• 2.11.2013 00:00
  • (3402)

 Başörtüsü yasağının tarihe karıştığı gün Hürriyet gazetesinde rastladığım “Eve teslim ücretsiz Atatürk seti” ilanı, trajikomik geldi bana; devlete egemen olan ayrıcalıklı bir çevre, hastalıklı bir geriye dönüş duygusu içinde yaşıyor. Son günlerde bunun değişik örneklerine çok sık rastlamaya başladık. Neredeyse her gün duyduğumuz, konuşmaya “Atatürk yaşasaydı…” sözleriyle başlayan bir ruh halinden bahsediyorum. Şafak Pavey’in Meclis’te yaptığı konuşmada da dile gelen bir zihniyet dünyası bu; Pavey, başörtülü genç kızlara karşı duyduğu soğukluğu, nefret dolu, aşağılayıcı hislerini, Atatürk’e bağlayarak yansıtmaya çalıştı. CHP’li Pavey, Canan Arıtman, Birgül Ayman Güler gibi nice “Cumhuriyet kadını”, her fırsatta ırkçı hislerini, Atatürk aracılığıyla siyasete ve topluma yansıtıyor. Atatürk, meşruiyet sağlayıcı bir simge işlevini görüyor burada. Ötekileştiren fikir ve görüşleri, Atatürk’ün “kutsal” ışınlarına tutarak parlatmaya çalışıyorlar.

Ancak bu yaklaşımın toplumda eskisi gibi karşılık bulduğu söylenemez. CHP yönetiminin Meclis’teki son tutumu da bunu gösteriyor. 14 yıl önce Merve Kavakçı’ya karşı gösterilen insanlık dışı tepkinin aynısına düşmemeye özen göstermeye çalıştılar. Bunun nedeni başörtüsüne tavır almaları durumunda halkın bunu cezasız bırakmayacağı endişesi. Milletin vekilini Meclis’ten kovan Ecevit’in DSP’sinin seçim barajını aşamayarak siyasetten silindiğini gayet iyi hatırlıyorlar. Meclis’ten kovdukları siyasi gelenek daha güçlü bir şekilde Meclis’e döndü, ancak kovanlar bir daha Meclis’e giremedi. Bu siyasi tecrübe, CHP yöneticilerinin 14 yıl önceki bir hatayı tekrarlamalarını kısmen engelledi, fakat aynı tecrübe CHP zihniyetini değiştirmeye yetmedi. CHP’nin en demokrat isimlerinin vardığı nokta ancak Meclis’in başörtüsüne “tahammül” etmesi, “hoşgörüyle” yaklaşması ve bu “farklı” unsura tolerans göstermesi gerektiği yönünde. Hâlâ bunun bir “hak” olduğunu görmezden geliyorlar. Başörtüsüne sıra dışı bir kimlik muamelesi yapmaya başladılar. CHP’nin zihniyet atlasında başörtüsü “farklı” bir unsur gibi görünüyor; oysa başörtüsü yıllardır bütün sıradanlığı ile hayatın tam içinde! Bu giyinme biçimi binlerce yıllık bir yaşam tarzını yansıtıyor.

Asıl “farklı” olan unsur başörtüsünü dışlayan, farklılaştıran, ötekileştiren ve hayatın ve siyasetin dışına atan, topluma yabancılaşan CHP zihniyetidir. Bugün başarılan aslında yıllardır süren bir ayrımcılığın, hatta ırkçı uygulamanın düzeltilmesidir. AK Parti’nin üçüncü iktidar döneminin sonunda bu uygulamayı düzeltmiş olması, bu konuda amaçlarının üzüm yemek olduğunu gösterir sadece, bağcıyı dövmek değil. Başörtüsü yasağını kaldırmaya girişen AK Parti kapatılmakla karşı karşıya kalmıştı. Başörtüsünü kaldırma girişimleri her seferinde eski rejimin güç merkezleri tarafından iktidarı devirme gerekçesine dönüştürülmeye çalışıldı. Buna rağmen önceki gün Meclis’e başörtüsüyle gelen kadın vekilleri hâlâ “Neden şimdi?”, “Hidayete yeni mi erdiler” diye sorgulayan utanmaz kalemler var. “Peki Aleviler ne olacak?” diyerek hükümeti tutarsızlıkla suçlayanlar da az değil. Ancak yakın tarihin henüz toz tutmamış sayfalarını çevirdiğimizde, bu kalemlerin neredeyse tümünün Merve Kavakçı’ya en çok hakaret eden isimler olduğunu görüyoruz. Başörtüsü yasağını en hararetli şekilde bu kalemler savunmuş. Yine de eskisi gibi başörtüsüne hakaret yağdırmamaları, bu yasağı fütursuzca desteklememeleri - en azından üslupta bile olsa - önemli bir değişim, kayda değer bir gelişme sayılabilir. Buna da şükür!