• 27.10.2013 00:00
  • (4055)

 Barış mesajları eskiden Kürt siyasi hareketinden gelirdi, bugün ise Ankara’dan geliyor. Siyasi çözüme eskiden Ankara yanaşmazdı, bugün ise Kandil direniyor. Kürt hareketinin en güçlü yanı eskiden siyasi çözümü ön plana çıkarmasıydı; bu, Ankara’daki hükümetlerin en zayıf yanıydı. Ankara silahtan başka bir yol, başka bir seçenek bilmez, tanımazdı. Siyasi çözüm “yenilgi” olarak algılanırdı.

Bugün ise roller neredeyse tamamen değişti; Kandil silahı dilinden düşürmüyor, Ankara ise siyasi çözümü. Kandil siyasi çözüme yanaşmamak için bin dereden su getirmeye başladı. Her geçen gün daha fazla bahaneler öne sürüyor.

- - -

Oysa Kürt hareketi de yıllarca siyasi çözüme yanaşmadığı için devleti suçladı. Bunda haksız sayılmazdı; devlet, PKK’yla masaya oturmayı dünyanın sonu sanıyordu. 2006’dan beri ise bu devlet zihniyeti değişti; AK Parti iktidarıyla birlikte Ankara PKK’yla görüşmelere başladı. Oslo’da başlayan görüşmeler, İmralı’da devam ediyor.

Onlarca kanlı saldırıya karşın Ankara geri adım atmadı ve siyasi çözümde kararlı olduğunu gösterdi. Ama Kürt hareketi masaya yeterli değeri vermiyor.

Barış kavramı, ahlaki bir ilkedir

Abdullah Öcalan olmasa belki de siyasi çözümü gündemlerinden tümden çıkaracaklar. Silahtan başka seçeneğe akılları yatmıyor. Barış kavramı, bütün toplumsal-siyasal mücadelelere meşruiyetini veren ahlaki bir ilkedir. Bu ahlaki ilkeyi kaybeden taraf meşruiyetini tartışmaya açar, toplumsal desteğini yitirir.

Bütün tehditlere karşın Başbakan Erdoğan ve çözüm süreci için çalışan diğer hükümet üyeleri barış kavramını dilinden düşürmüyor. Sürece dair her fırsatta kararlılık belirtiyor, irade beyanında bulunuyorlar. Süreci bozan tarafın asla kendileri olmayacağını vurguluyorlar.

- - -

Ankara siyasi çözüm için Kürt hareketinden daha fazla öne çıkıyor. Kürt siyaseti, barış söylemini AK Parti Hükümeti’ne kaptırmış görünüyor. KCK’nın dili ve üslubu Ankara’nın eski silah ve şiddet dilini aratmıyor. Oysa Türkiyeli demokratlar devleti siyasi çözüme razı etmek için yıllarca mücadele verdi.

Ankara’yı tam da razı etmişken, kamuoyu desteği sağlanmışken şimdi de Kandil yan çizmeye başladı. Siyasi çözümün zorluklarını kimse inkar etmiyor ama karşılaşılan her zorlukta da “süreci bitiririz”, “iç savaş çıkarırız” demek doğru mu? Başbakan’ın dün Van’da yaptığı konuşma bence çözüm sürecine yönelik hükümetin kararlı tavrını yansıtıyor.

Bu daha başlangıç

Erdoğan’ın “savaş lobisi”ni eleştirdiği sözleri önemli: “Huzurdan, barıştan rahatsız olan bir lobi var, aydınlıktan gözleri kamaşan, karanlığı özleyen bir lobi var, çocuklarımızın, gençlerimizin yaşamasından rahatsız olan ve onların kanını özleyen bir lobi var. İçeride de böyle bir lobi var, dışarıda da. Eski günleri özleyen, çatışmayı, gerilimi, şiddeti isteyen bir lobi var. İşte biz, bu lobiye fırsat vermeyeceğiz. 30 yıllık acıları sona eriyor. Bu sadece bir başlangıçtır, bu sadece sürecin bir aşamasıdır. Biz bu kan isteyen lobiye fırsat vermeyeceğiz.”

- - -

Başbakan’ın açıklamaları gösteriyor ki, Ankara çözüm sürecinde kararlı. Süreci bitirmeye hiç de niyetli değil. İddia edildiği gibi süreç bitsin diye fırsat kollamıyor. Bu çok önemli bir siyasi iradedir. İmralı’nın da aynı kararlılıkta olduğunu biliyoruz.

Peki ya Kandil? Kürt hareketi en az Ankara kadar barış ve çözümde ısrar etmek zorunda. Süreci bozmak için bahane arayan bu görüntüsünden bir an önce sıyrılmalı ve daha da önemlisi çözüm sürecinin kendisiyle artık barışmalı.