıklarını hâlâ koruyor olmalarının nedeni de bu.

Bu problemler tam olarak aşıldığında artık böyle yeraltı örgütleri de kalmayacak.

Tam bir hukuk sistemi kuruluna kadar böyle cin fikirli bazı insanlar yeraltı örgütleri kurup, suikast planları yaparak kaos ve kargaşa çıkarmaya devam edecek.


Bütün sorunların anası

Türkiye’deki diğer bütün sorunların anası Kürt sorunudur.

Hükümetin başlattığı yeni İmralı süreci bu yüzden çok önemli.

PKK’nın sınırdışına geri çekilmesi, silahları bırakması Kürt sorununun rahatça ele alınıp çözülmesinin yolunu açacak.

Silahların devreden çıkması bu meselenin tümden çözülmesi için zemin sunacak.

Eğer bu kez, başlatılan bu yeni barış sürecinden sonuç alınamazsa Türkiye’nin büyük bir siyasal-toplumsal kaosun içine sürüklenmesi kaçınılmaz olur.

Türkiye bugünkünden daha büyük bir iç karışıklığa sürüklenir.

Bunlar yetmiyormuş gibi onlarca yeni örgüt daha türer. Suikastlar, komplolar, cinayetler peşi sıra gelir; etnik savaşın önü alınamaz.

Daha düne kadar aslında Türkiye’nin hâli böyleydi. 1980 öncesinde yüzlerce örgüt vardı; katliamların, cinayetlerin, suikastların sonu gelmiyordu.

Kürt sorunu çözüldüğünde ortada ne gizli örgütler, ne bunları kurup yöneten cin fikirli insanlar kalacak.

Barışı bunun için istiyoruz.


[email protected]