• 1.10.2013 00:00
  • (2920)

 Demokratikleşme paketi beklendiği üzere Başbakan Erdoğan tarafından açıklandı. Paket hakkında genel olarak şu söylenebilir: Demokratikleşme paketi, iktidarın değişim iradesini göstermesi bakımından önemli. AK Parti Hükümeti, eski devletin izlerini silmeye devam ediyor. Resmi ideolojinin kalıntılarını kurumlardan temizliyor. Devlet yapılanmasındaki tekçi yapıyı aşarak demokratik alanı genişletiyor. Siyasal iktidar, ekonomide olduğu gibi demokratikleşmede iddialı olduğunu bu paketle bir kez daha göstermiş oldu.

Paketin içeriğine gelirsek; paket seçim sistemini üç alternatifli model üzerinden tartışmaya açıyor. Bu model, yüzde 10 barajını yüzde 5’e indirmeyi veya tümden sıfırlamayı öngörüyor. Temsilde adaletin sağlanması için bu önerilerden birinin yeterli olduğunu düşünüyorum. Ancak muhalefet partilerinin daha mükemmel önerisi varsa, o da dikkate alınabilir. Partilere hazine yardımı, farklı dillerde sözlü ve yazılı propaganda serbestliği, siyasi partilere üye olma önündeki sınırlamaların kaldırılması önemli düzenlemelerdir. Seçim sistemini kökten değiştiren bu düzenlemeler, seçmen iradesini öne çıkaracak, katılımcı demokrasiyi güçlendirecektir.

Pakette gözlerin çevrildiği noktalardan biri de kuşkusuz Kürt meselesiyle ilgili atılacak adımlardı. Kürt hareketi ve iktidar arasında gerilime neden olan anadil konusu, kamuoyunda da heyecanlı bir bekleyişe yol açmıştı. Siyasal iktidar, anadilde eğitimin önündeki anayasal engelleri hatırlatarak pakette özel okullarda Kürtçe eğitimin önünü açan düzenlemelere yer verdi. Ayrıca harf kanununda yapılacak bir değişiklikle X, W ve Q harflerinin kullanılmasını serbest bıraktı. Bu düzenlemelerle köy adları eski tarihi isimlerine kavuşabilecek. “Tunceli”, nihayet “Dersim” adını alabilecek.

Çağdışı bir uygulama olan “Andımız”ın kaldırılması da bu bağlamda ele alınabilir; zira bu konuda en çok şikayet Kürt hareketi tarafından dillendirilmişti. Artık Kürt çocukları, “Varlığım Türk varlığına armağan olsun” diyen, etnik temalı bir metni okumak zorunda kalmayacak.

KCK’lıların bu paketin kapsamı dışında kalması eleştirilebilir. Ancak bu konu sanırım daha çok Adalet Bakanlığı’nın çalışma sahasına giriyor.

Bu adımlar, Kürt meselesi gibi büyük bir sorunu çözmeye yetmez, zaten çözüm, bu paketin kapsamına sığmayacak kadar geniş, boyutlu ve çok muhataplı bir konu; ancak bu adımlar, iktidarın Kürt sorunuyla barıştığını, onu kabul edip haklarını teslim etmeye başladığını açıkça gösteriyor. Şunu kabul edelim ki; PKK ve Kürt meselesinde büyük çözüme ancak küçük adımlarla gidiliyor, gidilecektir. İmralı’yla diyalog bile bu hükümet için fazlasıyla radikal bir adımdır. Siyasetten ve hayattan büyük beklentiler içinde olmak kuşkusuz meşrudur ancak bunun ütopik değil, gerçekçi olmasını gözetmek daha sağlıklıdır. Bu paketle Kürt sorununda demokratik çözüm yolu açılmış, silaha-şiddete kapılar kapatılmıştır.

Bu pakette yer alan sürpriz adımlardan biri “Yaşam tarzına müdahaleye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası” getirilmesi. Yaşam tarzına yönelik endişelerin TCK güvencesi altına alınması yerinde bir adım olmuştur. Kamu kurumlarındaki kıyafet sınırlamasının kaldırılması, nefret suçlarının ilk defa TCK’ya girmesi, ayrımcılıkla mücadele yasası altı çizilmesi gereken değişikliklerdir. Bu başlıklar, demokrasimizi Avrupa standartlarına çıkaracaktır.

Aleviler ile ilgili beklenen adımların pakette yer almaması dünün en çok tartışılan konusuydu. Hükümet, gecikmeden konuyla ilgili açıklama yapmak zorunda kaldı. Alevilerle ilgili ayrı bir paketin üzerinde çalışıldığını duyurdu. Nevşehir Üniversitesi’ne “Hacı Bektaş Veli” adının verilmesi ise güzel bir düşünce.

Sonuç olarak bu reform paketi, demokratikleşme tarihimizde önemli bir adım olarak değerlendirilmeli. Ancak daha alınacak çok yol olduğunu da unutmamalı.