• 1.11.2013 00:00
  • (3615)

 Cumhuriyet’in 90’ıncı kuruluş yılında tarihi bir eşik daha aşıldı.

Kadın vekillerin Meclis çalışmalarına başörtülü katılmalarını engelleyen ideolojik-siyasi tutum dün tarihe karıştı.

Başörtüsü yasağı, darbelerle tahkim edilen vesayet rejiminin siyasal yapı üzerindeki son kalıntısıydı. Resmi ideolojinin sistem üzerindeki süren etkisini yansıtıyordu.

Bu yasağı kaldırma girişimleri geçmişte büyük bir dirençle karşılandı.

Merve Kavakçı’yı hatırlayalım; Meclis’e başörtülü giren Kavakçı, siyasi hayatımızın en şiddetli tepkisiyle karşılandı. Siyasal linçe uğradı, ülkesinden uzaklaştırıldı.

AK Parti iktidarının başörtüsü sorununu çözme girişimleri “rejime savaş” ilan etmekle eşanlamlı değerlendirildi, sırf bu yüzden AK Parti’nin kapatılması gündeme geldi.

CHP’li bazı yöneticilerin Meclis’e başörtüsüyle gelen vekillere gösterdiği tepki, eski korkuların hâlâ canlı olduğunu gösterdi.

Başörtüsünün karşısına CHP’li vekillerin mütemadiyen “Atatürk” ve “Cumhuriyet”i çıkarmaları, başörtüsü yasağının arkasındaki ideolojik tutumu gösteriyor. Şafak Pavey’in “Kızlar öpüşmelerini Atatürk’e borçlu” demesi, tam bir rezaletti. Bu karşılaştırma biçimi Pavey’in dar görüşlülüğünün değil, Kemalist paradigmanın iflasını gösteriyor. Modern, eğitimli ve özgür olmakla bu kadar çok övünen bir kadın vekilin dünyadan, hak ve özgürlük standartlarının vardığı düzeyden bu kadar bihaber olması üzüntü verici. Cumhuriyet modernleşmesinin paradoksu bu olsa gerek. Kemalizm’in toplumu özgürleştirme iddiası, sömürgeci beyaz adamın başka uygarlıkları “medenileştirme” harekâtına benziyor. Tek fark beyaz adamın elinde kılıç, Kemalistlerin ise tank-top tutuyor olması.

Meclis’te yaşanan başörtüsü devrimi, CHP için yeni bir başlangıç yapma gereğini ortaya koydu. Resmi ideoloji ve eski devlet zihniyeti aşılmadan CHP ne halka ulaşabilir ne de umut ettiği gibi siyasal iktidarı zayıflatabilir. Demokratikleşme gündemini bu kadar çok iktidara kaptıran bir ana muhalefet partisi, kaybetmeye mahkumdur. Kemal Kılıçdaroğlu, CHP yönetimini adeta esir alan, askeri vesayet döneminden kalma, çoğu farklı güç odaklarının ve derin devletin sızdırdığı kadroları temizlemeden yerel seçimlerde de, genel seçimlerde de başarılı olamaz. “Cumhuriyet elden gidiyor” diye gürültü koparmakla etkili olmak mümkün değil. CHP eskiden devleti ve toplumu kuşatan vesayet sistemine güveniyordu; sivil hükümetleri yapay tehditlerle, kampanyalarla iktidardan düşürebiliyorlardı. Artık devir değişti; resmi ideoloji iflas etti, vesayet sistemi aşıldı. Kalpaklı Atatürk bayrağını elinden düşürmeyen gruplara seslenerek oy artırılmaz, seçimlerden başarıyla çıkılmaz. CHP kendi tabanını dönüştürmeyi, değiştirmeyi göze alamazsa köhnemiş bir ideolojinin esiri olarak marjinalleşecektir.

Başörtüsünü bile sindirmekte zorlanan CHP’nin “muasır medeniyetler seviyesine” ulaşması  mümkün değil.  O halde CHP için resmi ideolojiyi gözden geçirme zamanı çoktan geldi ve geçiyor. Köklü bir değişiklik elbette beklemiyorum CHP yönetiminden; ama Kemalist paradigmayı revize etmeden bu partinin iflah olması mümkün değil. Bunu anlamak için illa da her seçimde yenilmek gerekmiyor. Birazcık değişim arzusu, birazcık başarma isteği CHP’yi yerinden kıpırdatabilir. Bu hiç zor değil.