• 2.10.2013 00:00
  • (3649)

 Demokratikleşme paketinin çözüm sürecine nasıl etki edeceği merak ediliyor. Kürt hareketinden gelen ilk tepkiler pek umut verici değil. BDP, paketin beklentilerini karşılamadığını ve hükümetin seçim yatırımı yaptığını savundu. Kandil’den de benzer açıklamalar geliyor. Öcalan’ın tavrı ise henüz net değil; bunu, BDP heyetinin İmralı’ya yapacağı ziyaretten sonra öğreneceğiz.

BDP ve Kandil, bu sıralar bütün dikkatini İmralı’daki gelişmelere vermiş durumda. Hükümetin atacağı adımlar İmralı’yı etkilediği durumlarda Kürt siyasetinde bir değer görüyor. Başbakan Erdoğan’ın demokratikleşme paketini açıklamasına bir gün kala BDP heyeti de Kandil’de KCK yöneticileriyle bir araya gelerek Öcalan’ın devlete sunduğu üç maddelik öneriyi görüştü. Öcalan’ın “stratejik konum” talebini içeren şartları şöyle: (1) Dışarıyla ilişkilerinin stratejik konumuna göre düzenlenmesi (2), Demokratik siyaset kanallarının açılması (3), Süreci denetleyecek bir izleme kurulunun oluşturulması. BDP ve KCK’nın asıl gündemini Öcalan’ın devlete bir mektupla ilettiği bu şartlar oluşturuyor. Demokratikleşme paketinin içeriği Kürt hareketi için ikinci planda. Kandil ve BDP, bütün enerjilerini hükümeti İmralı’nın taleplerini kabule zorlamaya kanalize etmiş durumda. Pakete gösterilen tepkinin bir kısmı buna yorulabilir. Hükümetin attığı adımları değerlendirme konusu yapmıyorlar; bu adımları itibarsızlaştırarak, tansiyonu yükselterek, silahlara yeniden sarılma tehdidinde bulunarak iktidarı, İmralı’nın şartlarını kabul etmeye zorluyorlar.

Pakete gösterilen tepkinin diğer bir boyutu da yaklaşan seçimler. Çözüm sürecinin Güneydoğu’da AK Parti’ye yaramasından çekinen BDP, pakete ancak seçim zamanlarında rastlanabilecek sertlikte bir üslupla karşılık verdi. KCK’nın çekilmeyi durdurma kararı da zaten “seçim yatırımı” olarak değerlendirilmeli. Hükümeti “seçim yatırımı” yapmakla eleştiren Kürt hareketi, kendi çapında seçim tedbirleri alıyor. Burada şunun altını çizelim; iktidar partisi seçime mutlaka yatırım yapıyordur ancak bunun niteliğinin “demokratik” olması çok önemli. Asıl sorun bence seçime “silahlı” yatırım yapmakta. Tehlikeli olan da bu.

Demokratikleşme paketinin şiddete kapıları biraz daha kapattığı bir gerçek. Paketle siyaset zemini daha da güçlendirildi. En çok itiraz edilen anadilde eğitim ve seçim barajı konusunda önemli adımlar atıldı. Fakat bu adımlar, Kürt hareketinin son günlerde yeniden diline dolamaya başladığı silah tehdidini tümden ortadan kaldırmaya yetmeyecek. BDP ve Kandil, İmralı’daki görüşmelerde yeni bir gelişme yaşanmayana kadar mevcut pozisyonlarını sürdüreceğe benziyorlar.

BDP’nin demokratik siyasetin güçlenip güçlenmemesine takılmadığı da anlaşılıyor. Beklentilerini belirleyen yöntem de pek demokratik sayılmaz; kamuoyunu ve toplumun başka kesimlerini yok sayarak hükümeti, İmralı’nın taleplerini kabule zorluyorlar. Kürt hareketi bunun için şiddet kozunu masaya sürmüş durumda. Hükümetin bu tutumu gözetmekle birlikte kendi yol haritasına uyacağı tahmin edilebilir. İmralı’yla görüşmelerin niteliği ve Öcalan’ın koşulları yakın gelecekte yeniden düzenlenebilir.

Kürt siyasetinin tüm itiraz ve karşı çıkışlarına rağmen demokratikleşme paketinin barış sürecini daha da güçlendireceğine inanıyorum.